DOLAR
47,849 TL
EURO
55,034 TL
STERLİN
64,677 TL
GRAM
6.699 TL
ÇEYREK
10.941 TL
YARIM
21.814 TL
CUMHURİYET
43.292 TL
Enver Kömürcü
Enver Kömürcü
enverkomurcu@yenikonya.com.tr
13 Ağustos 2026 Perşembe günü yayınlandı
DİĞER YAZARLARIMIZ

MEKKE’DE DOĞAN TEVHİD, AKABE’DE VERİLEN SÖZ  1. BÖLÜM

 

 Tarihin bazı şehirleri yalnızca insanların yaşadığı toprak parçaları değildir. Bir inancın, bir medeniyetin ve insanlığın kaderini değiştiren büyük yürüyüşlerin başlangıç noktalarıdır. Mekke böyledir. Medine böyledir. Akabe ise bu iki kutlu şehir arasındaki büyük yürüyüşün sessiz fakat muazzam dönüm noktasıdır.

 Mekke'de tevhid doğdu. Akabe'de tevhide sadakat sözü verildi. Medine'de tevhid kardeşliğe, topluma ve medeniyete dönüştü. Sonra Medine'den yükselen İslam güneşi bütün cihanı aydınlatmaya başladı. Bugün yeniden İslam birliğini konuşacaksak, bu kutlu yürüyüşün izlerini takip etmek zorundayız.

 Allah Resûlü'nün insanlığa getirdiği çağrının merkezinde tek bir büyük hakikat vardı. Allah'tan başka ilah yoktur. Tevhid yalnızca putları değil, insanın insana kulluğunu, kabile taassubunu, soy üstünlüğünü, zulmü ve güçlünün zayıfı ezmesini de reddediyordu. Bu sebeple Mekke'nin ileri gelenleri tevhid çağrısından rahatsız oldular. Bilal-i Habeşi kızgın kumlara yatırıldı. Yasir ailesi işkence gördü. Müslümanlara boykot uygulandı. Allah Resûlü Taif'te taşlandı. Fakat tevhid susturulamadı. Çünkü Mekke'de toprağa düşen iman tohumu Medine'de kök salacaktı.

 O günkü adıyla Yesrib'de Evs ve Hazrec kabileleri yahudilerin kışkırtmalarıyla yıllarca birbirleriyle mücadele etmişti. Aynı şehirde yaşayan, aynı suyu içen insanlar kabile taassubuyla birbirlerine düşman olmuşlardı. İslam Evs'e Hazrec'i yok et demedi. Hazrec'e Evs'ten intikam al demedi. İslam ikisine de kardeş olun dedi. Allah'ın ipine hep birlikte sımsıkı sarılın, bölünüp parçalanmayın emrini hatırlattı. Dün birbirine düşman olan kalpler imanla birleşti. Kabileler ümmete dönüştü.

 Hac mevsiminde Yesrib'den gelen küçük bir topluluk Allah Resûlü ile Akabe'de buluştu. Birinci Akabe Biatı'nda Allah'a ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocukları öldürmemek, iftira etmemek ve iyilik hususunda Allah Resûlü'ne karşı gelmemek üzere söz verildi. Bunlar yalnızca bireysel ahlak kuralları değildi. Medine'de kurulacak yeni toplumun temelleriydi. Çünkü Medine'ye giden yol önce insanın kalbinden geçiyordu. Önce insan değişecek, sonra aile, toplum ve şehir değişecek, nihayet dünya değişecekti.

 Allah Resûlü Musab bin Umeyr'i Yesrib'e gönderdi. Musab'ın ordusu, hazinesi ve makamı yoktu. Fakat elinde Kur'an, kalbinde iman, dilinde tevhid vardı. Ev ev dolaştı, Kur'an'ı anlattı, kalpleri fethetti. Henüz Medine'ye İslam ordusu girmeden Kur'an girmişti. Henüz devlet kurulmadan iman gönüllerde devletini kurmuştu.

 Bir yıl sonra İkinci Akabe Biatı gerçekleşti. Bu defa mesele yalnızca inanmak değil, imanın sorumluluğunu yüklenmekti. Medineli Müslümanlar Allah Resûlü'nü kendi ailelerini korudukları gibi koruyacaklarına, darlıkta ve bollukta dinleyip itaat edeceklerine, iyiliği emredip kötülükten sakındıracaklarına, Allah yolunda kınayanın kınamasından korkmayacaklarına ve Allah Resûlü'ne yardım edeceklerine söz verdiler.

 Akabe bize şunu öğretti. Biat yalnızca el vermek değil, gerektiğinde bedel vermektir. Biat yalnızca yanındayım demek değildir. Yükün varsa omzum burada, tehlike varsa göğsüm burada, davanın hizmete ihtiyacı varsa elim burada demektir. Akabe'de verilen sözler ertesi sabah unutulmadı. Söz verdiler ve sözlerinin arkasında durdular. İşte onları büyük yapan buydu.

 Mekke'de tevhid doğmuş, Akabe'de sadakat sözü verilmişti. Şimdi sıra bu sözün Medine'de kardeşliğe, adalete, topluma ve medeniyete dönüşmesine gelmişti. Mekke'de tevhidin doğuşu, Akabe'nin sözü ve Medine'nin kardeşliği.

Büyük yürüyüş şimdi başlıyordu!


Yazarın Diğer Yazıları