DOLAR
43,91
EURO
51,85
STERLİN
59,50
GRAM
7.410,22
ÇEYREK
12.228,71
YARIM ALTIN
24.375,90
CUMHURİYET ALTINI
48.544,28
Hüseyin Baş
Hüseyin Baş
huseyinbas@gmail.com
26 Şubat 2026 Perşembe günü yayınlandı
DİĞER YAZARLARIMIZ

Seküler Ahmaklığın NEET İhaneti

Bugün sanayiciyle konuşun. Size aynı cümleyi kuracaktır: "Makine var, sipariş var ama çalıştıracak adam yok.” Bu cümle bir ekonomik arıza değil; yıllar önce yapılan bir tercihin sonucudur. Adı konulmamış bir ihanetin gecikmiş faturasını hep birlikte ödüyoruz.

28 Şubat süreci sadece hükümet deviren bir müdahale değildi. O dönem, toplumun üretim refleksine yönelen sistematik bir baskı dönemiydi. Eğitim yeniden şekillendirildi, meslek liseleri itibarsızlaştırıldı, katsayı duvarı örüldü. Teknik insan kaynağı akışı bilinçli ya da bilinçsiz biçimde daraltıldı.

Bir ülke üniversite mezunu fazlası verip tornacı, kaynakçı, makine operatörü bulamıyorsa burada yapısal bir kırılma vardır. Gençleri meslekten uzaklaştırıp herkesi diploma yarışına sokarsanız, ortaya diploması olan ama becerisi olmayan bir kitle çıkar. Bugün "NEET” diye adlandırılan ne eğitimde ne istihdamda yer alan genç nüfus artışı bunun göstergesidir.

NEET yalnızca sosyolojik bir kavram değildir. Üretimden kopmuş, umudunu kaybetmiş, yönsüz bırakılmış gençliğin adıdır. Bu tablo tesadüfi değildir. Mesleki eğitimin önünü kapatır, katsayıyla yön verir, teknik alanları ikinci sınıf gösterirseniz sonuç budur.

28 Şubat döneminde yalnızca eğitim değil, üretim sermayesi de baskı altına alındı. Anadolu'da yükselen, yatırım yapan, fabrika kuran girişimciler "etiketleme” yoluyla sindirildi. Kredi erişimleri zorlaştırıldı, güven iklimi zedelendi. Üretim ekonomisi baskılanırken finansal kırılganlık büyüdü. 2001 kriziyle patlayan mali tablo, bu zeminde filizlendi.

Bugün yaşadığımız kalifiye eleman açığı, genç işsizliği ve üretim maliyetlerindeki artış birbirinden bağımsız değildir. Zincirin ilk halkası eğitimdir. O halka zayıfladığında, fabrika da zayıflar, ekonomi de.

Genç işsizliği yalnızca ekonomik sorun değildir; sosyal istikrarsızlık riskidir. Üretimden kopmuş genç nüfus, ülkenin potansiyel enerjisinin boşa akması demektir. Bu enerji doğru yönlendirilmezse toplumsal gerilim üretir. Bugün seküler cehaletin İslam düşmanlığını bahane ederek ortaya koyduğu ihanetin en büyük etkisini hep birlikte yaşıyoruz. Gençler sadece üretim tezgahlarından uzaklaştırılmadı, aynı zamanda geleceği olmayan sokak tezgahlarına yem edildi.

28 Şubat'ın siyasi ömrü kısa sürdü denebilir. Ancak ekonomik ve sosyolojik etkileri uzun soluklu oldu. Meslek liselerinin kaybettiği prestij, teknik eğitimin kırılan itibarı, gençliğin yön kaybı… Bunlar birkaç yıl içinde telafi edilecek başlıklar değildir. Etkisi onlarca yıldır eşiğimizi aşındırıyor. Seküler ahmaklığın ihanetiyle ortaya çıkan bu etki 28 Şubat sürecinin en tehlikeli sonucu olmuştur. Zira ülkenin geleceğini şekillendirecek üretim bantlarının başlarında eleman bulmak imkânsız hale gelmiştir.

Bu nedenle mesele geçmişi tartışmak değil; hatayı doğru teşhis etmektir. Eğer eğitim–üretim bağını yeniden güçlendirmezsek, mesleki eğitimi yeniden stratejik öncelik haline getirmezsek, NEET sorunu büyümeye devam eder.

MÜSİAD Başkanı Sayın Burhan Özdemir bir açıklamasında 12 yıllık kesintisiz eğitim garabetine vurgu yapmış ve şunları söylemişti: "Gençlerimiz işgücüne daha erken katılmalı. Eğitim zorunluluğu esnetilmeli, öğrenciler pratik becerilerle piyasaya daha hızlı adapte olmalılar. Eğitim içeriği yeniden tasarlanmalı. Yani bir kere 12 yıllık kesintisiz eğitim sistemi yanlış bir uygulama. Ülkeye herhangi bir faydası yok. Tornacı, teknisyen, kalifiye eleman bulunamıyor. Ara eleman krizi var. Bu da üretimi doğrudan etkiliyor,”

Özdemir'in açıklamalarına aynen katılıyorum. Milli Eğitim Bakanı Sayın Yusuf Tekin'in bu konuda bir çalışma yaptırdığını daha önce açıklamıştı. Artık bu konu ülke gündeminden çıkarılmalıdır. Seküler ahmaklığın ihanetine son verilmelidir.


Yazarın Diğer Yazıları