BİLMEK YETMİYOR
IBAN hesaplarıyla ilgili yeni düzenleme yolda
TÜRKİYE’NİN ÇELİK ZIRHI: CUMHUR İTTİFAKI...
Mezuniyet Törenleri ve İkiyüzlülüğümüz
Küçücük çocuklar neden yarı çıplak giyinmeye mecbur bırakılıyor?
TOPRAĞINI KAYBEDEN GELECEĞİNİ KAYBEDER
AŞÛRE GÜNÜ VE KANAYAN YARAMIZ KERBELA
Yardım Değil Destek!
“İYİ Kİ VARSINIZ“
2 ASIRLIK HATANIN BEDELİ KAYBOLAN GENÇLİK
Selçuklu Konferansları ve Ölümsüzleşen Mirası
Necmeddin Kübra Uluslararası Sempozyumu ve Ebu Reyhan Biruni Ürgenç Devlet Üniversitesi
EN İYİ ARKADAŞIM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
28 Şubat’ın Sivil Kahramanına Veda
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
AKŞAM OLMAKTA
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
İnsana İyi Gelen Melodiler
Bir ülkenin bağımsızlığı denildiğinde çoğu insanın aklına önce savunma sanayii gelir. Elbette bunlar hayati öneme sahiptir. Ancak gözden kaçırdığımız çok önemli bir gerçek vardır. Bir millet sadece silahla işgal edilmez. Bazen bir milletin geleceği, şehirleşme adı altında elinden alınan toprağıyla işgal edilir. Bazen savaş meydanlarında değil, sofralarda teslim alınır. Bugün tarım meselesi sadece çiftçinin meselesi değildir.
Tarım meselesi, Milli güvenlik meselesidir. Bağımsızlık meselesidir. Gelecek nesillerin meselesidir. Vatan meselesidir. Hepimizin meselesidir. Çünkü gıdasını üretemeyen milletler, er ya da geç başkalarının insafına mahkûm olurlar. Bugün dünyanın birçok yerinde devletler artık sadece silah gücüyle değil, Gıda ile, Enerji ile, İlaç ile, Teknoloji ile birbirlerine üstünlük kurmaya çalışmaktadır. Düşünün. Tankınız var. Uçağınız var Füzeniz var.
Mesela ekmeğinizi üretemiyorsunuz. Mesela Tohumunuzu dışarıdan alıyorsunuz. Mesela Gübrenizi dışarıdan alıyorsunuz. Mesela Hayvan yemini dışarıdan alıyorsunuz. Bu durumda gerçekten bağımsız olduğumuzu söyleyebilir miyiz? arih bize göstermiştir ki açlık, bazen kurşundan daha etkili bir silahtır. Bu nedenle tarım sadece ekonomik bir faaliyet değildir. Tarım, bir milletin hayatta kalma sigortasıdır kardeşlerim. Ne yazık ki ülkemizin birçok bölgesinde atıl durumda kalan tarım arazileri bulunmaktadır. Yıllarca dedelerimiz zamanında teknolojik imkanları yok iken ekilen, biçilen, bereket saçan nice topraklarımız bugün teknolojik imkanlara rağmen çeşitli sebeplerle boş bırakılmaktadır. Oysa bu topraklar sadece toprak değildir. Onlar geleceğimizdir. Onlar çocuklarımızın rızkıdır. Onlar milletimizin bağımsızlık teminatıdır.
Ayrıca boş duran, atıl tarım arazileri için yeni bir milli proje hayata geçirilmelidir. Nasıl ki savunma sanayiinde yerlilik hamlesi yapıldıysa, nasıl ki enerjide bağımsızlık hedefleniyorsa, aynı şekilde tarımda da yeni bir seferberlik başlatılmalıdır. Atıl araziler tespit edilmeli, Üretime kazandırılmalı, Gençler tarıma teşvik edilmeli, çiftçilere destek verilmelidir. Tarımsal teknolojiler yaygınlaştırılmalı, Su kaynakları korunmalı, Kooperatifler güçlendirilmelidir. Devlet destekli üretim projeleri oluşturulmalıdır. Tarım yapmak isteyenlerle boş arazileri buluşturacak yeni sistemler kurulmalıdır. Ama mutlaka bir şey yapılmalıdır. Çünkü boş kalan her tarla, gelecekte ithalat kapısına açılan yeni bir kapıdır. Çünkü geleceğin savaşları sadece silahla yapılmayacaktır. Gıda savaşları da kapıdadır. Su savaşları da kapıdadır. Tohum savaşları da kapıdadır. Bu gerçeği görmeden yapılan her plan eksik kalacaktır. Bir ülkenin sınırlarını asker korur. Ama o sınırların içindeki hayatı çiftçi yaşatır. Çiftçi üretmezse şehir yaşayamaz. Tarla boş kalırsa pazar boş kalır. Pazar boş kalırsa sofralar boş kalır. Sofralar boş kalırsa huzur da kalmaz. Bugün toprağı korumak, aslında geleceği korumaktır. Tarım arazilerini korumak, çocuklarımızın yarınını korumaktır. Çiftçiyi korumak, milletin bağımsızlığını korumaktır. Vakit geçmeden, betonun değil toprağın değerini anlayalım. Rantın değil üretimin peşinden gidelim.
Konya bu meselenin en önemli örneklerinden biridir. Asırlardır Anadolu'nun tahıl ambarı olarak bilinen Konya Ovası, sadece Konya'nın değil Türkiye'nin stratejik değerlerinden biridir. Ancak son yıllarda şehirleşme baskısı altında kalan birçok verimli arazi ne yazık ki betonlaşmaya kurban edilmektedir. Bir zamanlar bağların, bahçelerin, meyve ağaçlarının bulunduğu alanlarda bugün yüksek katlı binalar yükselmektedir.
Meram Bağları. Sille Bahçeleri. Saraçoğlu Bölgesi. Uzunharmanlar. Pınarbaşı. Hatıp Bağları. Çayırbağı. Karahüyük. Hocacihan. Yazır. Bosna. Lale bahçe. Gödene, daha nice bereketli topraklar. Bir zamanlar üretimin yapıldığı bu alanlar bugün beton bloklarla dolmaktadır. Elbette şehirleşme olacaktır. Elbette insanlar ev sahibi olacaktır. Elbette yeni yaşam alanları kurulacaktır. Buna kimse karşı çıkamaz. Ancak burada sorulması gereken soru şudur. Mümbit olmayan, şehirleşmeye uygun geniş alanlar dururken neden en verimli tarım arazileri tercih edilmektedir? İşte asıl mesele budur. Çünkü betonun yeri değiştirilebilir. Ama verimli toprağın yeri değiştirilemez. Bir apartmanı başka yere yapabilirsiniz. Bir alışveriş merkezini başka yere kurabilirsiniz. Ama verimli bir toprağı başka yere taşıyamazsınız. Kaybettiğiniz zaman geri getiremezsiniz. Bugün birçok gelişmiş ülke tarım arazilerini korumak için çok etkili kanunlar uygulamaktadır. Çünkü onlar biliyor ki; Tarım arazisi sadece bir mülk değildir. Stratejik bir varlıktır. Milli servettir. Gelecek nesillerin emanetidir. Bizim de artık bu bilinçle hareket etmemiz gerekiyor. Tarım arazilerini koruyan kanunlar daha da güçlendirilmelidir. Verimli toprakların imara açılması yasaklanmalıdır. Kentsel dönüşüm projeleri hazırlanırken ilk korunacak alanlar tarım arazileri olmalıdır. Yeni yerleşim alanları mümkün olduğunca tarıma elverişsiz bölgelerde planlanmalıdır.
Toprağını kaybeden milletler, bir gün geleceğini de kaybeder. Toprağını koruyan milletler ise geleceğini de korur. Çünkü vatan sadece üzerinde yaşadığımız toprak değildir, aynı zamanda bizi doyuran topraktır.
HİCRET BİR YOLCULUK DEĞİL BİR DURUŞTUR HİCRET BİR TARİH DEĞİL BİR HAYAT TARZIDIR
İLAÇTA BAĞIMSIZLIK EN AZ SAVUNMA SANAYİİNDEKİ BAĞIMSIZLIK KADAR ÖNEMLİDİR
FATİH’İN İDEALLERİ FETİH RUHU VE İSTANBUL’UN FETHİ BİZE NE ANLATIYOR?
KURBANLA İMTİHAN EDİLEN BİR PEYGAMBER AİLESİ VE BİZ
ELİF GİBİ DİMDİK DURAN BİR GENÇLİK
YILDIRIM HAN BRE DOĞAN YETİŞTİK SABREDİN
NESİLLLERİMİZİ HAKİKATİN DOĞRULARIYLA YETİŞTİRMELİYİZ
KAYBOLAN NESİL DEĞİL KAYDIRILAN YÖNDÜR
ÇOCUKLARIMIZI NEYE KURBAN EDİYORUZ
GÜNDEMİNİ KAYBEDEN ÜMMET NESLİNİDE KAYBEDER