DOLAR
46,241 TL
EURO
53,424 TL
STERLİN
62,032 TL
GRAM
6.222 TL
ÇEYREK
10.251 TL
YARIM
20.470 TL
CUMHURİYET
40.349 TL
Enver Kömürcü
Enver Kömürcü
enverkomurcu@yenikonya.com.tr
10 Haziran 2026 Çarşamba günü yayınlandı
DİĞER YAZARLARIMIZ

İLAÇTA BAĞIMSIZLIK EN AZ SAVUNMA SANAYİİNDEKİ BAĞIMSIZLIK KADAR ÖNEMLİDİR

 

Bir ülkenin güçlü olması denildiğinde aklımıza genellikle tanklar, toplar, savaş uçakları, füzeler ve savunma sanayii gelir. Elbette bunlar hayati öneme sahiptir. Nitekim Türkiye son yirmi yılda savunma sanayiinde gerçekleştirdiği atılımlarla dünyada ses getiren büyük bir başarı elde etmiştir.. Bir zamanlar dışarıdan almak zorunda kaldığımız birçok savunma sistemi bugün yerli ve millî imkânlarla üretilebilmektedir. Bu başarı hepimizin gururudur. Fakat burada kendimize çok önemli bir soru sormamız gerekiyor. Bir ülkenin bağımsızlığı sadece silahla mı korunur?

-Düşman size mermi sıkmadan sizi etkisiz hâle getirebiliyorsa?

-Savaş meydanında değil de hastanelerde sizi teslim alabiliyorsa?

-Tanklarınız çalışıyor, uçaklarınız uçuyor, füzeleriniz hedefe gidiyor ama halkınız ilaca ulaşamıyorsa?

-İşte o zaman karşımıza çoğu zaman yeterince konuşulmayan çok önemli bir mesele çıkıyor. İlaçta bağımsızlık.

Dünya üzerinde birçok ülke, enerji kaynaklarını, gıdayı, teknolojiyi ve ilacı bir güç unsuru olarak kullanmaktadır. Artık savaşlar sadece cephede yapılmıyor. Ekonomik yaptırımlar uygulanıyor. Teknoloji ambargoları uygulanıyor. Enerji kartı kullanılıyor. Gerektiğinde sağlık sektörü de bir baskı aracına dönüştürülebiliyor. Yakın geçmişte yaşanan küresel salgınlar bize çok önemli dersler verdi. Maske bulamayan ülkeler gördük. Solunum cihazı bulamayan ülkeler gördük. Aşıya ulaşmakta zorlanan ülkeler gördük. Bazı devletlerin kendi vatandaşlarını önceleyerek ihracatı durdurduklarını gördük. O gün şu gerçek bir kez daha ortaya çıktı. Sağlıkta dışa bağımlılık, milli güvenlik meselesidir. Ülkemizin dört bir yanında modern hastanelerimiz var. Şehir hastanelerimiz var. Nitelikli doktorlarımız var. Sağlık personelimiz var. Teknolojik altyapımız her geçen gün gelişiyor.

Peki ya ilaç?

-Kullandığımız ilaçların etken maddelerinin ne kadarını kendimiz üretiyoruz?

-Kritik ilaçlarda ne kadar bağımsızız?

-Biyoteknoloji alanında ne kadar söz sahibiyiz?

-İşte geleceğin en önemli sorularından biri budur.

Çünkü Allah göstermesin, büyük bir küresel kriz yaşandığında veya uluslararası bir gerilim ortaya çıktığında, ilacı üreten ülkeler bunu siyasi baskı aracı olarak kullanırlarsa ne olur?

Bir düşünelim. Savunma sanayiiniz güçlü. Ordunuz güçlü. Teknolojiniz gelişmiş. Ama kronik hastaların kullandığı ilaçlar, Kanser ilaçları, yoğun bakım ilaçları gelmiyor. Antibiyotik üretiminde sıkıntı yaşanıyor. Tıbbi hammaddeler durduruluyor. Böyle bir durumda mesele sadece sağlık meselesi olmaktan çıkar. Toplumsal güvenlik meselesine, Ekonomik istikrar meselesine, Milli güvenlik meselesine dönüşür. Çünkü sağlık sistemi çökmeye başladığında toplumun bütün dengeleri sarsılır. Bu nedenle bugün Türkiye'nin önünde yeni bir hedef bulunmalıdır. Savunma sanayiinde yakaladığımız

başarıyı ilaç ve biyoteknoloji sektöründe de yakalamak. Nasıl ki İHA ve SİHA üretiminde dünya çapında bir başarı elde ettiysek, İlaç hammaddelerinde de yapabiliriz.

Nasıl ki savunma teknolojilerinde dışa bağımlılığı azaltabildiysek, Biyoteknolojide de azaltabiliriz. Nasıl ki mühendislerimiz savunma alanında harikalar ortaya koyduysa, Bilim insanlarımız da ilaç geliştirme alanında büyük başarılara imza atabilir. Bunun için üniversitelerimizin, araştırma merkezlerimizin, teknoloji şirketlerimizin ve yatırımcılarımızın aynı hedef etrafında buluşması gerekiyor. Bugün yapılacak bir biyoteknoloji yatırımı, yarının en stratejik yatırımı olabilir. Bugün desteklenecek bir genç araştırmacı, yarın milyonlarca insanın hayatını kurtaracak bir ilacın geliştiricisi olabilir. Bugün kurulacak bir araştırma merkezi, gelecekte Türkiye'nin sağlıkta bağımsızlığının teminatı olabilir.

İlaç sadece tedavi değildir. İlaç stratejidir. İlaç güvenliktir. İlaç bağımsızlıktır. İlaç gelecektir. Bu yüzden meseleye sadece ticari bir sektör olarak bakmamalıyız. Tıpkı savunma sanayii gibi, ilaç sanayiini de milli bir mesele olarak kabul etmeliyiz. Biyoteknolojik Ar-ge merkezlerine yatırımları katlamalıyız. Ülkemiz, ilaç sanayisinde potansiyele, bilgi birikimine ve insan kaynağına sahiptir. Kendi ilacını, kendi aşısını, kendi teknolojisini, kendi hammaddesiyle üreten bir Türkiye, geleceğin dünyasında sadece kendi vatandaşını korumakla kalmayacak, küresel sağlık arenasında da tam bağımsız bir aktör olacaktır. Çünkü güçlü bir devlet sadece sınırlarını koruyan devlet değildir. İnsanının sağlığını da koruyabilen devlettir. Mermisi olan bir ordu savaşabilir. Ama ilacı olmayan bir millet ayakta kalmakta zorlanır.

Bu nedenle Türkiye'nin yeni yüzyıldaki büyük hedeflerinden biri de şüphesiz şu olmalıdır:

"Savunmada millî, sağlıkta da millî, her alanda milli Türkiye."


Yazarın Diğer Yazıları