Bir deli Göçü’de kuyuya taş attı! Koca bir şehir çıkaramıyor
Sektörel Ücret Dengesizlikleri Büyümeyi Tehdit Ediyor
MEKKE’DE DOĞAN TEVHİD, AKABE’DE VERİLEN SÖZ 1. BÖLÜM
“BEN”LİKTEN, “BİZ”LİĞE
Bir Kitap, Bir Dipnot ve Bir Medeniyet Meselesi
Özbekistan Mergilan Şehrinde Muhteşem Bir Merkez: Burhaneddin el-Marğinani İlim, Eğitim ve Turizm Külliyesi/ Kompleksi
AK Parti’nin Rantçı Şımarıkları
BEN İNSANIM
İSLÂMİ NATO’NUN AYAK SESLERİ
ŞAKA MI, SAYGISIZLIK MI ???
Beşten Dördü Gitti, Biri Kaldı!
Mekke Anlaşması
OSMANLIDA BİR RAMAZAN NASIL GEÇERDİ?-2-
TÜRKİYE’NİN AFRO-AVRASYA’NIN BÜTÜN ENERJİ VE TEDARİK KORİDORLARINDA VE HATLARINDA YÜKSELEN GÜÇ ETKİSİNİN STRATEJİK GÜÇ ÇARPANI MİMARİSİ DAHA DA DERİNLEŞİYOR.
GENÇLİĞİMİZİ ve GELECEĞİMİZİ TEHDİT EDEN EN BÜYÜK TEHDİT UYUŞTURUCU BAĞIMLILIĞI BELASI
TOPLUMSAL YOZLAŞMA VE OKUL MEZUNİYET PARTİLERİ
Bu Ne Perhiz ? Bu Ne Lahana Turşusu ?
AYDOĞDU’DAN DÜNYA BELEDİYELER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA…
İĞNE ELİMDEYDİ, SÖKÜĞÜ GÖREMEDİM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
Bazen kendime şu soruyu soruyorum: İnsan, içindeki suskun kişiyi mi yaşar yoksa
kalabalıklara oynayan sûretini mi?
Bir aynaya bakıyordum geçen gün. Aynanın arkasına geçip bakmak geldi içimden.
Görüntünün kaynağını, yansımanın kendisini değil de onun beslendiği karanlık arka
duvarı görmek istedim. Fakat aynanın arkası cam, sır, gümüş… İçinde kendini gösterir
ama kendi hiçbir şey göstermez. Biz de öyle değil miyiz? Olmak istediğimiz insanı o
kadar titizlikle cilalıyoruz ki, asıl kendimiz bir kenarda pas tutmuş bekliyoruz.
Kimi zaman kendimize bile açıklayamadığımız bir tiyatro oynuyoruz. Rolümüz hazır,
kostümümüz seçilmiş. Ama perde kapandığında sahnede kalan o kırık sandalye gibi
hissediyoruz kendimizi. Çünkü hep bir eksik var. Hep bir "olamadım” cümlesi
geziniyor içimizde.
Olmak istediğimiz kişi büründüğümüz bu karakter, biçilmiş rollerden değil midir? Hiç
sorulmadı değil mi, "Kim olmak istiyorsun?” Kendimiz olmak istiyor muyuz? Bunlar
sorulmadı ve kendimiz olmaya bile fırsat sunulmadı. Çünkü biliyoruz ki aynadaki biz,
biz değiliz ve biz olursak aforoz ediliriz. Başkalaşmak, farklı olmak, kendimiz olmak…
Bunların düşüncesi iyi bile gelse cesaretimiz yoktur. Neden mi? Sürü mantığı… Olur
da toplumdan farklı görünürsem, kendim olursam, olmak istediğim gibi davranırsam el
âlem ne der?
Ah o kahrolasıca el âlem putu… Sahi biz hangi yaratıcıya tapıyoruz? Sözüm ona
Müslümanım, tabii ki Allah inancına… mı yoksa el âlem tanrısına mı? Bizim yaratıcımız
kim? Yaradanı sevdiğimizi, onun istediği gibi yaşadığımızı söylüyoruz ama dilde;
amelde el âlem tanrısına göre davranıyoruz. El âlem putuna tapmayı bırakmadığımız
sürece gerçek yaratıcıya ulaşamayız.
Şimdi burada sana bir sır vereyim, dostum: İnsan, kendine en çok yalan söylediği
yerde başlar çözülmeye. Çünkü olmak istediğiyle olduğu arasındaki mesafe açıldıkça,
aynada gördüğü yüz bulanıklaşır. Ne sen onu tam tanıyabilirsin, ne o seni.İtiraf etmek mi zor, göstermek mi? Aslında en zoru: bilmediğini bilmek. Yani "Ben
kimim?” sorusuna her gün başka bir cevap verip, hepsinin yalan olduğunu fark etmek.
Çünkü hiçbir cevabın seni tam tanımlamadığını gördüğünde, işte o zaman asıl seni
görmeye başlıyorsun.
Olmak, bir iddiadır. Ama olduğun kişi, bir izdir. Ve izler yalan söylemez.
Şimdi sor: Seni en çok kim kandırdı? Cevabı çok uzaklarda arama. Aynadaki gözlerden
başla.
İĞNE ELİMDEYDİ, SÖKÜĞÜ GÖREMEDİM
İnsana İyi Gelen Melodiler
Yaş Almak mı, Derinleşmek mi?
Kalbe Misafir Olmayı Bilmek
Yeni Yıl Dilekleri Tutarken, Kimleri Hâlâ Hayatımızda Tutuyoruz?
Bırakmanın İnceliği
“Hayatın Masası”
Sessiz Kalabalıklar: Modern Hayatta Yalnızlık
Temizlik