DOLAR
47,338 TL
EURO
53,744 TL
STERLİN
63,007 TL
GRAM
6.184 TL
ÇEYREK
10.163 TL
YARIM
20.233 TL
CUMHURİYET
40.156 TL
Ali Ayvat
Ali Ayvat
ali.ayvat@yenikonya.com.tr
27 Temmuz 2026 Pazartesi günü yayınlandı

Kiraları konut sahipliğinin düşük olması yükseltiyor

Enflasyon oranlarının istenilen seviyelere düşürülememesini etkileyen üç temel faktör vardır. Bunlardan birincisi emlak kiralarındaki yükseklik, ikincisi gıda fiyatlarındaki yükseklik, üçüncüsü ise enerji fiyatlarındaki yüksekliktir. Bu üç parametrenin ortak noktası ise arz yetersizliğidir. Avrupa Birliği ve OECD ülkelerinde konut sahipliği oranlarının yüzde 70'lerin üzerinde olduğu dikkate alındığında maalesef ülkemiz yüzde 60'ların altında kalarak oldukça düşük bir seviyeye sahiptir.

Dolayısıyla ev sahipliği oranının düşük olması kiralık konut ve iş yeri talebini artırarak hem fiyatları hem de enflasyonu yükseltiyor. Kira kaynaklı enflasyon oranını düşmemesinin tam olarak sebebi de budur. Özellikle dar gelirli vatandaşların ücret gelirlerindeki artışla kira fiyatlarındaki artış ölçüşmediğinden dolayı da yüksek kiralar dezavantajlı gruplar aleyhine her geçen gün bozulmaktadır.

Son yıllarda TOKİ'nin yapmış olduğu olağanüstü çalışmalar konut edinme oranını yükseltmeye devam etse de hala yeterli seviyeye ulaşılamamıştır. Buradaki bir başka sorun ise yüksek konut maliyetlerinin kiralara yansıtılmış olmasıdır. Konut edinmede ucuz finansman yöntemleri ve arsa üremim modelleri devreye alınmadan bu sorunun çözülmesi pek mümkün görülmüyor. Neticede kira fiyatı belirleyen taleptir.

Gayrimenkule erişim zorlaştıkça fiyatlar kentliğinden yükselmeye devam edecektir. Bu sorunu çözmek için hükümetin açıklamış olduğu kiralık kamu konutu stokunu hızlı bir şekilde artırmak hatta ve hatta belediyelerin her yıl belli bir oranda konut üretimini zorunlu hale getirmek gerekir. Ayrıca konut edinmeyi kolaylaştıracak vatandaşların gelir seviyelerine göre yeni finansman modelleri bulmak gerekir. Ülkemizdeki zenginlerden fakirlere doğru akan acımasız servet transferleri de dikkate alınarak uygulamaya konulacak politikalar sadece ve sadece alt gelir gruplarına yönelik olmalıdır.

Çünkü alt gelir gruplarındaki ev sahipliği oranı düştükçe konut sektöründeki fiyatlar yüksek kalmaya devam edecektir. Toparlayacak olursak sosyal konut edinmeyi önceleyen, kiralık konuta ulaşmayı kolaylaştıran konut politikalarını hızlandırarak piyasalardaki fiyat artışları balanslanmalıdır. Bunun için yapılması gereken en önemli şey ise gayrimenkul piyasasında konut sahipliğini artıracak katılım sistemleri gibi faizsiz finansman modelleri geliştirmektir.

Yazarın Diğer Yazıları