DOLAR
46,519 TL
EURO
53,333 TL
STERLİN
61,675 TL
GRAM
6.315 TL
ÇEYREK
10.424 TL
YARIM
20.695 TL
CUMHURİYET
41.220 TL
Enver Kömürcü
Enver Kömürcü
enverkomurcu@yenikonya.com.tr
17 Haziran 2026 Çarşamba günü yayınlandı
DİĞER YAZARLARIMIZ

HİCRET BİR YOLCULUK DEĞİL BİR DURUŞTUR HİCRET BİR TARİH DEĞİL BİR HAYAT TARZIDIR

 

 Hicret denildiğinde çoğu insanın aklına ilk olarak Hz. Peygamber Efendimiz'in (sallallahu aleyhi ve sellem) Mekke'den Medine'ye yaptığı kutlu yolculuk gelir. Elbette ki bu hicret, İslâm tarihinin dönüm noktalarından biridir. Bir medeniyetin doğuşuna, bir ümmetin inşasına ve İslâm devletinin kuruluşuna vesile olmuştur.Ancak hicreti sadece bir şehir değişikliği olarak görmek büyük bir eksikliktir.Çünkü hicret sadece Mekke'den Medine'ye gitmek değildir.Hicret,bâtıldan hakka geçmektir.Hicret,günahı terk etmektir.Hicret, nefsin esaretinden kurtulmaktır.Hicret,Allah'a (cc hu) yaklaşmak için yapılan her türlü fedakârlığın adıdır.

Hz.Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:Muhacir,Allah'ın yasakladığı şeyleri terk eden kimsedir. (Buhârî, Îmân, 4)

 Bu hadis-i şerif hicretin özünü ortaya koymaktadır.Demek ki gerçek muhacir, sadece evini terk eden değil,haramı terk edendir.Demek ki gerçek hicret, kilometrelerle değil, kalpte meydana gelen değişimle ölçülür.Bugün belki çoğumuz Mekke'den Medine'ye hicret edemeyiz. Ama hepimizin yapabileceği bir hicret vardır.Gıybetten hicret.Kibirden hicret.Yalandan hicret.Faizden hicret.İsraftan hicret.Tembellikten hicret.Gafletten hicret.İşte asıl ihtiyaç duyduğumuz hicret budur.Kur'ân-ı Kerîm'de Allah Teâlâ (cc hu)  şöyle buyurmaktadır:Pisliği, kötülüğü terk et.(Müddessir, 5)

Hz.Allah Teâlâ(cc hu)Hz.Peygamberine bile terk et emrini veriyorsa,bizlerin de hayatımızdaki yanlışları terk etmesi gerekmez mi?

 Bugün birçok insan hayatında değişiklik istiyor.Huzur istiyor.Bereket istiyor.Mutluluk istiyor.Fakat alışkanlıklarını değiştirmek istemiyor.Halbuki değişim olmadan gelişim olmaz.Terk etmeden elde etmek mümkün değildir.Tohum toprağa düşmeden başak olmaz.Kelebek kozasını terk etmeden uçamaz.İnsan da yanlışlarını terk etmeden olgunlaşamaz.Bu yüzden hicret, aynı zamanda cesaret işidir.Çünkü insanın en zor savaşı kendi nefsiyle yaptığı savaştır.Kimi insanlar ülkelerini terk eder ama nefislerini terk edemezler.Kimi insanlar şehirlerini değiştirir ama huylarını değiştiremezler.Kimi insanlar evlerini taşır ama kalplerindeki karanlığı taşıdıkları için huzuru bulamazlar.Oysa gerçek hicret içeride başlar.Kalpte başlar.Niyette başlar.Bakışta başlar.Düşüncede başlar.

İmam Rabbânî Hazretleri buyurur:Allah'a giden yol mesafelerle değil, nefis perdelerinin kalkmasıyla alınır.

 İşte hicret de bu perdeleri kaldırma mücadelesidir.Bugün ümmet olarak belki de yeniden hicret şuuruna ihtiyacımız vardır.Tüketim kültüründen üretim kültürüne hicret etmeliyiz.Tefrikadan vahdete hicret etmeliyiz.Torpilden,adam kayırmacılıktan kurtulup hakedene hakkını vermeye hicret etmeliyiz.Bilgisi,ilmi yok denecek kadar az olan insanları,bilgili ve donanımlı insanların önüne geçirmek için haketmedikleri notları vererek liyakatsiz insanları iş başına getirmek yerine,liyakate hicret etmeliyiz.Gafletten şuura hicret etmeliyiz.Nefis merkezli yaşamaktan Allah'a (cc hu) kulluk merkezli yaşamaya hicret etmeliyiz.Sadece bedenlerimizi değil, kalplerimizi de hicret ettirmeliyiz.Çünkü Medine'yi Medine yapan şey, insanların yer değiştirmesi değil; kalplerinin Allah'a yönelmesiydi.Bugün de bizim kurtuluşumuz adres değiştirmekte değil, istikamet değiştirmektedir.

 Çünkü insan bazen bulunduğu yerde kalır ama Allah'a doğru hicret eder.Bazen de dünyanın bir ucuna gider ama hâlâ nefsiyle aynı yerde durur.Öyleyse kendimize şu soruyu soralım.Ben hangi günahı terk ederek hicret edeceğim?Hangi kötü alışkanlığı bırakacağım?Hangi gafleti geride bırakacağım?Hangi yanlış düşünceden hakikate yöneleceğim?Çünkü hicret bitmemiştir.Kıyamete kadar devam edecektir.Her müminin içinde bir Mekke ve bir Medine vardır.Mesele, nefsin Mekke'sinden ihlâsın Medine'sine yürüyüp Mekkeyi fethetip,mükerrem insan olabilmektir.Mesele, günahın karanlığından takvânın aydınlığına geçebilmektir.Mesele, dünyaya kulluktan Allah'a kulluğa hicret edebilmektir.İşte o zaman hicret, tarihte kalmış bir hadise olmaktan çıkar, hayatımızı değiştiren bir duruş hâline gelir.

İşte ozaman insan anlar ki:Hicret sadece gidilen bir yol değildir. Hicret, yaşanan bir kulluktur.Hicret sadece bir tarih değildir. Hicret, müminin ömür boyu süren hayat tarzıdır.


Yazarın Diğer Yazıları