DOLAR
45,600 TL
EURO
52,855 TL
STERLİN
61,236 TL
GRAM
6.627 TL
ÇEYREK
10.889 TL
YARIM
21.579 TL
CUMHURİYET
42.893 TL

ELİF GİBİ DİMDİK DURAN BİR GENÇLİK

 

Bir nesil kendiliğinden yozlaşmaz. Ona sunulan hayat tarzı, önüne konulan hedefler ve rol modeller değiştiğinde, sonuç da kaçınılmaz olarak değişir. Gençlik, insan ömrünün en güçlü, en coşkulu ve aynı zamanda en kırılgan dönemidir. İnsanın içinde kabaran arzuların, ideallerin ve arayışların zirve yaptığı bu çağ, ya bir dirilişe kapı aralar ya da bir savruluşun başlangıcı olur. İşte bu yüzden gençlik, sadece bir yaş aralığı değil, bir yön meselesidir.

Bugün içinde bulunduğumuz çağ, gençliği en çok konuşan ama en az anlayan bir çağdır. Herkes gençlik adına konuşuyor, herkes gençlik için projeler üretiyor, fakat kimse gençliğin ruhunu gerçekten kavrayamıyor. Çünkü modern dünya, gençliği anlamak yerine onu dönüştürmeye, hatta dönüştürmekle kalmayıp tek tipleştirmeye çalışıyor.

Popüler kültür, gençliğe bir hayat biçimi dayatıyor. Bu hayat biçiminde derinlik yok, mana yok, sorumluluk yok. Her şey hız üzerine kurulu. Tüket, eğlen, unut. Düşünme, sorgulama, derinleşme. Sadece yaşa, ama ne için yaşadığını bilmeden yaşa.

İşte tam bu noktada gençlik büyük bir kuşatma altındadır. Ekranların ışığında büyüyen, algoritmaların yön verdiği bir hayatın içine doğan gençler, farkında olmadan bir akıntıya kapılıyor. Bu akıntı onları değerlerinden uzaklaştırıyor, kimliklerinden koparıyor, köklerinden ayırıyor. Neticede ortaya çıkan şey, kendi kültürüne yabancı, kendi inancına mesafeli, kendi tarihine ilgisiz bir nesildir.

Fakat burada bir yanlış anlaşılmayı düzeltmek gerekir. Gençler suçlu değildir. Gençler, kendilerine sunulan dünyanın ürünüdür. Eğer bir toplum gençliğinden şikâyet ediyorsa, aslında kendi ihmalinin bedelini ödüyordur. Çünkü gençlik, yetiştirilir. Gençlik, inşa edilir. Gençlik, yönlendirilir.

Bugün en büyük eksiklik, gençliğe istikamet verecek bir pusulanın zayıflamış olmasıdır. Oysa bu toprakların mayasında güçlü bir istikamet vardır. Bu istikamet, insanı sadece dünyaya değil, ebediyete bağlayan bir anlayıştır. Hayatı sadece başarıdan ibaret görmeyen, ahlakı merkeze alan, insanı sorumluluk sahibi bir varlık olarak tanımlayan bir medeniyet tasavvurudur bu.

Geçmişe baktığımızda, gençliğin ne demek olduğunu çok daha iyi anlarız. İnanç uğruna her şeyini ortaya koyan, hakikati uğruna yalnız kalmayı göze alan, doğru bildiğinden taviz vermeyen gençler bu medeniyetin temel taşları olmuştur. Onlar kalabalıkların peşinden gitmedi. Onlar modaya göre şekillenmedi. Onlar çoğunluğun doğrularını değil, hakikatin doğrularını esas aldı.

Bugün ihtiyaç duyduğumuz gençlik de tam olarak budur. Kalabalıklar içinde kaybolmayan, yalnız kalsa da doğruda sebat eden, rüzgâra göre yön değiştirmeyen, aksine rüzgâra yön veren bir gençlik. Elif gibi dimdik duran bir gençlik.

Peki bu nasıl mümkün olacak?

Öncelikle gençliği suçlayan dili terk etmek zorundayız. Sürekli eleştirilen, sürekli yargılanan bir gençlikten diriliş beklemek gerçekçi değildir. Gençliğe ulaşmanın yolu, onu anlamaktan geçer. Onu anlamanın yolu ise onunla konuşmaktan, onun dünyasına girmekten geçer.

Gençler nasihatten çok örnek ister. Söylenenle yaşanan arasındaki fark büyüdükçe, gençliğin güveni sarsılır. Bu yüzden en etkili eğitim, sözle değil, hâl ile yapılan eğitimdir. Eğer bir genç, karşısında samimi, tutarlı ve ahlaklı bir duruş görürse, o duruşun peşinden gider.

İkinci olarak, gençliğe boşluk bırakmamak gerekir.

Boş kalan her alan, mutlaka başka bir şeyle doldurulur. Eğer o alanı biz doldurmazsak, başkaları doldurur. Eğer biz değer vermezsek, başkaları kendi değerlerini verir. Eğer biz istikamet göstermezsek, başkaları yön çizer. Bu yüzden gençliğe sadece yasaklar sunmak değil, alternatifler sunmak zorundayız.

-Anlamlı bir hayat

-Gayesi olan bir yürüyüş

-Kendini gerçekleştirebileceği bir alan

-Aidiyet hissi

-Sevildiğini hissettiği bir ortam

Bunları sunamadığımız sürece, gençliği sadece eleştirerek bir yere varamayız.

Üçüncü olarak, gençliğe güvenmek zorundayız.

Bu milletin gençliği, doğru yön verildiğinde neler başarabileceğini defalarca göstermiştir. Yeter ki onların önünü açalım, onları destekleyelim, onlara inanalım. Unutmayalım ki, her büyük değişim gençlikle başlamıştır. Son olarak şunu ifade etmek gerekir. Bu mesele sadece gençlerin meselesi değildir.

Bu mesele, bir toplumun varlık meselesidir.

Gençliğini kaybeden bir toplum, geleceğini kaybeder. Ama gençliğini kazanan bir toplum, yeniden ayağa kalkar. Bugün yapılması gereken şey, gençliği yeniden keşfetmektir. Onun enerjisini, samimiyetini, arayışını doğru bir istikamete yönlendirmektir.

-Çünkü gençlik hâlâ umut taşımaktadır.

-Hâlâ arayış içindedir.

-Hâlâ hakikate açtır.

-Yeter ki biz o hakikati doğru bir şekilde sunabilelim.

-Yeter ki biz, Elif gibi dimdik durabilelim.

O zaman göreceğiz ki, bu topraklardan yeniden kökleri sağlam, duruşu net, istikameti belli bir gençlik filizlenecektir.

O gün geldiğinde, sadece gençlik değil, bir medeniyet yeniden ayağa kalkacaktır.

 


Yazarın Diğer Yazıları