Ev gençleri sorunu ekonomik beka meselesidir
Aydın’daki Diğer Hazine: Bedri Noyan Dedebaba Koleksiyonu
SU VE GELECEK
Çiğne/Hazmet/Düşün/Kendini Yeniden Tasarla!
DOSTLARIN KALEMİNDEN (2)
Konyaspor’da artık bütün yollar finale çıkıyor…
Özbekistan’da “9 Mayıs Xotira va qadrlash kuni’’ Anma ve Saygı Günü, Hatıra ve Kıymet Verme Günü
Türkiye-Suriye Kalkınma Hattı
KADIN, ERKEK VE KAYBOLAN DENGE
NESİLLLERİMİZİ HAKİKATİN DOĞRULARIYLA YETİŞTİRMELİYİZ
Yolun Sonu Kupa Olsun
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
Bakanlıkların Baş Belâsı: İletişimsizlik
5G NE KADAR GÜVENLİ?
YARATILIŞ GAYEMİZ
AKŞAM OLMAKTA
Berkan Kutlu, Konya mutlu
Ateşkes mi, Sadece Bir Ara Mola mı? İran–ABD Geriliminin Gerçek Anlamı
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
İnsana İyi Gelen Melodiler
5816 KALDIRILMALI MI?
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
Cahit Öztelli koleksiyonunu konuşurken bir başka koleksiyondan bahsetmeden olmaz: Doç. Dr. Bedri Noyan Dedebaba'nın Aydın'daki koleksiyonu. 1940'lı yıllardan 1990'lara kadar — kendisi 90'lı yılların başında vefat etti — bütün bir ömrünü bu işe vermiş bir adamdır. Mesleği operatör doktor; Bektaşî olmuş, üstelik çok yüksek dereceli bir mason olduğu da söylenir. 1960'ta Salih Niyazi Baykal'ın ölümünden sonra Bektaşî dedebabalığına seçilmiştir .
Doktor olması, eğitimli olması, İstanbul'u ve bütün taşrayı tanıması sebebiyle Bedri Noyan, Bektaşî tekkelerinde, ailelerde ne varsa toplamıştır. Irak tekkelerinden Balkanlar'a, Arnavutluk'tan Bulgaristan'a kadar geniş bir coğrafyada fotoğraflar, mektuplar, ses kayıtları, cönkler, defterler, divanlar
— hepsi bir yere toplanmıştır.
-— Bedri Noyan'ın yetiştirdiği halifelerin ve babaların önemli bir kısmı bugün Bektaşî çevrelerinde; bunların bir bölümünün Almanya'da dergâhları var. Kitapların bir kısmının oraya çıkmış olması güçlü bir ihtimal.
- İzmir Bektaşî dergâhları— özellikle Tire'deki Alibaba Tekkesi nin koleksiyonu da ayrı bir muammadır. O tekke 1950'lere kadar açık kalmış, Mustafa Kemal kapattırmamıştı. Sonradan dağılan bu tekkenin Bedri Noyan'ın bıraktığı notlar zaten ardından gelenler tarafından kitaplaştırıldı: Ardıç Yayınlarndan çıkan ve son cildi hâlâ hazırlanmakta olan Bütün Yönleriyle Bektâşîlik ve Alevîlik"adlı 11 ciltlik o külliyat. Orada müellif, "şu numaradaki yazma kendi kütüphanemde" diye numaraları, künyeleri tek tek vermektedir. Yani envanter elimizde; aranan, fiziken nerede olduğudur.
Diyarbakır Notu: Şevket Beysanoğlu ve Ali Emîrî'nin Mirası
Söz yazma eserlerden açılmışken, bir Diyarbakır parantezi de açalım. Efkân Ala'nın valilik döneminde, Ali Emîrî Millet Kütüphanesi'ndeki o ilk yazma fonuna ailelerin elindeki yazmaların bir kısmını toparlattırmıştık. Şevket Beysanoğlu — Diyarbakır tarihi yazıcılığının en önemli isimlerinden — koleksiyonu da Kültür Bakanlığı binasında, tiyatronun üzerindeki kütüphanedeydi. Şimdi o eserler, Ulu Camii yanındaki yeni kütüphanede, yani bugün üzerinde "Diyarbakır Yazma Eser Kütüphanesi yazan binadadır. Aslında Ali Emîrî veya Hâmid Aytaç ismi için bilgi notları gönderilmiş, Sami Güçlü ağabey de epey uğraşmıştı; ne hikmetse Meclis'ten "Ziya Gökalp" olarak çıktı. Olan oldu. Ama 2007–2008'lerde fiilî tespitini yaptığımız o koleksiyon bugün Türkiye'nin en sağlam yazma eser kütüphanelerinden biridir.
Sonuç Yerine: Bir Davet
Cahit Öztelli koleksiyonu, içinde Naci Kum Atabeyli mirasını da barındıran, hem Konya'ya hem Antalya–Beyşehir hattına hem de Anadolu Bektaşîliğinin geçiş yollarına dair son derece kıymetli bir yazılı hafızadır. Bir kısmı Süleymaniye'de, bir kısmı Konya'da, bir kısmı hâlâ ailenin elinde, bir kısmı ise kim bilir hangi sahafın hangi rafında bekliyor. Bedri Noyan Dedebaba'nın Aydın koleksiyonu ise hâlâ kayıp; izi Aydın'dan İzmir'e, oradan Almanya'ya kadar uzanıyor olabilir.
Bizim yapmamız gereken belli: *hızlı, dikkatli ve ısrarlı* olmak. Çünkü bu eserlerin etrafında dönen dedikoduları işleten, koleksiyonları parçalayıp dağıtan, hatta yurt dışına çıkaran eller hiç boş durmuyor. Geçen sene Güneydoğu'da Alevî-Bektaşî eserlerini dijitalleştirme projemize tam başlayacakken araya bir el girip durdurdu. O ilk eli zaten göremiyorsunuz; ikinci, üçüncü, beşinci versiyonunu görüyorsunuz. Velhâsıl, tembellik bizden; daha çok çalışmamız lazım.
Şu an itibarıyla Cahit Öztelli koleksiyonunun Konya'ya intikal eden zarfları dijitalleştirilmiş vaziyettedir. Araştırıcılar, istedikleri zaman gelip inceleyebilirler. Bu da bir davettir: gelin, bakın, çalışın, yazın. Çünkü bu koleksiyon — Naci Kum'un Beyşehir'den getirdiği o küçücük ama çok mühim notlar, Cahit Öztelli'nin Konya Lisesi yıllarından sandığına attığı cönkler, Mevlâna Müzesi'nden çoğalttığı Menâkıbü'l-Kudsiyye — hâlâ araştırıcılarını beklemektedir.
Cenâb-ı Hak, bu emanetleri bugüne taşıyanlardan razı olsun; bundan sonrasını taşıyacaklara da kolaylık versin. SON
Cahit Öztelli Koleksiyonu Araştırıcılarını Bekliyor -1-
Bir Dergi Kapağından Türbelerin Hafızasına
Yazma Eserlerin İzinde: 20 Mayıs 2012’de, Alâeddin Keykubat’ın hz. Mevlâna ve Ailesini Konya’ya Davet Mektubu Bulundu
Bir Dergi Kapağından Türbelerin Hafızasına
Bir Tuğranın Hikâyesi: Taş, Su ve Hafıza
Yazma Eserlerin İzinde – Akif Atakan (Mestanlı /Bulgaristan)
Yazarlık Mektebi
Yazma Eserlerin İzinde; Belviranlı Koleksiyonu’nun Sessiz Hikâyesi
Taşın Hatırlattığı Ahlâk: Köy Odalarından Misafir Taşına
Alaeddin’den Mevlânâ’ya Ramazan Yürüyüşü