Yeni Ambalajlı Eski Bir Kaos
150 YILDIR İNGİLİZ SİYONİZM-KEMALİZM PARANTEZİNE ALINMIŞ VE ZİHNİYET HARİTALARI İBLİS’İN ALGORİTMASI İLE KOTLANMIŞ OLANLARIN SON SİYASİ HAMLESİ...
HELÂL DAİRESİNDE YAŞAMAK KURTULUŞA, HARAMLAR İSE FELAKETE SÜRÜKLER
Kiraları konut sahipliğinin düşük olması yükseltiyor
SEÇERSEN
NEZAKET VE ZARAFET
Kaleme Yemin Olsun ki… (Alzheimer/Demans)
MESELELERE KUR’AN PENCERESİNDEN BAKMAK
MİLLÎ İRADE DİNÎ İRADE İLE AYAKTA DURUR
Özbekistan’da Rakamlarla Gelişmeler
Bu Ne Perhiz ? Bu Ne Lahana Turşusu ?
NATO Zirvesinin Zırvalayanları
YAZMA ESERLERİN İZİNDE
Konya’da iyi ki belediyeler var! Vatandaş ekmek ve etliekmek zammına tepkili…
DÜNYA KUPASI VE MİLLİ TAKIM:
MİZAHIN MİZANI
AYDOĞDU’DAN DÜNYA BELEDİYELER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA…
İĞNE ELİMDEYDİ, SÖKÜĞÜ GÖREMEDİM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
Lâle Devri (1718-1730) denen kısa dönemin başında, Topkapı Sarayının Enderun avlusunda yapılan III. Ahmed Kütüphanesi için çini bulunamadığından Kara Mustafa Paşa Yalısından sökülen çinilerin kullanılmış olması ilginçtir. Çiniciliği eski parlaklığına kavuşturmak amacıyla Sadra- zam Nevşehirli İbrahim Paşanın harekete geçmesi ve Tekfur Sarayında bir çini kârhanesi (atölye) kurularak çini üretimine başlanması bundan sonradır. Tekfur Sarayı çinileri, kirli mavimsi bir zemin üzerine yeşil, mavi, soluk kırmızı ve san renklerle işlenen desenler ve başarılı olmayan bir sır tabakası yansıtır. Bunların en temiz örnekleri, ünlü Sultanahmet Çeşmesinde, Hekim oğlu Ali Paşa Camiinde görülmektedir. Eyüp'te Cezeri Kasım Camiindeki Kabe betimlemeli çini panoda ise İznikli ustaların sonuncularından olan "Osman bin Ahmed el-İznik" imzası vardır.
1750'lerden itibaren, Osmanlı çini ve seramik sanatının merkezi Kütahya olmuşsa da burada üretilen çiniler İznik, hatta Tekfur Sarayı üretimlerinin kalitesine ulaşamamıştır. Buna karşılık, Kütahya çiniciliğinin kesintisiz olarak 20. Yüzyıla kadar devamı, Türklerin Ortaasya'dan beri taşıdıkları ulusal bir sanatı, Selçuklu ve Osmanlı sanatları içinde, Konya-İznik-Kütahya merkezli olarak yaşatabildiklerini düşündürmektedir.
İznik Çinilerinin Türleri: Milet İşi, Haliç işi, şam işi ve sonrası
İznik çini atölyelerinde 14. yüzyıl ortalarından 15. yüzyıl sonlarına değin yaklaşık yüz elli yıl boyunca üretilen keramik türleri "Milet işi" olarak anılır. Bu yanlış adın verilmesine neden, araştırma ve bulguların kesin sonuçları alınmazdan önce bu tür örneklerinin Millet'e yapılmış sanılmasıdır. Milet işi İznik keramiklerinin 14. yüzyila ait en eski örnekleri çömlekçi işi kırmızı hamurdan, slip bezemeli ve tek renk sırlıdır. Bunlarda Anadolu Selçuklu keramiklerinin etkisi barızdır. Kap formundaki keramiklerin içleri tamamen, dış yüzeyleri yarıya kadar sırlıdır. Sır altı bezemeleri, kobalt mavisi veya lacivert üzerine
sarı, yeşil, firuze, beyaz renklerde Rumiler ve bitkisel motifler yansıtır. Milet işi İznik keramiklerinin, sanatsal değerlerine karşılık yapıldıkları dönemin gündelik yaşam gereksinimleri için üretilmiş olması ilginçtir. Bu gerçek, o dönemin yaşam ve gelir düzeyi konusunda da bir fikir verebilir. Milet işi kase ve tabaklarin, 14. ve 15. yüzyillara ait, sağlam denecek durumda nadir örnekleri günümüze ulaşmış olup
bunlardan birkaçı Çinili Köşk'tedir. Beyaz zemin üstüne, mor, koyu ve açık mavi renklerde çarkıfelek ve spiraller, stilize çiçek motifleri ve bordürlerle bezeli bu örnekler, 14. Yüzyıl sonu - 15 Yüzyıl başı itibariyle İznik çiniciliğinin ne denli olgun ve üsluplu bir düzeye ulaşmış olduğunun kanıtlarıdır.
İznik çiniciliğinin kluazone denilen, 15. Yüzyıl sonu- 16. Yüzyıl başı arasındaki kısa döneminde ünlü "mavi-beyaz" çinilerin egemenliği söz konusudur. Bu yeni dönemin en belirgin özelliği, keramik yapımında kullanılan kırmızı toprağın yerine, Çin'de kullanılan ince kilin kullanılmasıdır. Buna bağlı olarak boyama, desenlendirme ve sırlama tekniklerinde de önemli aşamalar elde edildiği anlaşılmaktadır. Uzmanlar, bu önemli değişimi, Çiniden, aynı döneme ait Ming porselenleri getirilerek bunların örnek alınmış olabileceğine bağlayarak açıklamaktadırlar. Desenler arasında görülen Çintamani ve Çin bulutu motifleri de bu varsayımın bir başka kanıtı sayılmaktadır. Diger yandan bu yeni üslupta, Rumı, Hatayı kompozisyonları yer almış; kavanoz, sürahi, kap, tabak formları yanında o dönemde Şam'da ve Mısır'da yapılmakta olan Memlük üslubu çini kandillere benzeyen, üzerleri Küfi ve Nesih yazılı, vazo biçiminde cami kandilleri de yapılmıştır.
Doğal ki aynı dönemde, söz konusu sert beyaz hamurdan, Bursa'da ve Edirne'de yapılan cami ve türbelerin dekorasyonları için de mavi-beyaz çini karo, bordür, alınlık, pano, levha ve tepeliklerin en güzel örnekleri yine İznik'te üretilmiştir.
75. YILLIK GAZETECİLİK İLGİM VE YENİ KONYA GAZETESİ
TÜRKİYE SELÇUKLULARI VE KONYA KİTABI
YILDIZ PORSELEN FABRİKASI (ÇİNİ FABRİKA-İ HÜMAYUNU)
YILDIZ ŞELALE
KONYA’DA MODELİSTLİK – STİLİSTLİK SANATI
KONYA VE ANADOLU’DA ÇİNİ ve LÜLECİLİK SANATI
KONYA VE ANADOLU’DA ÇİNİ ve LÜLECİLİK SANATI
KONYA VE ANADOLU’DA ÇİNİ ve LÜLECİLİK SANATI
KONYA VE ANADOLU’DA ÇİNİ ve LÜLECİLİK SANATI
SANAT ve SANATTA İLAHÎ GÜZELLİK