KÜRESEL SİYONİST OLİGARŞİNİN KAÇINILMAZ TASVİYESİ YOLUNDA TÜRK DEVLETİ’NİN STRATEJİK GÜÇ ÇARPANI AĞIRLIĞI
Sağlık turizmi katma değeri yüksek bir sektör haline geldi
YER GÖK ALBAYRAKTI!
KARA GECE
DARBELERİN GÖLGESİNDEN 15 TEMMUZ DİRİLİŞİNE
Taşkent’te Tarihi Toplantı : 1. Uluslararası İslam Medeniyeti Forumu
Allah Sonumuzu Hayreylesin
NATO Zirvesinin Zırvalayanları
YAZMA ESERLERİN İZİNDE
15 TEMMUZ İHANETİNİ, İŞGAL GİRİŞİMİNİ UNUTMAYACAĞIZ VE UNUTTURMAYACAĞIZ!
YARIŞ
Top Çevirirken; Şeytanın İnananlara Sağ Taraftan Attığı Goller
Konya’da iyi ki belediyeler var! Vatandaş ekmek ve etliekmek zammına tepkili…
DÜNYA KUPASI VE MİLLİ TAKIM:
MİZAHIN MİZANI
AYDOĞDU’DAN DÜNYA BELEDİYELER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA…
Şimdi Konya’nın Kazanma Zamanı
İĞNE ELİMDEYDİ, SÖKÜĞÜ GÖREMEDİM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
AKŞAM OLMAKTA
YAŞADIKÇA isimli kitabımda sözünü etmiştim UBUNTU'dan. İlk olarak bu fakir de merak etmişti. Ama okudukça merakım gitti. Meğer UBUNTU şuymuş;
Afrika'da çalışan bir antropolog, bir kabilenin çocuklarına bir oyun oynamayı önerir. Oyun basittir. Çocukları belirli bir yerde yan yana sıraya dizer ve açıklar:
"Herkes karşıdaki ağaca kadar tüm gücüyle koşacak ve ağaca ilk ulaşan birinciliği kapacak. Ödülü ise yine o ağacın altındaki güzel meyveleri yemek olacak.”
Çocuklar oyuna hazır olunca, antropolog oyunu başlatır. İşte o anda bütün çocuklar el ele tutuşur ve beraberce koşarlar. Hedef gösterilen ağacın altına beraber varırlar ve hep beraber meyveleri yemeye başlarlar.
Antropolog şaşırır ve çocuklara neden böyle yaptıklarını sorar. Aldığı cevap hayli manidardır;
-"Biz ubuntu yaptık...”
Yarışsaydık, aramızdan sadece bir kişi yarışı kazanacak ve birinci olacaktı. Nasıl olur da diğerleri mutsuzken yarışı kazanan bir kişi ödül meyveyi yiyebilir? Oysa biz ubuntu yaparak hepimiz yedik. Ubuntu bizim dilimizde "Ben, biz olduğumuz zaman Ben'im demek."
Güney Afrika'da "ubuntu”, Uganda ve Tanzanya'da "obuntu”, Zimbabve'de "unhu” diyorlar. Ubuntuya bizim dilimizde bir anlam giydirecek olsak sanırım "Nezaket, hoşgörü ve birlik” bir başka anlamıyla ‘İsar' ismi yakışır. Cömertliğin en üstün şekli îsâr'dır. Îsâr, terim anlamı olarak şöyle tarif edilir: Kendi kişisel ihtiyacı bulunmasına rağmen malını başkasına vermek veya onun ihtiyacı için sarf etmektir.
Ubuntu; "Ben yerine biz”.
İslâmî anlayışın özünde yer alan bir hususiyet. Sevgili peygamberimiz; "Komşusu açken tok yatan bizden değildir” derken, Hz. Mevlana'nın yedi öğüdünü hatırlamamak mümkün mü? Ne diyordu Mevlana;
1.Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol.
2.Şefkat ve merhamette güneş gibi ol.
3.Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol.
4.Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol.
5.Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol.
6.Hoşgörülülükte deniz gibi ol.
7.Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.
Hepimiz Ubuntu yapabiliriz. İnsan olarak bu günlerde Ubuntuya ne kadar çok ihtiyacımız var. Ubuntu yapan elleri kimse kıramaz. Ubuntu ile hareket edenlere kimse meydan okuyup sömürme durumunda bırakamaz. Ubuntu; zamana, zemine, coğrafyaya, iklime, ırka, cinsiyete bağlı değildir. Ubuntunun yaşı olmaz. Fakat Ubuntu için sapasağlam bir iman, sabır, azim, kararlılık gerekir.
Kaybolmasın!
Attığın adımlar öze dokunsun,
Tarihe mal olsun iz kaybolmasın,
Hayata insana söze dokunsun,
Zamanlar devranlar hız kaybolmasın!
Hor görme kimseyi tatlı dil kullan,
Cananları kucaklayan el kullan,
Muhabbete götürecek yol kullan,
Enaniyet bitsin "biz” kaybolmasın!
Kur'anî hayatı insana yansıt,
Gönüller fetheyle canları ısıt,
Dünyayı cennet kılmaktır kasıt,
Sevgiler saygılar haz kaybolmasın!
Ömrü maskesizce kılmak ne güzel,
Kullarla el ele olmak ne güzel,
Ruhlara inşirah salmak ne güzel,
Riyasız hilesiz yüz kaybolmasın!
Canlıyı doğayı sevmek marifet,
Ayırım yapmadan övmek marifet,
Kışı üşütmeden savmak marifet,
Güneşler solmasın yaz kaybolmasın!
O Kadar mı Zor?
Gönül kapılarını aralamak,
Söylesene bana, o kadar zor mu?
Sevenlerini bir bir sıralamak,
Söylesene bana, o kadar mı zor?
Merhaba diyerek hal hatır sormak,
Tatlı dil kullanmak yaralar sarmak,
Bir adım gelene koşarak varmak,
Söylesene bana, o kadar mı zor?
Yaratılanlara vefakâr olmak,
Yapılan işlerin kadrini bilmek,
Şetaret içinde huzurlu kalmak,
Söylesene bana, o kadar mı zor?
Dost bildiklerinle muhabbet kurmak,
Bir arı misali petekler örmek,
Fitneyi terk etmek şeytanı yormak,
Söylesene bana, o kadar mı zor?
Akıl danışarak doğruyu bulmak,
Hatayı kusuru sineden silmek,
Gamı kasaveti gönülden almak,
Söylesene bana, o kadar zor mu?
YER GÖK ALBAYRAKTI!
RABBİM, ÜLKEMİZİ HER TÜRLÜ MUSIBETTEN MUHAFAZA EYLE!
KONYA’MIZIN KIRMIZI GÜLÜ
KENTSEL DÖNÜŞÜM ÇALIŞMALARI
SEN SENİ BİL SEN SENİ
SELÇUKYA KÜLTÜR SANAT DERNEĞİ OLARAK BELEDİYELERDEN İSTEKLERİMİZ
SELÇUKYA AKLINI TERLETMEYE DEVAM EDİYOR!
BİLMEK YETMİYOR
DÜNYAYA GELMEKLE İŞ BİTMİYOR
ULUSLARARASI İSLÂMÎ İSTİŞARE