Altın yeni bir çıkış arıyor
İnsana İyi Gelen Melodiler
BİZİM MUHSİN BİR ŞEHİDİN ARDINDAN KALAN MİRAS VE VİCDAN MUHASEBESİ
870 Yılı Ramazan Bayramında Vefat Eden İmam Buhari’nin Adına Yapılan Külliye 2026 Ramazan Bayramında Semerkant’ta Açıldı
Taşın Hatırlattığı Ahlâk: Köy Odalarından Misafir Taşına
BAMYA ÇORBASI
ÖLÜM GELİNCEYE KADAR İBADETLERE DEVAM EDİLMELİDİR
5816 KALDIRILMALI MI?
Hesap Tutmadı: Washington’ın İran Yanılgısı
İnsanın Anlaşamadığı Dünya
BİR BAYRAM BÖYLE GEÇTİ!
Cevher-Araz/Sünni-Şii
Her biri altın değerinde 6 puan
Petrodoların Kanlı Tasfiyesi
AK Parti Neden İvme Yakalayamadı?
RAMAZANDAN İSTİFADE EDEBİLMEK
ÜNLÜ EDELİM
Epic Fury: Ortadoğu’da Jeopolitik Bir İntiharın Anatomisi
Evcil Hayvanlar Çocuk Gelişimini Nasıl Etkiler
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
Konyaspo’dan Görkemli Galibiyet
ANNECİĞİM
Plaka basım atölyesinde yeni dönem
HEPİMİZ ÇARKIN İÇİNDEYİZ
Sosyal Medya: Abartı, Algı ve Sessiz Soygun
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
KAYGI
Ayaz Ata ve Nardugan
—Dinlenince, anlaşılınca ve sevilince gerçek iyileşme başlar
İnsan, en çok duyulduğunu sandığı yerde anlaşılmamaktan yoruluyor. Belki de mesele hiç konuşamamak değil; birbirimizi gerçekten dinlemeyi bilmemek. Çünkü dinlemek, sadece sesi duymak değil. Dinlemek; susmak, alan açmak, yargıyı askıya almak ve karşındakinin dünyasına kısa bir yolculuğa çıkmayı göze almaktır.
Bugün çoğumuz konuşmayı biliyoruz ama dinlemeyi bilmiyoruz. O yüzden insanlar aynı dili konuştuğu hâlde anlaşamıyor. Kelimeler yetmiyor. Çünkü her insanın dili kelimelerden önce yaralarından oluşuyor. Birinin sessizliği, diğerinin en yüksek çığlığı olabiliyor. Ve biz çoğu zaman o sessizliği duymayı bilmiyoruz.
İnsan gerçekten dinlenmediğinde eksik kalır. Tıpkı yarım bırakılmış bir melodi gibi… Oysa her insan bir melodidir. Kimi sakin, kimi karmaşık, kimi kırık notalarla dolu. Ama asıl mesele, bu farklı notaların bir araya gelebilmesidir. Çünkü müzik, tek bir sesten değil; uyum içinde buluşan farklılıklardan doğar. İnsan da böyledir. Birbirimizin aynı olmasına değil, farklılıklarımıza rağmen uyum kurabilmemize ihtiyaç duyarız. Anlamak, tam da burada başlar.
Gerçekten dinlendiğinde ise o melodi kendini tamamlamaya başlar. Belki de bu yüzden insan insana iyi gelir. Çünkü biri seni gerçekten duyduğunda, içindeki dağınıklık toparlanır.
İyileşmek de tam burada başlar. İnsan önce kendi yarasını fark ettiğinde, sonra onu inkâr etmek yerine kabul ettiğinde… Ve belki en zor olanı; sevmeyi ve sevilmeyi seçtiğinde. Çünkü sevmek, sadece vermek değildir. Sevmek, karşındakinin yarasını görüp oraya dikkatle dokunabilmektir. Ama çoğu insan, başkasının yarasını sararken kendi yarasını unutmaya çalışır. Oysa gerçek iyileşme, başkasını iyileştirirken kendinden kaçmak değil; kendine de şefkat gösterebilmektir.
Peki insanlar anlaşamıyorsa, yeni bir dil bulmak mümkün mü? Belki de yeni bir dil aramaya gerek yoktur. Belki eksik olan şey, var olan dili derinlemesine kullanabilmektir. Gözle, susuşla, sabırla, kalple… Çünkü bazı şeyler kelimelerle değil, ancak hissedilerek anlaşılır.
İnsan nasıl iyileşir?
Dinlenince…
Anlaşılınca…
Kabul edilince…
Ve en önemlisi, kendini de dinlemeyi öğrendiğinde.
Çünkü insan başkasını ne kadar iyi dinliyorsa, aslında kendine de o kadar yakındır.
Ve belki de en başa dönmek gerekir:
Her insan bir melodidir.
Ama o melodiyi duymak için sadece kulak yetmez. Kalp gerekir.
Yaş Almak mı, Derinleşmek mi?
Kalbe Misafir Olmayı Bilmek
Yeni Yıl Dilekleri Tutarken, Kimleri Hâlâ Hayatımızda Tutuyoruz?
Bırakmanın İnceliği
Olmaklık Üzerine Bir Aynadan
“Hayatın Masası”
Sessiz Kalabalıklar: Modern Hayatta Yalnızlık
Temizlik