DOLAR
47,799 TL
EURO
55,005 TL
STERLİN
64,495 TL
GRAM
6.516 TL
ÇEYREK
10.708 TL
YARIM
21.351 TL
CUMHURİYET
42.245 TL
Enver Kömürcü
Enver Kömürcü
enverkomurcu@yenikonya.com.tr
06 Ağustos 2026 Perşembe günü yayınlandı
DİĞER YAZARLARIMIZ

ÇİN TİYATROSU VE BİZİM FİGÜRAN GAZETECİLER

 

Son günlerde Türkiye'den bazı gazetecilerin Çin'in davetiyle Doğu Türkistan'a giderek bölgenin güllük gülistanlık olduğunu söylemeleri vicdan sahibi milyonlarca insanın zihninde haklı sorular ve vicdani yaralar oluşturmuştur. Madem her şey söylendiği kadar güzel. Madem bölgede baskı yok. Madem insanlar inançlarını, dillerini ve kültürlerini özgürce yaşayabiliyor. O hâlde neden bağımsız gazetecilerin, akademisyenlerin, insan hakları kuruluşlarının ve uluslararası gözlemcilerin serbestçe bölgeyi dolaşmasına izin verilmiyor? Hakikatin korkusu olmaz. Korkan, gerçeği saklamaya çalışanlardır. Hakikatten Korkanlar, Tiyatro Sahnesi Kurar. Hakikat, makyajla değişmez. Gerçeğin üzeri sahnelerle, dekorlarla, alkışlarla örtülebilir, ama hakikat eninde sonunda perdenin arkasından çıkar.

 Dünyanın birçok ülkesinden araştırmacılar, Birleşmiş Milletler raporları, insan hakları kuruluşları ve uydu görüntülerine dayanan çalışmalar, Doğu Türkistan'da ciddi insan hakları ihlalleri yaşandığına dair iddiaları yıllardır gündeme taşımaktadır. BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği'nin 2022 tarihli değerlendirmesi de bölgedeki bazı uygulamaların uluslararası hukuk açısından ciddi endişeler doğurduğunu ifade etmiştir. Çin ise bu iddiaları reddetmekte ve uygulamalarını, kendileri sözüm ona terörle mücadele ve mesleki eğitim politikaları olarak savunmaktadır.

Tam da bu nedenle ihtiyaç duyulan şey propaganda değil, bağımsız ve şeffaf incelemedir. Gazetecilik ,hazırlanan senaryoyu okumak değildir. Gazetecilik, perde arkasını görebilmektir. Gazetecilik, Size gösterilen caddeyi değil, girilmesi yasak olan sokağı merak etmektir. Gazetecilik rehberinizin anlattığını değil, halkın anlatamadığını araştırmaktır. Bir gazeteci, yalnızca kendisine gösterileni yazıyorsa habercilik yapmış olmaz, kendisine sunulan programı aktarmış olur.

 Hakikatin peşindeki gazeteci ise sorular sorar. Neden buraya tek başıma gidemiyorum? Neden istediğim kişiyle görüşemiyorum? Neden kameramı istediğim yere çeviremiyorum? Bu soruların cevabı yoksa, özgür gözlemden söz etmek de zordur.

Buradan cinli yetkililere açık bir çağrıda bulunuyorum. Eğer gerçekten anlattığınız tablo doğruysa. Eğer Doğu Türkistan'da her şey normal ise. Eğer insanlar mutluysa. Buyurun kapıları açın. Bağımsız gazeteciler gelsin. Uluslararası insan hakları kuruluşları gelsin. Akademisyenler gelsin. Türkiye'den farklı görüşlere sahip gazeteciler gelsin. İstedikleri köye girsinler. İstedikleri camiyi ziyaret etsinler. İstedikleri aileyle rehbersiz konuşabilsinler. İstedikleri pazarda dolaşabilsinler. Kimse yanlarında olmadan gözlem yapabilsinler. Çünkü hakikat özgür gözlemden korkmaz.

Bugün Türkiye'ye gelen yabancı gazeteciler İstanbul'u da geziyor, Konya'yı da geziyor, Diyarbakır'ı da geziyor. İstedikleri insanla konuşuyorlar .İstedikleri görüntüyü çekiyorlar. Devletin belirlediği tek bir güzergâhta dolaşmıyorlar. Aynı şeffaflık neden Doğu  Türkistan için de sağlanmasın? Haklı olanın gizleyeceği bir şey olmaz.

 Baskı altında yaşayan insanların sesi çoğu zaman dünyaya ulaşamaz. İşte bu yüzden gazetecilik büyük bir emanettir. Kalem bazen bir mazlumun tek umudu olur. Objektif bazen susturulan bir milletin tek sesi olur. Bu emaneti taşıyanların, gördükleri kadar göremediklerini de sorgulaması gerekir. Doğu Türkistan meselesi yalnızca bir coğrafyanın meselesi değildir. Bu mesele insan onurunun meselesidir. Vicdanın meselesidir. İnsan haklarının evrenselliğinin sınandığı bir meseledir.

Herhangi bir ülkede hangi inançtan, hangi milletten olursa olsun insanların temel hak ve özgürlükleri ihlal ediliyorsa, buna karşı çıkmak ortak insanlık sorumluluğudur.

 Bizim çağrımız şeffaflıktır. Bizim çağrımız hakikattir Bizim çağrımız bağımsız gözlemdir. Çünkü hakikat propaganda ile değil, özgür araştırmayla ortaya çıkar. Perdeler kapanabilir. Sahneler değişebilir. Dekorlar sökülebilir. Fakat tarih, sonunda tiyatroyu değil hakikati yazar. Biz de diyoruz ki: Eğer anlattığınız tablo gerçekse, korkmayın. Kapıları açın. Doğu Türkistan'ı bağımsız gözlemcilere ve özgür gazetecilere açın.

 Çünkü hakikat, ancak özgürce görülebildiğinde hakikat olur.


Yazarın Diğer Yazıları