BİREYSELCİLİKTEN MEALCİLİĞE
Ocak Ayı Fiyat Artışları Enflasyonun Ateşini Yükseltti.
İrtifa kaybeden muhalefet
MÜ’MİN; KORKU VE ÜMİT ARASINDA YAŞAMALIDIR
BAYRAK NEDİR?
Perde önünde ABD-İran savaşı, perde gerisinde Türkiye-İsrail savaşı
BERAT ETMEK İÇİN ÇABAMIZ VAR MI?
Yürüyün, Durmayın! Durursanız Sırat’tan Düşersiniz.
Ey Galibiyet! Bizim Kapıyı da Çal
Artık Çağdaş Atan’ı değiştirmeye gerek yok
Plaka basım atölyesinde yeni dönem
O YOK
HEPİMİZ ÇARKIN İÇİNDEYİZ
Maveraünnehir’den Anadolu’ya Özbekistan ve Türkiye Kardeşliği
KANADA BAŞBAKANI CARNEY’İN FERYADI
Sosyal Medya: Abartı, Algı ve Sessiz Soygun
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
YIKIM
BATILILARIN KİRLETİLMİŞ MENDİLLERİ: TERÖR ÖRGÜTLERİ
Ankara’nın Konya Gibi Bir Modele İhtiyacı Var
KAYGI
Ayaz Ata ve Nardugan
Yeni Yıl Dilekleri Tutarken, Kimleri Hâlâ Hayatımızda Tutuyoruz?
EĞİTİMDE BİR MİLAT BAŞLAMALI MI?
SAĞLIK BAKANINA MEKTUP
11. YARGI PAKETİNE LGBT’DE EKLENMELİ
Geçen haftaki köşe yazımda dinin bireysel yoruma terk edilmesi meselesini ele alırken aslında büyük bir fay hattına işaret etmiştik. Zira bu mesele, basit bir yöntem tartışması değil, İslâm'ın nasıl anlaşılacağı, kim tarafından temsil edileceği ve hangi zeminde yaşanacağı sorusunun ta kendisidir. Bugün bu hattın bir sonraki durağını konuşmak zorundayız,Bireyselcilikten mealciliğe geçiş.Çünkü bireyselcilik bir durak değil, bir kapıdır. Ve o kapıdan girenlerin büyük çoğunluğu, farkında olsun ya da olmasın, mealciliğin koridorlarına doğru yürümektedir.
Modern eğitim sistemi, bize her bilgiye kişisel çabayla ulaşılabileceğini, her metnin bireysel akılla çözümlenebileceğini öğretir. Google'a bir sorgu yazdığımızda önümüze çıkan bilgi yığını, bizi her konuda uzman hissettirir. Bu psikoloji, Kur'ân gibi ilahî bir metne yaklaşımımızı da derinden etkiler. Artık bir meal edinmek, belki birkaç yorum videosu seyretmek, kişiyi dini anlama konusunda kendince yeterli kılar. Sorulması gereken asıl soru şudur: Bir metni anlamak ne demektir? Sadece kelimelerin zihnimizde bir karşılık bulması mı? Yoksa o metnin indiği dünyaya, hitap ettiği zihinlere, onu hayata taşıyan Hz. Peygamber'in pratiğine ve onu asırlar boyu anlayıp yorumlayan ulemanın birikimine nüfuz etmek mi?
Mealcilik,Benim aklım bana yeter.Bu güven, organik bir şekilde şu düşüncelere evrilir.Aracılara, âlimlere, mezheplere ne gerek var?Onlar dini karmaşıklaştırdı.Ve nihayet,Ben, Kur'ân'ın bana söylediğini doğrudan anlarım.
İslam geleneği,Nakil ve bilgi hiyerarşisi,emanet şuuru üzerine kuruludur. Vahiy, Hz.Peygamber'e (sas) inmiş, O, onu Ashâbına hem sözle hem de fiilen açıklamış, ashâb, bunu sonraki nesillere titizlikle nakletmiş ve aktarmış, her nesil, kendinden öncekine dayanan bir ilim zinciri (isnad) oluşturmuştur. Nahl Suresi'ndeki Bilmiyorsanız, ilim ehline sorun(43) emri, bu hiyerarşinin temel dayanağıdır. Bu, bilginin keyfîliğe düşmesini engelleyen, onu kontrol edilebilir ve süreklilik arz eden bir mecraya oturtan bir sistemdir.
Mealcilik, bu hiyerarşik yapıya bir isyandır. Niye başkasından sorayım? Niye onun anlayışına tabi olayım? der. Burada unutulan, dinin sadece metin den ibaret olmadığı, aynı zamanda bir yaşanmış tecrübe ve nakledilen pratik olduğudur. Namazın hareketleri, orucun incelikleri, zekâtın ölçüleri, metnin dışında,Hz. Peygamber'in hayatıyla (sünnet) sabitlenmiş ve nesiller boyu uygulanagelmiştir. Bu pratiği görmezden gelip, sadece metni okuyarak bidatleri icat etmeye kalkmak, bir senfoninin notalarını okuyup, hiç dinlemeden ve çalanı görmeden, kendi kendine enstrüman çalmaya benzer. Ses çıkar, ama o senfoni olmaz.
Mealcilik Masum Mu?İlk bakışta masum bir çağrı gibi sunulur.
– Kur'ân'ı herkes okuyabilir.Elbette okuyabilir.
– Herkes Kur'ân'dan anladığıyla amel eder.Elbette eder.
Fakat mesele burada bitmez. Çünkü bu söylem çok kısa sürede şuraya evrilir:
– Âlime ne gerek var?
– Mezhepler şart değil.
– Haşa Hadisler problemli.Kur'ân yeter.
İşte kırılma noktası burasıdır. Zira Kur'ân'ı okumak başka, Kur'ân'ı tek başına hüküm kaynağı haline getirip Resûlullah'ı devre dışı bırakmak bambaşka bir şeydir.Kur'ân, kendi başına konuşan bir metin değildir. Onu konuşturan,Hz.Resûlullah'tır. Açıklayan sünnettir. Taşıyan sahâbedir. Koruyan ilim geleneğidir.İnsanlar bilmediklerini bilenlere sorsunlar.(Nahl, 43)
Bu ayet,İslâm'da uzmanlık ve ilim hiyerarşisini açıkça ortaya koyar.Bireyselcilik ise bu hiyerarşiyi yıkar. Bireyselcilik Neden Mealciliğe Götürür?Çünkü bireyselcilik şunu der,Benim anlayışım yeter.
Mealciliğin özü de budur. Ben Kur'ân'ı açar okurum, bana yeter.
Ama şu soru hiç sorulmaz:
– Hangi dilde?
– Hangi bağlamda?
– Hangi nüzûl sebebiyle?
– Hangi sünnet açıklamasıyla?
Meal, tercümedir. Tercüme ise hiçbir zaman aslın yerini tutmaz. Hele ki Arapça gibi derinlikli, bağlamlı ve çok katmanlı bir dilde nazil olmuş ilahî kelam için meal, yalnızca bir penceredir, evin kendisi değil.Mealciler ise pencereyi ev zanneder.Mealciliğin En Büyük İddiası, Kur'ân Yeter.Bu slogan ilk bakışta kulağa hoş gelir. Kim Kur'ân'a karşı çıkabilir ki?Ama mesele Kur'ân'la amel etmek değil, Kur'ân üzerinden sünneti devre dışı bırakmaktır.Kur'ân bizzat Resûlullah'a itaati emreder.Peygamber size ne verdiyse onu alın, neyi yasakladıysa ondan kaçının.(Haşr, 7)
Bu ayeti nereye koyacağız?Namazın rekâtını, zekât nisabını, hac menâsikini, ibadetlerin pratiğini hangi ayetten çıkaracağız?Mealciliğin kaçtığı şey şudur.Kur'ân'ı sünnetsiz anlayamayacağı gerçeği.
Bugün mealcilik yaygınlaştıkça ne oluyor?
– Herkesin dini anlayışı başka.
– Herkesin namazı başka.
– Herkesin haramı-helali başka.
– Herkes kendine göre bir fetva çıkarıyor.
– Ortak ölçü yok.
Bu bir özgürlük değil, kaostur.Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı sarılın, ayrılığa düşmeyin. (Âl-i İmrân, 103)
Bireyselcilik hep birlikteyi bozar.Mealciliğe geçildiğinde ise artık ip kopmuştur.Mealciliğin söylediği şey şudur.Benim anladığım Allah'ın muradıdır.Bu, farkında olunmadan söylenen en tehlikeli sözdür. Çünkü bu söz, nefsin ilahlaştırılmasıdır.Kur'ân bu tehlikeye karşı uyarır.Hevâsını ilah edinen kimseyi gördün mü?(Furkân, 43)Mealciliğe gelindiğinde ise hevâlarını fetva edinirler ve artık kendi işlerine gelen ayetlerle konuşur hâle gelir.Sünnete haşa hiç itibar etmezler.
Mealciliğin en sert saldırısı ilim ehline yöneliktir.Âlimler uydurdu.Mezhepler dini böldü.Hadisler güvenilmez.Oysa Kur'ân'ın ilk muhatapları sahâbedir. Onlar da Resûlullah'tan öğrenmişlerdir. Bu ilim, zincirle taşınmıştır.Zinciri koparan herkes, kendi dini anlayışını savunur.Mealciliğin Nihai Durağı Hz.Peygambersiz Din.Bugün bazıları bunu açıkça söylemese de sonuç buraya varır.Hadis yok.Sünnet yok.Hz.Peygamber sadece postacı.Bu,seküler bir metin okuma biçimidir.Kur'ân, Hz.Peygamber'i sadece vahiy alan biri olarak değil,örnek, rehber, açıklayıcı ve model olarak sunar.Andolsun, Allah'ın Resûlü'nde sizin için güzel bir örnek vardır. (Ahzâb, 21)
Örnek olmayan bir peygamber anlayışı, Kur'ân'a aykırıdır.
Bugün şunu açıkça söylemek zorundayız:
– Bireyselcilik masum bir özgürlük çağrısı değildir.
– Mealciliğe giden yolun taşları bireysel yorumla döşenir.
– Mealciliğin sonucu ümmetin parçalanmasıdır.
– Bu yolun sonunda ne mezhep kalır, ne sünnet, ne de ortak din dili.
Bu yüzden mesele bir fikir ayrılığı değil, istikamet meselesidir.Kur'ân, sünnetle anlaşılır.Sünnet, ilimle taşınır.İlim, ümmetle korunur.Bireyselcilik bu zinciri koparır.
Mealciliğe geçildiğinde ise kopan zincirin yerine nefis geçer.İşte asıl tehlike budur.
DİNİN BİREYSEL YORUMA TERK EDİLMESİ, HAKİKATTEN HEVÂYA DÜŞÜŞ
İNSANLARI ŞİRKTEN KURTARAN DİN, MÜSLÜMANI ŞİRKLE SUÇLAYAN ZİHNİYET NEREDEN NEREYE GELDİK
ALLAH İŞLERİ EN GÜZEL ŞEKİLDE YAPMAYI EMREDER
ÜÇ AYLAR, KANDİLLER VE ÜMMETİN HAFIZASINA YÖNELİK ZEHİRLİ SALDIRILAR
NOEL BİZİM NEYİMİZ OLUR? YILBAŞI BİZİM NEYİMİZE?
BU NAMAZLA ALAY EDEN NESİL Mİ, SESSİZ KALAN TOPLUM MU? BU ÜLKEDE BAŞKA DİNLERLE ALAY EDENİ GÖRDÜNÜZ MÜ?
REĞÂİB GECESİ BİR GECE DEĞİL BİR YÖN TAYİNİ
SOKAKLARIMIZ YABANCI, TABELALARIMIZ SUSKUN, KULAKLARIMIZ ESİR
Hazreti Pîr Mevlânâ’nın Şeb-i Arûsu, Bizim de Şeb-i Arûsumuz Olsun
Hz.Şems-i Tebrizi,Hz. Mevlânâ sema ve Biz