DOLAR
44,87
EURO
51,69
STERLİN
60,02
GRAM
7.113,95
ÇEYREK
11.739,13
YARIM ALTIN
23.400,00
CUMHURİYET ALTINI
46.600,78
Hüseyin Baş
Hüseyin Baş
huseyinbas@gmail.com
19 Mart 2026 Perşembe günü yayınlandı
DİĞER YAZARLARIMIZ

Petrodoların Kanlı Tasfiyesi

18 Mart 2026 günü Riyad'dan yükselen ortak bildiri, tarihin en büyük jeopolitik kırılmalarından birinin diplomatik tescili niteliğindeydi. Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan, Mısır ve Azerbaycan'ın da aralarında bulunduğu 12 ülkenin Dışişleri Bakanları; İran'ın balistik füzeler ve İHA'larla sivil altyapıyı, enerji tesislerini ve havalimanlarını hedef alan "kasıtlı" saldırılarını en sert dille kınadı.

İran saldırıyor, bölge savunmaya geçiyor. Ancak bu denklemin ötesinde, kimsenin sormaya cesaret edemediği o yakıcı soru duruyor: ABD'nin 50 yıllık "koruması" altındaki müttefikler, neden bizzat ABD'nin başlattığı bir savaşın enkazı altında kalıyor? Hedefte gerçekten İran mı var, yoksa saf değiştiren Arap ülkeleri mi?

Meseleyi anlamak için 1974 yılına, Henry Kissinger ile Kral Faysal arasındaki o gizli mutabakata dönmeliyiz. "Petrodolar" sistemi basitti: Dünya petrolü sadece dolarla alacak, karşılığında ABD bu ülkeleri askeri olarak koruyacaktı. Zamanla petrol dışındaki tüm ithalat ve ihracat ürünleri de dolarla alınıp satılmaya başlandı. Bu durum, hiçbir emek sarf etmeden dünyanın yeni "şımarık ergenine" altın tepside bir dünya hakimiyeti sundu. 50 yıl boyunca bu kağıt parçaları sayesinde ABD sınırsızca borçlandı, dünya ise karşılıksız dolar biriktirdi.

Bu sistemden sapanın başına ne geldiğini 2000 yılında petrolü Euro ile satmaya kalkan Saddam Hüseyin'in akıbetinden biliyoruz. ABD, gerçekte doları terk ettiği için Saddam'ı kendi kurduğu mahkemeler ve kendi atadığı yargıçlar eliyle astı; derenin ördeğini, derenin taşıyla vurdu.

Dünya dolar hakimiyetini bitirme isteğinden asla vazgeçmedi, ancak bu bedeli ağır bir yoldu. Türkiye'de merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan, "Altın Lira” çıkışından hemen sonra kendi ordusu ve ülkedeki mutlu azınlık tarafından iktidardan edildi. Erbakan Hoca'nın bu hamlesi, 28 Şubat tanklarının sokağa çıkmasına ve Refah Partisi'nin kapatılmasına giden süreci tetikledi. 

Aynı şekilde, "Dünya beşten büyüktür" diyerek küresel sisteme bayrak açan Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve iktidarı; önce Gezi Parkı olayları gibi seküler zihniyetin sokak kalkışmalarıyla, ardından 15 Temmuz hain darbe girişimiyle indirilmek istendi. Tüm bu gayretler, dolarla kurulan ve ülkeleri birer sömürge haline getiren sisteme karşı duranlara yönelik planlı eylemlerdi.

Son beş yılda sadece "düşmanlar" değil, ABD'nin en sadık müttefikleri de bu boyunduruktan çıkmaya başladı. İran'ın Çin ile 25 yıllık anlaşması, Suudi Arabistan'ın Yuan üzerinden petrol satışı ve BAE ile Bahreyn'in BRICS hamleleri, dünya ticaretinin %20'sini bir anda dolar dışına kaydırdı. 

Bu sessiz isyana verilen cevap gecikmedi. Şubat 2026'da ABD, Venezuela petrolünü kontrol altına alıp kendi enerji arzını garantiye alır almaz bölgeyi ateşe verdi. İsrail ve ABD İran'ı vurdu, İran karşılık verdi. Ancak yanan İran değil; Çin ile anlaşan Suudi Arabistan, BAE ve Katar oldu. 

Bu "cezalandırma" operasyonunun en çarpıcı örneği ise geçtiğimiz saatlerde yaşandı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Riyad'da Suudi mevkidaşı Faysal bin Ferhan ve Ürdünlü mevkidaşı Eymen es-Safedi ile bölgedeki tırmanmayı durdurmak için bir araya geldiği esnada, Riyad semalarında 4 balistik füze imha edildi. Suudi Savunma Bakanlığı, füzelerin kaynağını belirtmese de mesaj çok netti: Türkiye'nin öncülük ettiği diplomatik koordinasyona, sahadaki füzelerle misilleme yapılıyordu. Türkiye, Hakan Fidan ve ekibi bölgedeyken gerçekleşen bu saldırıyı not almış ve günü geldiğinde hesabını soracaktır. Barıştan ve sükunetten başka amacı olmayan bu görüşmeleri sabote etmek İran'ın çıkarına değildir. Ankara'nın ve bölge aktörlerinin "ortak duruş" sergilediği masaya, müttefik görünen güçler tarafından füze şarapnelleri düşürülmesi bölgesel istikrarın haritasını değiştirmeyecektir. 

Riyad'daki Bakanlar toplantısından çıkan "meşru müdafaa" vurgulu bildiri, aslında savaşın seyrinin değişeceğinin ve durumun İran için daha da kritik hale geleceğinin göstergesidir. 

Bu savaş, müttefiklerin altyapısını yıkarak onlara "hizaya gel" mesajı veren planlı bir cezalandırma sürecidir. Körfez ülkeleri şu soruyu sormalı: Eğer ABD bizi koruyorsa, neden bizim başkentimize füzeler düşüyor? Görünen o ki, koruma kalkanı artık bir kafese dönüşmüş durumda ve o kafesin anahtarı artık doların değil, yeni bir dünya düzeninin elindedir. Evet, dünya "Beşten Büyüktür”. 


 

Yazarın Diğer Yazıları