YILDIRIM HAN BRE DOĞAN YETİŞTİK SABREDİN
OSMANLI’YI KONYA KURDU
İki Yüzlü Muhafazakârlar ve Bir Adam Yaratmak
AFYONKARAHİSAR KİTAP GÜNLERİ
İnsanlığın Yükü: Hafızanın, Emanetin ve İadenin Sergisi
BİR GÜNE SIĞAR MI?
Ev gençleri sorunu ekonomik beka meselesidir
SU VE GELECEK
Çiğne/Hazmet/Düşün/Kendini Yeniden Tasarla!
Konyaspor’da artık bütün yollar finale çıkıyor…
Özbekistan’da “9 Mayıs Xotira va qadrlash kuni’’ Anma ve Saygı Günü, Hatıra ve Kıymet Verme Günü
Türkiye-Suriye Kalkınma Hattı
Yolun Sonu Kupa Olsun
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
5G NE KADAR GÜVENLİ?
AKŞAM OLMAKTA
Berkan Kutlu, Konya mutlu
Ateşkes mi, Sadece Bir Ara Mola mı? İran–ABD Geriliminin Gerçek Anlamı
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
İnsana İyi Gelen Melodiler
5816 KALDIRILMALI MI?
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
Tarih bazen sadece geçmişi anlatmaz. Bugünü de konuşturur. Bazen bir kumandanın asırlar önce söylediği bir söz, çağları aşarak bugünün mazlumlarına umut olur. Bugün Türkiye'nin savunma alanında attığı adımlar, geliştirdiği projeler, uzun menzilli sistemler ve milli hamleleri sadece teknik bir başarı değildir. Bu aynı zamanda bir medeniyet hafızasının yeniden ayağa kalkışıdır. Çünkü Müslüman, sadece dua eden değil, gücü de hazırlayan insandır. Kur'an-ı Kerim'de Rabbimiz şöyle buyuruyor: Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve savaş atları hazırlayın. Bununla Allah'ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve sizin bilmeyip Allah'ın bildiği diğer düşmanları korkutursunuz.(Enfâl Suresi, 60)
Dikkat edelim. Kur'an sadece savaşmayı değil, hazırlıklı olmayı emrediyor. Güç sahibi olmayı emrediyor. Caydırıcı kuvvet oluşturmayı emrediyor. Çünkü İslam coğrafyasını hakim kılmak, mazlumları koruyabilmek için sadece iyi niyet yetmez. Güç gerekir. İrade gerekir. Teknoloji gerekir. Savunma gerekir. İslam tarihi bunun örnekleriyle doludur.
- Selçuklu yaptı
- Osmanlı yaptı
- Fatih toplar döktü
- Yavuz ordular kurdu
- Kanuni çağın dengelerini değiştirdi
Çünkü onlar biliyordu ki, zayıf bırakılan ümmetin sadece toprağı değil, izzeti de işgal edilir. Bugün de ümmetin mazlum coğrafyalarının nasıl kuşatma altında olduğunu görüyoruz. Gazze yanıyor. Doğu Türkistan yıllardır acı çekiyor. Nice İslam beldesinde çocuklar korkuyla büyüyor. Böyle bir çağda Müslümanların savunma alanında güçlü olması bir lüks değil, zarurettir.
Bugün geliştirilen her yerli proje, sadece bir teknoloji meselesi değildir. Aynı zamanda ümmete verilen bir mesajdır. Biz hâlâ buradayız. Hele bir de ismine bakın. Yıldırım Han. İsimler bazen sadece kelime değildir. Ruh taşır. Hafıza taşır. Medeniyet şuuru taşır.
İnsan ister istemez Yıldırım Bayezid Han'ı hatırlıyor. Niğbolu'da Haçlı orduları İslam beldelerine doğru yürürken, Osmanlı adeta zamanla yarışıyordu. Rivayet edilir ki Yıldırım Bayezid Han kuşatma altındaki İstanbul'dan hızla Niğbolu'ya yöneldiğinde, gece vakti Niğbolu Kalesi'nin önüne gelip kumandanına şöyle seslenmişti. Bire Doğan, Bire Doğan. Kumandan cevap verdi. Buyur Sultanım. Yıldırım Han'ın o tarihî sözü yankılandı çağlara ve bu güne. Biz geldik, Yetiştik, Sabredin.
İşte bazen bir millet sadece silahla değil, verdiği güvenle büyüktür. Mazluma yalnız değilsin diyebilmek büyük devlet olmanın adıdır. Mazlumun yanında olmak, düşmana korku salmak. Bugün Gazze'ye, Doğu Türkistan'a, mazlum İslam coğrafyalarına verilen en büyük mesajlardan biri de budur aslında. Sabredin, Biz buradayız. Elbette mesele sadece bir füzenin menzili değildir. Asıl mesele, bir ümmetin yeniden ayağa kalkma iradesidir. Çünkü yıllarca Müslüman coğrafyalara şu psikoloji dayatıldı.
- Siz yapamazsınız.
- Siz üretemezsiniz.
- Siz ancak tüketirsiniz.
- Siz başkalarına muhtaçsınız.
Ama bugün görüyoruz ki, imanla çalışan milletler ayağa kalktığında dengeler değişiyor. Üstelik bu güç anlayışı saldırganlık değildir. Tam tersine caydırıcılıktır. Çünkü güçlü olanın sözü daha fazla dinlenir. Güçlü olan mazlumunu daha iyi korur. Güçlü olan zalimin iştahını kaçırır azaltır. Bugün dünyanın en büyük sorunlarından biri, zalimlerin güç sahibi olması mazlumların ise sahipsiz bırakılmasıdır. İşte bu yüzden Kur'an hazırlayın buyuruyor. Çünkü hazırlıksız ümmet, başkasının olmayan merhametine mahkûm olur. Elhamdülillah bugün bu topraklarda savunma sanayiinde Devasa adımlar atan Devleti Alimiz, çalışan mühendislerimiz, emek veren işçilerimiz, gecesini gündüzüne katan kardeşlerimiz sadece bir maaş işi yapmıyor. Aynı zamanda ümmetin geleceğine hizmet ediyor. Belki bir sistemin başında duran mühendis farkında değil ama yaptığı iş, bir mazlum çocuğun duasına vesile oluyor. Belki bir teknisyen bilmiyor ama ortaya koyduğu emek, zalimlerin hesaplarını bozuyor.
Çünkü bir milletin dirilişi, fabrikalarda başlar. Bazen bir ümmetin özgüveni, kendi ürettiği teknolojiyle yeniden ayağa kalkar. Biz elbette savaş istemiyoruz. Biz zulüm istemiyoruz. Biz kan istemiyoruz. Ama şunu da biliyoruz ki, Dünyada güçlü olmayanın hakkı çoğu zaman korunmuyor. Bu yüzden dua ediyoruz. Allah Teâlâ bu ümmete yeniden diriliş nasip eylesin. Bu Milletin ve İslam Aleminin birliğini daim eylesin. Mazlumların umudu olan bütün çalışmaları bereketlendirsin. Bu yolda çalışan, emek veren, alın teri döken herkesten Rabbimiz ebeden razı olsun. Çünkü bazen bir teknoloji sadece teknoloji değildir. Bir ümmetin yeniden var oluş cümlesidir.
NESİLLLERİMİZİ HAKİKATİN DOĞRULARIYLA YETİŞTİRMELİYİZ
KAYBOLAN NESİL DEĞİL KAYDIRILAN YÖNDÜR
ÇOCUKLARIMIZI NEYE KURBAN EDİYORUZ
GÜNDEMİNİ KAYBEDEN ÜMMET NESLİNİDE KAYBEDER
DİL BOZULURSA TOPLUM ÇÖZÜLÜR
İSLAM’DA İNSAN GEÇMİŞİYLE DEĞİL, İSTİKAMETİYLE ÖLÇÜLÜR
YANLIŞ TRENE BİNDİKTEN SONRA KORİDORDA TERS YÜRÜMENİN FAYDASI OLMAZ
BİZİM MUHSİN BİR ŞEHİDİN ARDINDAN KALAN MİRAS VE VİCDAN MUHASEBESİ
RAMAZAN MEKTEBİNDEN MEZUN OLMAK DEĞİL RAMAZAN’I HAYATA TAŞIMAK
RAMAZAN’DAN BAYRAMA BİR AYLIK TERBİYE BİR ÖMÜRLÜK DİRİLİŞ