Cahit Öztelli Koleksiyonu Araştırıcılarını Bekliyor -1-
Çiğne/Hazmet/Düşün/Kendini Yeniden Tasarla!
DOSTLARIN KALEMİNDEN (2)
Konyaspor’da artık bütün yollar finale çıkıyor…
Özbekistan’da “9 Mayıs Xotira va qadrlash kuni’’ Anma ve Saygı Günü, Hatıra ve Kıymet Verme Günü
Türkiye-Suriye Kalkınma Hattı
Eko -Trump Ekonomi Yorumcularının Ayarlarını Bozdu
KADIN, ERKEK VE KAYBOLAN DENGE
NESİLLLERİMİZİ HAKİKATİN DOĞRULARIYLA YETİŞTİRMELİYİZ
Yolun Sonu Kupa Olsun
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
Bakanlıkların Baş Belâsı: İletişimsizlik
5G NE KADAR GÜVENLİ?
YARATILIŞ GAYEMİZ
AKŞAM OLMAKTA
Berkan Kutlu, Konya mutlu
Ateşkes mi, Sadece Bir Ara Mola mı? İran–ABD Geriliminin Gerçek Anlamı
RED ETME
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
İnsana İyi Gelen Melodiler
5816 KALDIRILMALI MI?
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
İnsan hatalarıyla mı tanımlanır, yoksa yönelişiyle mi?
Bu soru, sadece bireysel bir muhasebe değil aynı zamanda toplumların adalet sistemini, merhamet ölçüsünü ve din anlayışını da ortaya koyan bir turnusoldür. Bugün ne yazık ki birçok insan, bir başkasını değerlendirirken onun geçmişine bakıyor. Eskiden şöyleydi, bir zamanlar böyle hatalar yaptı diyerek insanları adeta geçmişlerine mahkûm ediyor. Oysa İslam'ın ortaya koyduğu ölçü bambaşkadır. İslam'da insan, geçmişiyle değil, istikametiyle ölçülür. Çünkü bu Din, hatasız insan üretme dini değil, hatasını anlayıp yönünü Allah'a çeviren insan yetiştirme dinidir.
İnsanı geçmişiyle yargılayanlar rahmeti unutanlardır. Kur'ân-ı Kerîm'de Rabbimiz buyurur: De ki: Ey kendilerine karşı haddi aşan kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin.(Zümer, 53)
Bu ayet, sadece bir teselli değil, aynı zamanda bir bakış açısı devrimidir. Allah cc hu günah işleyen kullarına sen bittin demiyor. Aksine, yönünü değiştir, ben seni kabul ederim diyor.
Peki biz kimiz ki bir insanı geçmişine zincirleyelim? Bir insan tövbe etmiş, yönünü düzeltmiş, istikametini bulmuşsa, onu hâlâ eski haliyle anmak, sadece o insana değil, Allah'ın affediciliğine karşı da bir saygısızlıktır. İslam'da değer başlangıçta değil sonda gizlidir. İslam tarihine baktığımızda bunun en açık örneklerini görürüz.
Hz. Ömer (radıyallahu anh) Bir zamanlar İslam'ın en büyük düşmanlarından biriydi. Ama sonra öyle bir istikamet kazandı ki, adaletin timsali oldu.
Hz. Halid bin Velid Uhud'da Müslümanlara en ağır darbeyi vurmuştu. Ama sonra İslam'a hizmette Allah'ın Kılıcı oldu. Onlar, istikametleriyle tarihe yazıldılar. Çünkü İslam'da ölçü şudur. Nasıl başladığın değil, nasıl bitirdiğin önemlidir.
Maalesef bugünün en tehlikeli hastalığı insanı geçmişine hapsetmek. Modern çağda insanlar iki uç arasında savruluyor. Ya geçmişi tamamen unutup sorumsuzca yaşıyorlar, ya da geçmişi bir pranga gibi taşıyıp asla doğrulamıyorlar. Ama daha kötüsü var. Bir başkasının geçmişini sürekli gündemde tutarak onu ezmek. Bu, ne adalettir ne de merhamet. Bir insanın hatasını yüzüne vurmak kolaydır. Ama onun değişimini görmek ve kabullenmek işte bu basiret ister. Toplum olarak en büyük kayıplarımızdan biri şudur. İnsanlara ikinci bir şans tanımıyoruz. Hâlbuki İslam, ikinci şans değil, her gün yeniden başlama hakkı verir.
Tövbe geçmişi silen ilahi bir mühürdür. Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.v) buyurur: Tövbe eden kimse, hiç günah işlememiş gibidir.(İbn Mâce) Bu ne demektir biliyor musunuz? Bu, Allah'ın kuluna verdiği en büyük nimetlerden biridir. Yani bir insan tövbe ettiğinde, Allah onun geçmişini siler. Ama biz ne yapıyoruz?
- Allah'ın sildiğini biz tekrar yazıyoruz.
- Allah'ın affettiğini biz hatırlatıyoruz.
- Allah'ın kapattığını biz açıyoruz.
Bu nasıl bir çelişkidir? Eğer Allah affediyorsa, sen kimsin ki affetmiyorsun? İstikamet Mü'minin gerçek kimliğidir. İstikamet doğru yolda sebat etmektir. Bir insan düşebilir. Ama önemli olan, düştükten sonra kalkıp doğru yöne yürüyebilmesidir. Kur'ân'da Rabbimiz buyurur: Rabbimiz Allah'tır deyip sonra dosdoğru olanlar (Fussilet, 30)
Dikkat edin: Sadece iman edenler demiyor. Sonra istikamet üzere olanlar diyor. Yani mesele inanmakla birlikte o inancı hayatın boyunca taşımaktır.
Bir insanı değerlendirirken nereye bakmalıyız?
Bir insan hakkında hüküm verirken şu soruyu sormalıyız
- Bugün nerede duruyor?
- Hangi yöne gidiyor?
- Kalbi neye yönelmiş?
Eğer bir insan. Günahı bırakmışsa, Doğruya yönelmişse, Hakkı arıyorsa Artık onun geçmişini kurcalamak değil, istikametine destek olmak gerekir. Çünkü belki de Allah katında o, senin hiç ulaşamayacağın bir makama doğru yürüyordur.
Şu soruyu kendimize soruyor muyuz, kendimize de aynı ölçüyü uygulaya biliyor muyuz. İşin en acı tarafı şu: Başkalarının geçmişini yargılayanlar, kendi geçmişlerini unuturlar. Oysa herkesin bir karanlık sayfası vardır .Herkesin Allah'tan af dilediği anları vardır. Eğer Allah seni geçmişinle yargılasaydı, bugün nerede olurdun? Bu soruyu samimiyetle kendine soran biri, asla başkasını geçmişiyle yargılayamaz.
İnsanı geçmişiyle değil istikametiyle okumalıyız. İslam, bir etiketleme dini değildir. İslam, bir diriliş dinidir. Bu yüzden bir insanı değerlendirirken geçmişine değil, istikametine bakmalıyız.
Çünkü: Geçmiş, hatalarla dolu olabilir ama istikamet, umudun adıdır. Unutmayalım. Bir insanın nereden geldiği değil, nereye gittiği önemlidir. Nice günahkârlar vardır ki istikametle velî olur. Nice düzgün görünenler vardır ki istikametsizlikle kaybolur. O hâlde hükmünü geçmişe göre değil, istikamete göre ver.
Çünkü Allah cc hu da kulunu istikametiyle değerlendirir.
NESİLLLERİMİZİ HAKİKATİN DOĞRULARIYLA YETİŞTİRMELİYİZ
KAYBOLAN NESİL DEĞİL KAYDIRILAN YÖNDÜR
ÇOCUKLARIMIZI NEYE KURBAN EDİYORUZ
GÜNDEMİNİ KAYBEDEN ÜMMET NESLİNİDE KAYBEDER
DİL BOZULURSA TOPLUM ÇÖZÜLÜR
YANLIŞ TRENE BİNDİKTEN SONRA KORİDORDA TERS YÜRÜMENİN FAYDASI OLMAZ
BİZİM MUHSİN BİR ŞEHİDİN ARDINDAN KALAN MİRAS VE VİCDAN MUHASEBESİ
RAMAZAN MEKTEBİNDEN MEZUN OLMAK DEĞİL RAMAZAN’I HAYATA TAŞIMAK
RAMAZAN’DAN BAYRAMA BİR AYLIK TERBİYE BİR ÖMÜRLÜK DİRİLİŞ
FIRSATÇILIKTAN KURTULUŞ AYI RAMAZAN