Sektörel Ücret Dengesizlikleri Büyümeyi Tehdit Ediyor
MEKKE’DE DOĞAN TEVHİD, AKABE’DE VERİLEN SÖZ 1. BÖLÜM
“BEN”LİKTEN, “BİZ”LİĞE
Bir Kitap, Bir Dipnot ve Bir Medeniyet Meselesi
Özbekistan Mergilan Şehrinde Muhteşem Bir Merkez: Burhaneddin el-Marğinani İlim, Eğitim ve Turizm Külliyesi/ Kompleksi
AK Parti’nin Rantçı Şımarıkları
BEN İNSANIM
İSLÂMİ NATO’NUN AYAK SESLERİ
ŞAKA MI, SAYGISIZLIK MI ???
Beşten Dördü Gitti, Biri Kaldı!
Mekke Anlaşması
OSMANLIDA BİR RAMAZAN NASIL GEÇERDİ?-2-
TÜRKİYE’NİN AFRO-AVRASYA’NIN BÜTÜN ENERJİ VE TEDARİK KORİDORLARINDA VE HATLARINDA YÜKSELEN GÜÇ ETKİSİNİN STRATEJİK GÜÇ ÇARPANI MİMARİSİ DAHA DA DERİNLEŞİYOR.
GENÇLİĞİMİZİ ve GELECEĞİMİZİ TEHDİT EDEN EN BÜYÜK TEHDİT UYUŞTURUCU BAĞIMLILIĞI BELASI
TOPLUMSAL YOZLAŞMA VE OKUL MEZUNİYET PARTİLERİ
Bu Ne Perhiz ? Bu Ne Lahana Turşusu ?
Konya’da iyi ki belediyeler var! Vatandaş ekmek ve etliekmek zammına tepkili…
AYDOĞDU’DAN DÜNYA BELEDİYELER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA…
İĞNE ELİMDEYDİ, SÖKÜĞÜ GÖREMEDİM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
Bir nesil kendiliğinden yozlaşmaz. Ona sunulan hayat tarzı, önüne konulan hedefler ve rol modeller değiştiğinde, sonuç da kaçınılmaz olarak değişir. Gençlik, insan ömrünün en güçlü, en coşkulu ve aynı zamanda en kırılgan dönemidir. İnsanın içinde kabaran arzuların, ideallerin ve arayışların zirve yaptığı bu çağ, ya bir dirilişe kapı aralar ya da bir savruluşun başlangıcı olur. İşte bu yüzden gençlik, sadece bir yaş aralığı değil, bir yön meselesidir.
Bugün içinde bulunduğumuz çağ, gençliği en çok konuşan ama en az anlayan bir çağdır. Herkes gençlik adına konuşuyor, herkes gençlik için projeler üretiyor, fakat kimse gençliğin ruhunu gerçekten kavrayamıyor. Çünkü modern dünya, gençliği anlamak yerine onu dönüştürmeye, hatta dönüştürmekle kalmayıp tek tipleştirmeye çalışıyor.
Popüler kültür, gençliğe bir hayat biçimi dayatıyor. Bu hayat biçiminde derinlik yok, mana yok, sorumluluk yok. Her şey hız üzerine kurulu. Tüket, eğlen, unut. Düşünme, sorgulama, derinleşme. Sadece yaşa, ama ne için yaşadığını bilmeden yaşa.
İşte tam bu noktada gençlik büyük bir kuşatma altındadır. Ekranların ışığında büyüyen, algoritmaların yön verdiği bir hayatın içine doğan gençler, farkında olmadan bir akıntıya kapılıyor. Bu akıntı onları değerlerinden uzaklaştırıyor, kimliklerinden koparıyor, köklerinden ayırıyor. Neticede ortaya çıkan şey, kendi kültürüne yabancı, kendi inancına mesafeli, kendi tarihine ilgisiz bir nesildir.
Fakat burada bir yanlış anlaşılmayı düzeltmek gerekir. Gençler suçlu değildir. Gençler, kendilerine sunulan dünyanın ürünüdür. Eğer bir toplum gençliğinden şikâyet ediyorsa, aslında kendi ihmalinin bedelini ödüyordur. Çünkü gençlik, yetiştirilir. Gençlik, inşa edilir. Gençlik, yönlendirilir.
Bugün en büyük eksiklik, gençliğe istikamet verecek bir pusulanın zayıflamış olmasıdır. Oysa bu toprakların mayasında güçlü bir istikamet vardır. Bu istikamet, insanı sadece dünyaya değil, ebediyete bağlayan bir anlayıştır. Hayatı sadece başarıdan ibaret görmeyen, ahlakı merkeze alan, insanı sorumluluk sahibi bir varlık olarak tanımlayan bir medeniyet tasavvurudur bu.
Geçmişe baktığımızda, gençliğin ne demek olduğunu çok daha iyi anlarız. İnanç uğruna her şeyini ortaya koyan, hakikati uğruna yalnız kalmayı göze alan, doğru bildiğinden taviz vermeyen gençler bu medeniyetin temel taşları olmuştur. Onlar kalabalıkların peşinden gitmedi. Onlar modaya göre şekillenmedi. Onlar çoğunluğun doğrularını değil, hakikatin doğrularını esas aldı.
Bugün ihtiyaç duyduğumuz gençlik de tam olarak budur. Kalabalıklar içinde kaybolmayan, yalnız kalsa da doğruda sebat eden, rüzgâra göre yön değiştirmeyen, aksine rüzgâra yön veren bir gençlik. Elif gibi dimdik duran bir gençlik.
Peki bu nasıl mümkün olacak?
Öncelikle gençliği suçlayan dili terk etmek zorundayız. Sürekli eleştirilen, sürekli yargılanan bir gençlikten diriliş beklemek gerçekçi değildir. Gençliğe ulaşmanın yolu, onu anlamaktan geçer. Onu anlamanın yolu ise onunla konuşmaktan, onun dünyasına girmekten geçer.
Gençler nasihatten çok örnek ister. Söylenenle yaşanan arasındaki fark büyüdükçe, gençliğin güveni sarsılır. Bu yüzden en etkili eğitim, sözle değil, hâl ile yapılan eğitimdir. Eğer bir genç, karşısında samimi, tutarlı ve ahlaklı bir duruş görürse, o duruşun peşinden gider.
İkinci olarak, gençliğe boşluk bırakmamak gerekir.
Boş kalan her alan, mutlaka başka bir şeyle doldurulur. Eğer o alanı biz doldurmazsak, başkaları doldurur. Eğer biz değer vermezsek, başkaları kendi değerlerini verir. Eğer biz istikamet göstermezsek, başkaları yön çizer. Bu yüzden gençliğe sadece yasaklar sunmak değil, alternatifler sunmak zorundayız.
-Anlamlı bir hayat
-Gayesi olan bir yürüyüş
-Kendini gerçekleştirebileceği bir alan
-Aidiyet hissi
-Sevildiğini hissettiği bir ortam
Bunları sunamadığımız sürece, gençliği sadece eleştirerek bir yere varamayız.
Üçüncü olarak, gençliğe güvenmek zorundayız.
Bu milletin gençliği, doğru yön verildiğinde neler başarabileceğini defalarca göstermiştir. Yeter ki onların önünü açalım, onları destekleyelim, onlara inanalım. Unutmayalım ki, her büyük değişim gençlikle başlamıştır. Son olarak şunu ifade etmek gerekir. Bu mesele sadece gençlerin meselesi değildir.
Bu mesele, bir toplumun varlık meselesidir.
Gençliğini kaybeden bir toplum, geleceğini kaybeder. Ama gençliğini kazanan bir toplum, yeniden ayağa kalkar. Bugün yapılması gereken şey, gençliği yeniden keşfetmektir. Onun enerjisini, samimiyetini, arayışını doğru bir istikamete yönlendirmektir.
-Çünkü gençlik hâlâ umut taşımaktadır.
-Hâlâ arayış içindedir.
-Hâlâ hakikate açtır.
-Yeter ki biz o hakikati doğru bir şekilde sunabilelim.
-Yeter ki biz, Elif gibi dimdik durabilelim.
O zaman göreceğiz ki, bu topraklardan yeniden kökleri sağlam, duruşu net, istikameti belli bir gençlik filizlenecektir.
O gün geldiğinde, sadece gençlik değil, bir medeniyet yeniden ayağa kalkacaktır.
MEKKE’DE DOĞAN TEVHİD, AKABE’DE VERİLEN SÖZ 1. BÖLÜM
ÇİN TİYATROSU VE BİZİM FİGÜRAN GAZETECİLER
MİLLÎ İRADE DİNÎ İRADE İLE AYAKTA DURUR
DARBELERİN GÖLGESİNDEN 15 TEMMUZ DİRİLİŞİNE
KANAYAN YARAMIZ URUMÇİ
GÜÇLÜ DEVLETİN SIRRI GÜÇLÜ TOPLUMDUR
TOPRAĞINI KAYBEDEN GELECEĞİNİ KAYBEDER
HİCRET BİR YOLCULUK DEĞİL BİR DURUŞTUR HİCRET BİR TARİH DEĞİL BİR HAYAT TARZIDIR
İLAÇTA BAĞIMSIZLIK EN AZ SAVUNMA SANAYİİNDEKİ BAĞIMSIZLIK KADAR ÖNEMLİDİR
FATİH’İN İDEALLERİ FETİH RUHU VE İSTANBUL’UN FETHİ BİZE NE ANLATIYOR?