Reklam
DOLAR
46,381 TL
EURO
53,234 TL
STERLİN
61,524 TL
GRAM
6.424 TL
ÇEYREK
10.604 TL
YARIM
21.055 TL
CUMHURİYET
41.935 TL
Bekir Şahin
Bekir Şahin
bsahin@yenikonya.com.tr
18 Haziran 2026 Perşembe günü yayınlandı

Selçuklu Konferansları ve Ölümsüzleşen Mirası

 

 

Konya, taşında, toprağında ve hafızasında asırların izini taşıyan müstesna bir şehirdir. Bu şehir yalnızca bir yerleşim merkezi değil; ilmin, irfanın, sanatın, vakıf medeniyetinin ve devlet aklının yoğrulduğu kadim bir medeniyet merkezidir. Anadolu Selçuklu Devleti'ne başkentlik yaparak "Dârülmülk” unvanını alan Konya, bu vasfıyla sadece siyasî bir merkez olmamış; aynı zamanda ilim, kültür, tasavvuf ve şehir medeniyetinin de kalbi hâline gelmiştir.

İşte bu büyük mirası bugünün insanına yeniden hatırlatan kıymetli çalışmalardan biri de "Selçuklu Konferansları” külliyatıdır. Vakıflar Genel Müdürlüğü, Necmettin Erbakan Üniversitesi, Selçuk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi ve Karatay Belediyesi'nin katkılarıyla hazırlanan bu dört ciltlik eser, Selçuklu medeniyetini farklı yönleriyle ele alan kalıcı bir kültür hizmeti olarak dikkat çekmektedir.

Külliyatın her bir cildi, Selçuklu tarihinin önemli şahsiyetleri etrafında şekillenmektedir. Muînüddin Süleyman Pervâne, Sahib Ata Fahreddin Ali, Celaleddin Karatay ve Sadreddin Konevî gibi isimler üzerinden Selçuklu devlet aklı, vakıf kültürü, şehirleşme, mimari, ilim hayatı ve tasavvuf geleneği çok yönlü olarak ele alınmaktadır.

Muînüddin Süleyman Pervâne'ye ayrılan ciltte, onun Memlûkler ve Moğollarla ilişkileri, Anadolu'daki siyasî faaliyetleri, Karamanlılarla münasebetleri, Doğu Anadolu'daki gelişmeler, Sinop'un yeniden fethi, Tokat ve çevresindeki askerî-siyasî faaliyetler geniş bir bakış açısıyla incelenmektedir. Bu yazılar, Pervâne'nin yalnızca bir devlet adamı değil, Selçuklu tarihinin kritik dönemlerinde önemli roller üstlenmiş bir siyaset aktörü olduğunu göstermektedir.

Sahib Ata Fahreddin Ali ve ailesini konu alan cilt ise vakıf medeniyetimizin zenginliğini ortaya koymaktadır. Sahib Ata Oğulları, Moğollarla ilişkiler, vakfiyeler, vakıf eserleri, Konya Sahib Ata Külliyesi, Kayseri Sahabiye Medresesi, su yapıları, çini tezyinatı, nümismatik veriler ve yazma eserler üzerinden bir emirin etrafında nasıl büyük bir medeniyet tasavvurunun şekillendiği açıkça görülmektedir.

Celaleddin Karatay'a ayrılan ciltte ise onun hayatı, siyasî kariyeri, devlet adamlığı, gulâm sistemi içindeki yeri, vakfiyeleri, Konya şer‘iyye sicillerindeki izleri ve Anadolu'nun farklı şehirlerine uzanan imar faaliyetleri ele alınmaktadır. Karatay, bu yazılarda yalnızca bir vezir olarak değil; zor zamanlarda devlet aklını, vakıf bilincini ve hizmet ahlakını temsil eden bilge bir şahsiyet olarak karşımıza çıkmaktadır.

 

Külliyatın en dikkat çekici ciltlerinden biri ise hiç şüphesiz Sadreddin Konevî'ye ayrılan cilttir. Konevî, Konya'nın ilim ve tasavvuf tarihindeki en müstesna isimlerinden biridir. Onun hayatı, eğitimi, vasiyetnamesi, kelâmî yönü, hadisçiliği, işarî tefsir anlayışı, tasavvuf tarihindeki yeri ve çevresi bu ciltte ilmî makalelerle ele alınmaktadır.

Sadreddin Konevî'yi önemli kılan yönlerden biri de onun kitap, kütüphane ve vakıf anlayışıdır. Konevî Kütüphanesi, sadece kitapların saklandığı bir mekân değil; ilmin korunması, çoğaltılması ve nesilden nesile aktarılması düşüncesinin somutlaşmış hâlidir. "Konevî Kütüphanesi” olarak bilinen bu miras, Konya'nın yazma eser hafızasında çok özel bir yere sahiptir.

Bu bakımdan Konevî cildinde yer alan "Sadreddin Konevî Kütüphanesi Yazma Eserleri ve Yapılan Çalışmalar” başlıklı yazı da ayrıca önem taşımaktadır. Yazma eserler alanında yıllardır sürdürülen koruma, kataloglama, dijitalleştirme ve tanıtım faaliyetleri, Konevî mirasının bugün de yaşayan bir ilim halkası olduğunu göstermektedir. Kütüphaneler, vakıflar ve yazma eserler üzerinden baktığımızda Konya'nın yalnızca geçmişte değil, bugün de ilim ve kültür hayatımızın merkezlerinden biri olduğu daha iyi anlaşılmaktadır.

"Selçuklu Konferansları” külliyatı, yalnızca geçmişi anlatan bir kitaplar dizisi değildir. Bu eserler, Selçuklu estetiğini, vakıf medeniyetini, şehirleşme anlayışını, devlet tecrübesini, ilim ve tasavvuf geleneğini bugünün insanına yeniden hatırlatan bir medeniyet çağrısıdır.

Bu yönüyle çalışma, aynı zamanda bir vefa projesidir. Ancak bu vefa sadece geçmişte yaşamış büyük şahsiyetleri anmakla sınırlı değildir. Onların bıraktığı eserleri, kurduğu vakıfları, inşa ettiği medreseleri, kütüphaneleri ve ilim halkalarını bugünün diliyle yeniden anlamak ve gelecek nesillere aktarmaktır.

Karatay Belediyesi'nin bu projeye verdiği destek, kültür belediyeciliğinin güzel ve kalıcı örneklerinden biridir. Üniversitelerimizin ilmî birikimi, Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün tarihî sorumluluğu ve yerel yönetimlerin kültür hizmetleri bir araya geldiğinde, ortaya böylesine nitelikli ve kalıcı eserlerin çıkması son derece kıymetlidir.

Bu önemli külliyatın hazırlanmasında emeği geçen bütün akademisyenlere, araştırmacılara, Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne, Konya Vakıflar Bölge Müdürlüğü'ne, Karatay Belediyesi'ne ve projeye katkı sunan bütün kurum ve kişilere şehrimiz adına teşekkür etmek gerekir.

Bugün şehirler yalnızca yolları, binaları ve meydanlarıyla değil; koruyabildikleri hafızalarıyla ayakta kalmaktadır. Konya'nın Dârülmülk kimliği de ancak böyle çalışmalarla geleceğe taşınabilir.

Çünkü köklerini bilen şehirler istikametini kaybetmez. Konya da kütüphaneleri, vakıf eserleri, yazma mirası ve böylesi nitelikli çalışmalar sayesinde medeniyet hafızasını diri tutmaya devam etmektedir.


Yazarın Diğer Yazıları