DOLAR
44,853 TL
EURO
53,036 TL
STERLİN
61,022 TL
GRAM
7.003 TL
ÇEYREK
11.567 TL
YARIM
23.133 TL
CUMHURİYET
45.916 TL
Hüseyin Baş
Hüseyin Baş
huseyinbas@gmail.com
17 Nisan 2026 Cuma günü yayınlandı
DİĞER YAZARLARIMIZ

Gelecek İnfaz Edildi

Kahramanmaraş'ta bir okulda yaşanan ve bir çocuğun, aralarında bir öğretmenin de bulunduğu 10 kişiyi katledip 20 kişiyi yaralamasıyla sonuçlanan o korkunç olay, sadece anlık bir asayiş sorunu değil, yıllardır süregelen sistemik bir çöküşün acı faturasıdır. Bu vahim tabloya bakıp tek suçluyu sosyal medya olarak göstermek, sorunun asıl kaynağını kasten göz ardı etmektir. Sosyal medya bu kitle için sadece bir motivasyon aracıdır; asıl mesele, 28 Şubat zihniyetinin eğitim sistemimiz üzerinde kurduğu tahakkümün, dini ve ahlaki değerleri dışlayan dayatmacı eğitim modelinin yarattığı büyük yıkımdır.

Öldürülen ve yaralanan herkese, bu imtihanla sarsılan anne ve babalara, aynı okulda okuyan travma içindeki çocuklara içim yanıyor. Bu olay, toplumsal bir tükenmişliğin ve manevi bir batışın neticesidir. Bu yozlaşmanın önüne geçmek, sadece belirli makamlardaki insanların omuzlarına yüklenecek bir mesele de değildir. Suçlayıcı ve çözümsüz eleştiri, sorunun çözümünü bulandırmaktan başka işe yaramaz; insanların istifası ya da makam bırakması da köklü bir çözüm sunmayacaktır. Bugün çocuklar okula gitmek istemiyor, yalanlar hızla yayılıyor ve evlatlarımız kendi okullarının hedefte olduğuna inanıyor. Bu cinnet halinden çıkışın tek yolu, toplumun kendi öz kodlarına dönmesidir.

28 Şubat darbesinin ana hedefi bu toplumun ahlak ve din eğitimiydi. O gün inancımıza savaş açan bu zihniyet, bugün sonuçlarını en acı şekilde tecrübe ettiğimiz "seküler ahlaksızlık" ve "seküler ahmaklık" bataklığını bizlere miras bıraktı. Ahlak, kişiyi yalnızken bile koruyan yegâne kalkan iken, bu kalkandan mahrum bırakılan ve milli değerlerine ters düşürülen sistem artık kendi canavarlarını üretmeye başlamıştır. Ancak bu dayatmacı, zorunlu eğitim sisteminin faturası yalnızca ahlaki yozlaşmayla da sınırlı kalmamış, ülkenin üretim çarklarını adeta felç etmiştir. Bugün sanayicilerimiz "Makine var, sipariş var ama çalıştıracak adam yok" diye feryat ediyorsa, bunun müsebbibi bellidir.

Gençleri meslekten koparıp herkesi içi boş bir diploma yarışına sokan eğitim garabeti, ne eğitimde ne de istihdamda yer alan koca bir kayıp nesil doğurmuştur. Üretimden kopmuş, umudunu kaybetmiş ve yönsüz bırakılmış bu gençlik tablosu bir tesadüf değildir. Eğitim ile üretim bağının koparılması sadece ekonomik bir mesele değil; çok büyük bir sosyal istikrarsızlık ve gerilim riskidir. Gençler sadece üretim tezgahlarından uzaklaştırılmadı, aynı zamanda geleceği olmayan karanlık sokaklara yem edildi.
Buradan devleti yönetenlere ve eğitim politikalarına yön verenlere açık bir çağrıda bulunuyorum: Zorunlu eğitim sisteminin getirdiği bu zorbalıktan derhal vazgeçilmelidir.

Eğitim içeriği, bu millete zehir olan seküler yaşam biçimi dayatmalarından arındırılarak milli değerlerimizle uyumlu hale getirilmeli, gençlerimizin pratik becerilerle işgücüne daha erken katılmasının önü açılmalıdır. Öte yandan, okullarımızı kan gölüne çeviren olayların tekrarlanmaması için acil yaptırımlar devreye sokulmalıdır. Bu tür eylemleri gerçekleştirenlerin eğitim hakları iptal edilmeli, mutlak ıslah şartı getirilmeli ve aileler de bu süreçten sorumlu tutulmalıdır. RTÜK'ün üzerine düşeni yapmasını, mafya dizilerini, ahlaksızlığı normalleştiren gündüz programlarına yönelik çalışma başlatmasını beklediğimizi özellikle belirtmek isterim.

Milli Eğitim Bakanı Sayın Yusuf Tekin ve İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi'nin bu konularda çalışmalar yaptığını biliyoruz ancak artık kaybedilecek vaktimiz kalmadı. Dünya bir yangın yerine dönmüşken, ülkemizin enerjisini bu karanlık kuyularda tüketmesine izin veremeyiz. Hem ahlaki erozyonu durdurmak hem can güvenliğimizi sağlamak hem de üretim tezgahlarımızı yeniden ayağa kaldırmak için bu zorunlu eğitim garabetine bir an önce son verilmelidir. 



 

Yazarın Diğer Yazıları