İHANETİN GECESİNDEN DİRİLİŞİN ŞAFAĞINA TÜRK HALKININ YENİDEN VAROLUŞ DESTANI...
KARA GECE
DARBELERİN GÖLGESİNDEN 15 TEMMUZ DİRİLİŞİNE
Taşkent’te Tarihi Toplantı : 1. Uluslararası İslam Medeniyeti Forumu
Allah Sonumuzu Hayreylesin
NATO Zirvesinin Zırvalayanları
RABBİM, ÜLKEMİZİ HER TÜRLÜ MUSIBETTEN MUHAFAZA EYLE!
YAZMA ESERLERİN İZİNDE
15 TEMMUZ İHANETİNİ, İŞGAL GİRİŞİMİNİ UNUTMAYACAĞIZ VE UNUTTURMAYACAĞIZ!
Ters Dolarizasyon Süreci Kalıcı Olur mu?
YARIŞ
Top Çevirirken; Şeytanın İnananlara Sağ Taraftan Attığı Goller
Konya’da iyi ki belediyeler var! Vatandaş ekmek ve etliekmek zammına tepkili…
DÜNYA KUPASI VE MİLLİ TAKIM:
MİZAHIN MİZANI
AYDOĞDU’DAN DÜNYA BELEDİYELER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA…
Şimdi Konya’nın Kazanma Zamanı
İĞNE ELİMDEYDİ, SÖKÜĞÜ GÖREMEDİM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
AKŞAM OLMAKTA
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
15 Temmuz, milletin darbeler karşısındaki rövanşıdır.
Tarih, yalnızca zaferlerin, fetihlerin, yükselişlerin ve büyük devletlerin hikâyesi değildir. Tarih aynı zamanda içeriden açılan yaraların, kardeşi kardeşe kırdıran ihtirasların, devleti kendi menfaati için ele geçirmek isteyen odakların ve milletin bağrına saplanan ihanet hançerlerinin de şahididir.Türk milleti, bin yıllık Anadolu yürüyüşünde dış düşmanla mücadele ettiği kadar,içeriden gelen fitnelerle, iktidar kavgalarıyla, darbelerle ve devletin ruhunu çürütmeye çalışan yapılarla da mücadele etmiştir. Nice devletimiz, dışarıdan gelen ordularla değil,içeriden büyüyen ihtiraslarla, ayrılıklarla ve ihanetlerle zayıflamıştır.
Büyük Selçuklu Devleti, dünyaya nizam veren güçlü bir devlet iken,taht mücadeleleri, emirlerin çekişmeleri, merkezî otoritenin zayıflaması ve içeride yayılan fitne hareketleri sebebiyle parçalanma sürecine girmiştir. Devletin başındaki irade zayıfladığında, herkes kendi küçük hesabının peşine düştüğünde,büyük devletin gövdesi de yavaş yavaş çözülmeye başlamıştır.Selçuklu'yu yıkan yalnızca Haçlı orduları, Moğol istilası ya da dış baskılar değildi. Devleti içeriden yoran birlik duygusunun zayıflaması, makam kavgası, otorite boşluğu ve milletin ortak idealden uzaklaşmasıydı. Çünkü bir devletin sınırları önce kalplerde parçalanır,sonra haritalarda küçülür.
Osmanlı Devleti de asırlar boyunca üç kıtaya adalet götüren, mazlumun sığınağı olan, İslâm dünyasının bayraktarlığını yapan büyük bir cihan devleti oldu. Fakat Osmanlı'nın son dönemlerinde devletin içindeki klikleşmeler, ihtiraslar, yabancı devletlerin hain planları, darbeler, isyanlar ve iktidar mücadeleleri büyük yaralar açtı.Padişahların tahttan hal edilip indirilmesi, devlet yönetiminde askerî ve siyasî grupların belirleyici hâle gelmesi, dışarıdan yönlendirilen cemiyetlerin devlet mekanizmasına sızması,Osmanlı'yı sadece siyaseten değil, ruhen de yordu. Devletin direği sarsıldı. Bir devletin yıkılışı bazen bir savaş meydanında görünür,fakat o yıkılışın temeli çoğu zaman yıllar önce içeride atılmıştır. Osmanlı'nın son asırlarında yaşanan darbeler, ihtilaller ve yönetim krizleri,devletin zaten zor durumda olan bünyesini daha da zayıflatmış, dış güçlerin müdahalesine açık hâle getirmiştir.
Ülkemizde de darbe geleneği bu milletin yakasından düşmemiştir. 1960 darbesi, milletin iradesine vurulmuş ağır bir darbedir. Seçilmiş Başbakan Adnan Menderes'in ve arkadaşlarının idam edilmesi, yalnızca üç insanın hayatına kast etmek değildir,milletin sandıkta verdiği kararın darağacında boğulmasıdır.1971 muhtırası, 1980 darbesi, 28 Şubat süreci, 27 Nisan e-muhtırası ve daha nice vesayet girişimi,bu milletin seçme ve seçilme hakkına,hukuka ve millî iradeye karşı yapılmış müdahalelerdir. Her darbe, ülkemizin yıllarını çalmıştır. Her muhtıra, milletin güvenini sarsmıştır. Her vesayet girişimi, Türkiye'nin kalkınmasının önüne duvar örmüştür.
Darbeler yalnızca tankla, tüfekle, silahla yapılmaz. Darbe,milletin iradesini yok saymaktır. Seçilmiş yönetimi tehdit etmektir. Darbe,mahkemeleri, medyayı, bürokrasiyi, okulları ve devlet kurumlarını bir grubun emrine vermektir. Darbe,milletin vergisiyle alınan silahı, yine milletin evladına çevirmektir.İşte 15 Temmuz 2016 gecesi, bu millet tarihinin en karanlık ihanetlerinden biriyle karşı karşıya kaldı. Kendilerini yıllarca eğitim, hizmet, din ve hayır kisvesi altında gizleyen FETÖ mensupları,devletin kılcal damarlarına sızarak, bir gece milletin üzerine bomba yağdıracak kadar gözü dönmüş bir ihanete kalkıştı. Milletin silahı, milletin kalbine doğrultuldu.Fakat o gece bu millet, tarih boyunca taşıdığı imanını, cesaretini ve istiklal ruhunu yeniden ortaya koydu.
Ezanlar susturulmak istenirken, minarelerden salâlar yükseldi. Tankların önünde eli boş insanlar vardı. Kurşunların karşısında bayrağını bırakmayan gençler vardı. Yaşlısı, genci, kadını, erkeği,siyasi görüşü, memleketi, mesleği ne olursa olsun milyonlarca insan tek bir sözde birleşti:Bu vatan sahipsiz değildir!
15 Temmuz, yalnızca bir darbe girişiminin bastırıldığı gece değildir.
15 Temmuz,Selçuklu'dan beri iç fitnelerle yaralanan, Osmanlı'nın son dönemlerinde darbelerle yıpratılan, Cumhuriyet döneminde vesayet odaklarıyla önü kesilen bu milletin tarih karşısında verdiği büyük cevaptır.
15 Temmuz, milletin darbeler karşısındaki rövanşıdır.
15 Temmuz, Adnan Menderes'in darağacına götürüldüğü günün acısına verilen net cevaptır.
15 Temmuz, tanklarla korkutulmak istenen bir milletin, tankın üzerine yürüyerek yazdığı destandır.
15 Temmuz, Bu ülkenin sahibi millet değildir,diyenlere karşı, Bu ülkenin sahibi Allah'ın izniyle bu aziz millettir,haykırışıdır.
O gece şehit olan kardeşlerimiz, yalnızca bir gecenin kahramanları değildir. Onlar, bin yıllık Anadolu nöbetinin bugünkü yiğitleridir. Ömer Halisdemirler, Fethi Sekinler, ismi bilinen ve bilinmeyen bütün şehitler,bu vatanın namusunu, bayrağını ve istiklalini canları pahasına korumuştur.Ancak 15 Temmuz'u yalnızca yıldönümlerinde hatırlamak yetmez. Darbe zihniyetini besleyen her türlü yapıya karşı uyanık olmak gerekir. Devletin içine sızan, milleti birbirine düşüren, dini istismar eden, makamı ve gücü kendi çıkarı için kullanan her anlayış,hangi isimle ortaya çıkarsa çıksın tehlikelidir.
Milletin birlik ve beraberliği, devletin en büyük teminatıdır. Adaletin güçlü olduğu, liyakatin esas alındığı, kurumların şeffaf çalıştığı, dinin ve mukaddesatın istismar edilmediği bir ülkede darbe heveslileri barınamaz.Çünkü darbenin panzehiri yalnızca meydanlara çıkmak değildir. Darbenin panzehiri,adalettir, liyakattir, şeffaflıktır, güçlü kurumlardır, sağlam eğitimdir,Dini,millî şuurdur ve birbirine güvenen bir millettir.15 Temmuz bize şunu öğretti.Bu millet uyandığında hiçbir tank, hiçbir uçak, hiçbir ihanet şebekesi onun iradesini teslim alamaz.
Allah bu millete bir daha darbe geceleri yaşatmasın. Rabbimiz, devletimizi içeriden ve dışarıdan gelecek her türlü fitneden, ihanetten ve bölünmeden muhafaza eylesin.Devletler dışarıdan gelen saldırılarla değil, içeriden büyüyen ihanetlerle yıkılır. Milletler ise ancak birlik olursa ayakta kalır.Bu necip Millet, 15 Temmuz gecesi,fetö kalkışmasının başarılı olması için devlet erkanlarıyla ekranlara kilitlenip,Türkiyenin yıkılmasını,darbenin başarılı olmasını,izleyen ve bekleyenlere verdiği en güzel cevabı o hain bekleyiş içinde olan gözlere ve bütün dünyaya bir kez daha göstermiştir:
Bayrak yere düşmez.
Ezan susmaz.
Vatan bölünmez.
Millet diz çökmez.
KANAYAN YARAMIZ URUMÇİ
GÜÇLÜ DEVLETİN SIRRI GÜÇLÜ TOPLUMDUR
TOPRAĞINI KAYBEDEN GELECEĞİNİ KAYBEDER
HİCRET BİR YOLCULUK DEĞİL BİR DURUŞTUR HİCRET BİR TARİH DEĞİL BİR HAYAT TARZIDIR
İLAÇTA BAĞIMSIZLIK EN AZ SAVUNMA SANAYİİNDEKİ BAĞIMSIZLIK KADAR ÖNEMLİDİR
FATİH’İN İDEALLERİ FETİH RUHU VE İSTANBUL’UN FETHİ BİZE NE ANLATIYOR?
KURBANLA İMTİHAN EDİLEN BİR PEYGAMBER AİLESİ VE BİZ
ELİF GİBİ DİMDİK DURAN BİR GENÇLİK
YILDIRIM HAN BRE DOĞAN YETİŞTİK SABREDİN
NESİLLLERİMİZİ HAKİKATİN DOĞRULARIYLA YETİŞTİRMELİYİZ