Yeni Ambalajlı Eski Bir Kaos
Son aylarda sosyal medyada özellikle genç seçmene yönelik dikkat çekici bir 90'lar nostaljisi oluşturulmaya çalışılıyor. Dönemin pop şarkıları, neon renkli kıyafetleri ve kaset kültürü öne çıkarılarak "ah ne güzel yıllarmış" algısı inşa ediliyor. Oysa bu nostalji, dönemin acı gerçeklerini büyük ölçüde görmezden geliyor. Daha da önemlisi, o yılları yöneten siyasi anlayış ile bugün farklı isimler altında siyaset yapan anlayış arasında hiçbir bağ yokmuş gibi bir tablo çiziliyor.
Gerçekte ise isimler değişse de siyasi gelenek değişmedi. 1980 darbesiyle kapatılan CHP'nin siyasi çizgisi SHP çatısı altında devam etti, ardından DSP aynı gelenekten doğdu, daha sonra CHP yeniden siyaset sahnesine döndü. Bugün de CHP'den ayrılarak kurulan Yeni Parti, kendisini yeni bir başlangıç olarak sunuyor. Ancak geçmişte olduğu gibi bugün de değişen yalnızca tabela; siyasi zihniyet aynı çizgide varlığını sürdürüyor. Bu nedenle 90'lı yılları değerlendirirken yalnızca dönemin müziklerini değil, ülkenin nasıl yönetildiğini de hatırlamak gerekiyor.
Bizim kuşağımız için 90'lar; istikrarın değil, belirsizliğin yıllarıydı.
Her sabah ya bir koalisyon krizine ya da faili meçhul bir cinayet haberine uyanırdık. Hükümetler kuruluyor, dağılıyor; Ankara'daki siyasi hesaplaşmaların bedelini ise Anadolu'nun dar gelirli insanı ödüyordu. Hukuka olan güven sarsılmış, devlet otoritesi ciddi şekilde zayıflamıştı.
1996 yılında Susurluk'ta meydana gelen trafik kazasıyla devlet-siyaset-mafya ilişkileri bütün çıplaklığıyla ortaya saçıldı. Devlet otoritesi zayıflayınca yalnızca mafya değil, bürokratik örgütlenmeler de güç kazandı. Sonraki yıllarda FETÖ olarak karşımıza çıkan yapılanmanın devlet kadrolarında büyümesi de bu otorite boşluğundan bağımsız değerlendirilemez. Sonraki dönemde bu yapının devlet kurumlarından tasfiye edilmesi ise uzun ve zorlu bir mücadeleyi gerektirdi.
Bugün sosyal medyada romantize edilen 90'lar, gerçekte devlet otoritesinin ciddi biçimde sorgulandığı bir dönemdi.
Ekonomi ise çok daha ağır bir tablo ortaya koyuyordu. Yüksek enflasyon nedeniyle maaşlar birkaç ayda değil, bazen birkaç günde değer kaybediyordu. Marketlerde fiyat etiketleri sürekli değişiyor, vatandaş cebindeki paranın eriyişini çaresizce izliyordu. 1994 yılında alınan 5 Nisan Kararları ile döviz fırladı, binlerce iş yeri kapandı, fabrikalar üretimi durdurdu ve işsizlik hızla arttı.
O dönemde ülkeyi yöneten koalisyonların önemli ortaklarından biri, CHP'nin devamı niteliğindeki SHP idi. Daha sonra aynı siyasi gelenek DSP ile iktidar ortağı olmaya devam etti. Bugün 90'lı yılları refah dönemi gibi anlatmaya çalışan anlayışın, o yıllarda ülkenin ekonomik yönetiminde doğrudan sorumluluk taşıdığı gerçeği göz ardı edilemez.
Bugün gençlere "özlenen 90'lar" diye sunulan dönem, milyonlarca insanın her gün biraz daha fakirleştiği yıllardı.
Yerel yönetimlerde de tablo farklı değildi. İstanbul Ümraniye'de yıllarca ihmal edilen çöp depolama alanında meydana gelen metan gazı patlaması sonucu çöp yığını evlerin üzerine çöktü ve 39 vatandaş hayatını kaybetti. Bu facia, plansızlığın ve ihmalkârlığın sembollerinden biri olarak buraya not düşüyorum. Çöp faciasının yaşandığı yıl İstanbul'u CHP'nin yeni partisi SHP yönetiyordu.
DSP koalisyon hükümeti, 1999 Marmara Depremi'nde ağır bir sınav verdi. On binlerce insan enkaz altında yaşamını yitirirken devletin organizasyon kapasitesi yok denecek kadar azdı. Deprem sonrasında getirilen özel iletişim vergisinin kullanım şekli de yıllarca tartışıldı. Bugün "Ahbap" ekseninde yürütülen tartışmalarda öne çıkan söylemlerin benzerleri, 1999 depremi sonrasında da medya ve siyaset üzerinden kamuoyuna taşınmıştı. Dönemler değişse de aynı tartışma dili ve benzer aktörlerin kamuoyu oluşturma çabaları dikkat çekiyor. Değişen çoğu zaman araçlardır; değişmeyen ise bu zihniyetin algı üretme yöntemidir. Aynı zihniyetin yıllar sonra bir başka depremi fırsat bilerek ahbap vurgunu yapmalarına şaşırmıyorum.
Eğitim sistemi de siyasi hesaplaşmaların bedelini ödedi. 8 yıllık kesintisiz eğitim uygulaması hazırlıksız hayata geçirilirken birçok okulda sınıf mevcutları olağanüstü seviyelere ulaştı. Katsayı uygulaması nedeniyle özellikle meslek lisesi ve imam hatip öğrencilerinin üniversiteye erişimi ciddi biçimde engellendi. Sanayi ise yıllarca nitelikli ara eleman bulmakta zorlandı. Bu kör cehaletin aldığı kararların etkilerini bugün en şiddetli şekilde yaşamaya devam ediyoruz.
DSP'nin iktidarda olduğu 1999 yılında üniversite sınavı sorularının çalınması ve sınavın iptal edilmesi ise milyonlarca gencin devlete olan güvenini sarstı. Eğitim sistemi, fırsat eşitliği sağlayan bir alan olmaktan uzaklaşarak siyasi tartışmaların merkezine yerleşti. YÖK Kemal Gürüz döneminde 28 Şubat darbe kararlarını uygulayan kurum haline geldi.
Bugün gençlere özgürlük ve fırsat eşitliği söylemiyle seslenen siyasi anlayışın geçmişte eğitim alanında bıraktığı miras da unutulmamalıdır.
Bugün sosyal medyada oluşturulmaya çalışılan 90'lar nostaljisi, dönemin müziklerini ve renkli görüntülerini öne çıkarırken; ekonomik krizleri, faili meçhul cinayetleri, koalisyon istikrarsızlığını, eğitimde yaşanan adaletsizlikleri, belediyecilik facialarını ve devlet yönetimindeki zaafları bilinçli şekilde geri plana itiyor.
Elbette hiçbir dönem kusursuz değildir ve son 24 yılda da tartışılabilecek pek çok uygulama vardır. Ancak inkâr edilemeyecek gerçek şudur ki; uzun yıllar Türkiye'nin kronik sorunu haline gelen yüksek enflasyon, siyasi istikrarsızlık, koalisyon krizleri ve birçok yapısal problem Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yönetiminde çözülmeye veya önemli ölçüde azaltılmaya çalışılmıştır. Bugünkü tartışmaları sağlıklı yapabilmek için önce geçmişi doğru hatırlamak gerekir.
Dün SHP denildi, sonra DSP denildi, ardından yeniden CHP denildi. Bugün ise Yeni Parti deniliyor. İsimler değişebilir, logolar yenilenebilir, tabelalar değiştirilebilir. Ancak bir siyasi geleneği değerlendiren şey adı değil, iktidarda bıraktığı izdir. Yeni Parti gençler üzerinde soyla medya aracılığıyla algı yapmak yerine içinde bulunduğu siyasi geleneğin geçmişteki enkazını görmeli ve gerçeklerle halkın karşısına çıkmalıdır.
Bugün sosyal medyada '90'lar ne güzeldi' algısı yapanlar, o dönemde ülkeyi yöneten siyasi geleneğin devamıdır.
Unutursan tekrar yaşarsın!
Yazarın Diğer Yazıları