Bir deli Göçü’de kuyuya taş attı! Koca bir şehir çıkaramıyor
Sektörel Ücret Dengesizlikleri Büyümeyi Tehdit Ediyor
MEKKE’DE DOĞAN TEVHİD, AKABE’DE VERİLEN SÖZ 1. BÖLÜM
“BEN”LİKTEN, “BİZ”LİĞE
Bir Kitap, Bir Dipnot ve Bir Medeniyet Meselesi
Özbekistan Mergilan Şehrinde Muhteşem Bir Merkez: Burhaneddin el-Marğinani İlim, Eğitim ve Turizm Külliyesi/ Kompleksi
AK Parti’nin Rantçı Şımarıkları
BEN İNSANIM
İSLÂMİ NATO’NUN AYAK SESLERİ
ŞAKA MI, SAYGISIZLIK MI ???
Beşten Dördü Gitti, Biri Kaldı!
Mekke Anlaşması
OSMANLIDA BİR RAMAZAN NASIL GEÇERDİ?-2-
TÜRKİYE’NİN AFRO-AVRASYA’NIN BÜTÜN ENERJİ VE TEDARİK KORİDORLARINDA VE HATLARINDA YÜKSELEN GÜÇ ETKİSİNİN STRATEJİK GÜÇ ÇARPANI MİMARİSİ DAHA DA DERİNLEŞİYOR.
GENÇLİĞİMİZİ ve GELECEĞİMİZİ TEHDİT EDEN EN BÜYÜK TEHDİT UYUŞTURUCU BAĞIMLILIĞI BELASI
TOPLUMSAL YOZLAŞMA VE OKUL MEZUNİYET PARTİLERİ
Bu Ne Perhiz ? Bu Ne Lahana Turşusu ?
AYDOĞDU’DAN DÜNYA BELEDİYELER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA…
İĞNE ELİMDEYDİ, SÖKÜĞÜ GÖREMEDİM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
Hayatın kendisi, çoğu kez bir masa etrafında oynanan oyuna benzer.
Otururuz, kuralları öğrenmeye çalışırız. Taşları dizer, hizaya getirir, düzen kurmaya uğraşırız.
Her hamlemizi dikkatle planlar, bir sonraki adımı öngörmeye çabalarız.
Tam her şey olması gerektiği gibi görünürken, hiç hesaba katmadığımız bir dokunuş gelir.
Ve biz, bütün emeğimizin alt üst oluşuna tanıklık ederiz.
Hayat bazen bir bilardo masası gibidir.
Ne kadar hizaya getirsek de, ne kadar düzen kurmaya çalışsak da…
Bir an gelir, her şey dağılır.
Tam taşlar yerli yerine oturdu derken, bir el uzanır dışarıdan —
Ve sert bir darbe, bütün emeğimizi darmadağın eder.
O an ne olduğunu anlayamayız.
Darbenin tanıdıktan mı yoksa yabancıdan mı geldiğini kestiremeyiz.
Bir dostun eliyle mi sarsıldık, yoksa hiç tanımadığımız birinin darbesi mi vurdu bizi?
Bu sorular zihnimizi meşgul eder.
Ama aslında fark etmez.
Çünkü acı, kaynağı ne olursa olsun, insanın içine aynı şekilde düşer:
Yakıcı, sersemletici, dengesizleştirici…
Ve sonuç hep aynıdır: yere düşmek.
Düştüğümüzde kalkmaya çabalarız.
Kimi zaman bir bebeğin ilk adımı kadar ürkek…
Kimi zaman yorgun bir savaşçının son gayretiyle.
Ve her kalkış, içimizde yeni bir ağırlık bırakır.
Kalbimiz büyüdükçe, yükümüz artar.
Omuzlarımızda görünmeyen ağırlıklar birikir.
Yürümek güçleşir.
Ama biz yine de yürümeye devam ederiz, sanki hiçbir şey olmamış gibi.
Çünkü insanın en büyük savunma mekanizması, bazen "normalmiş gibi yapma” yeteneğidir.
Zamanla şunu fark ederiz:
Önemli olan darbenin kimden geldiği değildir.
Asıl mesele, o darbenin bize ne öğrettiğidir.
Her yara kendi dersini taşır.
Her acı, insana biraz daha susmayı;
ve susarken biraz daha güçlenmeyi öğretir.
Sessizliğin içinde olgunlaşır insan.
Konuşmadan, anlatmadan, şikâyet etmeden güç toplar.
İşte bu noktada içimizden bir "Hakan Mengüç”sesi yükselir:
"Hayatınızdan siİ üzenleri çıkarın ki
Sevecek, değer verecek, kıymetimizi bilecek insanlara yer açılsın..”
Çünkü kalbin rafları sınırsız değildir.
Her yıkıcı insana yer ayırırsak, gerçek dostlara alan kalmaz.
Her yükü sırtımıza almaya kalkarsak, bir gün yürüyemez hale geliriz.
Ve en önemlisi, acıya takılı kalırsak, onun öğrettiği dersi asla anlayamayız.
Hayat, bizi savurur.
Rüzgârda yönünü seçemeyen bir yaprak gibi, bir oraya bir buraya sürükleniriz.
Ama yaprağın da bir hikmeti vardır:
Toprağa düşmeden önce, havada salındığı o kısa an, onun en özgür hâlidir.
Bizim için de öyledir.
Düşmeden önceki o son salınım… anlamlı kılabileceğimiz en değerli andır.
Ve belki de hayatın özü tam da budur:
Her darbeden sonra yeniden hizaya gelmeyi öğrenmek.
Yeniden denge bulmak.
Yeniden kalkmak.
Ve her kalkışta biraz daha dirençli, biraz daha sessiz, biraz daha derin bir insan haline gelmek.
Çünkü aslında hayata anlam veren şey, darbenin kendisi değil;
O darbeden sonra kim olduğumuzdur.
İĞNE ELİMDEYDİ, SÖKÜĞÜ GÖREMEDİM
İnsana İyi Gelen Melodiler
Yaş Almak mı, Derinleşmek mi?
Kalbe Misafir Olmayı Bilmek
Yeni Yıl Dilekleri Tutarken, Kimleri Hâlâ Hayatımızda Tutuyoruz?
Bırakmanın İnceliği
Olmaklık Üzerine Bir Aynadan
Sessiz Kalabalıklar: Modern Hayatta Yalnızlık
Temizlik