Şehir Diplomasisinde Tarihi Konya Zaferi
BU ONUR KONYA’NIN, BU BAŞARI UĞUR İBRAHİM ALTAY’IN
BİLMEK YETMİYOR
IBAN hesaplarıyla ilgili yeni düzenleme yolda
TÜRKİYE’NİN ÇELİK ZIRHI: CUMHUR İTTİFAKI...
Mezuniyet Törenleri ve İkiyüzlülüğümüz
TOPRAĞINI KAYBEDEN GELECEĞİNİ KAYBEDER
AŞÛRE GÜNÜ VE KANAYAN YARAMIZ KERBELA
Yardım Değil Destek!
“İYİ Kİ VARSINIZ“
2 ASIRLIK HATANIN BEDELİ KAYBOLAN GENÇLİK
Selçuklu Konferansları ve Ölümsüzleşen Mirası
Necmeddin Kübra Uluslararası Sempozyumu ve Ebu Reyhan Biruni Ürgenç Devlet Üniversitesi
EN İYİ ARKADAŞIM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
AKŞAM OLMAKTA
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
İnsana İyi Gelen Melodiler
—Dinlenince, anlaşılınca ve sevilince gerçek iyileşme başlar
İnsan, en çok duyulduğunu sandığı yerde anlaşılmamaktan yoruluyor. Belki de mesele hiç konuşamamak değil; birbirimizi gerçekten dinlemeyi bilmemek. Çünkü dinlemek, sadece sesi duymak değil. Dinlemek; susmak, alan açmak, yargıyı askıya almak ve karşındakinin dünyasına kısa bir yolculuğa çıkmayı göze almaktır.
Bugün çoğumuz konuşmayı biliyoruz ama dinlemeyi bilmiyoruz. O yüzden insanlar aynı dili konuştuğu hâlde anlaşamıyor. Kelimeler yetmiyor. Çünkü her insanın dili kelimelerden önce yaralarından oluşuyor. Birinin sessizliği, diğerinin en yüksek çığlığı olabiliyor. Ve biz çoğu zaman o sessizliği duymayı bilmiyoruz.
İnsan gerçekten dinlenmediğinde eksik kalır. Tıpkı yarım bırakılmış bir melodi gibi… Oysa her insan bir melodidir. Kimi sakin, kimi karmaşık, kimi kırık notalarla dolu. Ama asıl mesele, bu farklı notaların bir araya gelebilmesidir. Çünkü müzik, tek bir sesten değil; uyum içinde buluşan farklılıklardan doğar. İnsan da böyledir. Birbirimizin aynı olmasına değil, farklılıklarımıza rağmen uyum kurabilmemize ihtiyaç duyarız. Anlamak, tam da burada başlar.
Gerçekten dinlendiğinde ise o melodi kendini tamamlamaya başlar. Belki de bu yüzden insan insana iyi gelir. Çünkü biri seni gerçekten duyduğunda, içindeki dağınıklık toparlanır.
İyileşmek de tam burada başlar. İnsan önce kendi yarasını fark ettiğinde, sonra onu inkâr etmek yerine kabul ettiğinde… Ve belki en zor olanı; sevmeyi ve sevilmeyi seçtiğinde. Çünkü sevmek, sadece vermek değildir. Sevmek, karşındakinin yarasını görüp oraya dikkatle dokunabilmektir. Ama çoğu insan, başkasının yarasını sararken kendi yarasını unutmaya çalışır. Oysa gerçek iyileşme, başkasını iyileştirirken kendinden kaçmak değil; kendine de şefkat gösterebilmektir.
Peki insanlar anlaşamıyorsa, yeni bir dil bulmak mümkün mü? Belki de yeni bir dil aramaya gerek yoktur. Belki eksik olan şey, var olan dili derinlemesine kullanabilmektir. Gözle, susuşla, sabırla, kalple… Çünkü bazı şeyler kelimelerle değil, ancak hissedilerek anlaşılır.
İnsan nasıl iyileşir?
Dinlenince…
Anlaşılınca…
Kabul edilince…
Ve en önemlisi, kendini de dinlemeyi öğrendiğinde.
Çünkü insan başkasını ne kadar iyi dinliyorsa, aslında kendine de o kadar yakındır.
Ve belki de en başa dönmek gerekir:
Her insan bir melodidir.
Ama o melodiyi duymak için sadece kulak yetmez. Kalp gerekir.
Yaş Almak mı, Derinleşmek mi?
Kalbe Misafir Olmayı Bilmek
Yeni Yıl Dilekleri Tutarken, Kimleri Hâlâ Hayatımızda Tutuyoruz?
Bırakmanın İnceliği
Olmaklık Üzerine Bir Aynadan
“Hayatın Masası”
Sessiz Kalabalıklar: Modern Hayatta Yalnızlık
Temizlik