YANLIŞ TRENE BİNDİKTEN SONRA KORİDORDA TERS YÜRÜMENİN FAYDASI OLMAZ
Yazma Eserlerin İzinde; Belviranlı Koleksiyonu’nun Sessiz Hikâyesi
YİNE YENİ YENİDEN BAMYA ÇORBASI
TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ 24. OLAGAN GENEL KURULU GERÇEKLEŞTİRİLDİ
Kripto varlık vergisiyle ilgili düzenleme neden geri çekildi?
SON HAÇLI SEFERİ VE SAVAŞIN KABALİST ARKA PLANI
TESPİT-TAMİR
Hayırdan Şer, Şerden Hayır Çıkabilir! (Dijitalleşme Üzerine)
İnsana İyi Gelen Melodiler
870 Yılı Ramazan Bayramında Vefat Eden İmam Buhari’nin Adına Yapılan Külliye 2026 Ramazan Bayramında Semerkant’ta Açıldı
5816 KALDIRILMALI MI?
Hesap Tutmadı: Washington’ın İran Yanılgısı
İnsanın Anlaşamadığı Dünya
BİR BAYRAM BÖYLE GEÇTİ!
Her biri altın değerinde 6 puan
Petrodoların Kanlı Tasfiyesi
AK Parti Neden İvme Yakalayamadı?
Epic Fury: Ortadoğu’da Jeopolitik Bir İntiharın Anatomisi
Evcil Hayvanlar Çocuk Gelişimini Nasıl Etkiler
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
Konyaspo’dan Görkemli Galibiyet
ANNECİĞİM
Plaka basım atölyesinde yeni dönem
HEPİMİZ ÇARKIN İÇİNDEYİZ
Sosyal Medya: Abartı, Algı ve Sessiz Soygun
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
KAYGI
Dostlar, bir kavramla başlayayım. Bir kere yanlış trene bindiyseniz, koridorda ters tarafa yürümenin hiçbir faydası yoktur. Çünkü tren, yanlış istikamette ilerlemeye devam eder. Yapmanız gereken, bir sonraki istasyonda inmek, doğru platformu bulmak ve doğru trene binmektir. Bu basit ama derin anlamlı söz, aslında bugün İslam dünyasının içinde bulunduğu durumu tarif ediyor. Yıllardır yanlış bir trendeyiz .Maalesef, koridorda hızla ters tarafa yürüyerek, trenin yanlış gittiğini kendimizi aldatarak unutmaya çalışıyoruz.
İslam dünyası, son yüzyıldır hangi trene bindi? Tek dişi kalmış canavar batının trenine. İlla batı, illa batı diyerek Epsteinci Avrupalı olma trenine, Mezhep kutuplaşması trenine. Birbirimize düşman edilmişlik trenine. Şii-Sünni, Acem-Arap, Türk-Kürt gibi suni ayrımların bizi taşıdığı bu tren, bizi nereye götürdü? Filistin'i işgal altında bırakan, Irak'ı yakıp yıkan, Suriye'yi kan gölüne çeviren, Yemen'i açlıkla imtihan eden, Lübnan'ı çökerten bir istikamete.
Biz, bu trene bindikten sonra koridorda ters tarafa yürümeye devam ediyoruz. İran'ın komşu ülkelerdeki vekâlet savaşlarıyla Sünni kıyımına, Suudi Arabistan'ın bölgesel rekabeti, Mısır'ın içe kapanması, Türkiye'nin hem içerde vatan hainleriyle, hem de dış mihrakların yalnızlaştırma çalışmalarıyla. Bunların hepsi, aynı yanlış trenin içinde, farklı vagonlarda ters yöne koşmaktan başka bir şey değil. Ama şunu herkes bilsin ki, Türkiye devleti çok büyüktür ve kökleri binlerce yıllık kadim bir ülkedir. Çağ açmış ve çağ kapatmış. İlahı Kelimetullah uğrunda binlerce yıl İslam'a hizmet etmiş bir ülkedir.
Bir aydır yanı başımızda yaşanan savaş, bu trenin gittiği yanlış istasyonu gösteriyor. İsrail Terör Örgütü ve kontrolündeki ABD koalisyonu ile İran arasındaki çatışma, aslında tüm İslam dünyasını hedef alan bir oyunun parçası. Körfez'e yeni savaş gemileri yanaşıyor. Biz hâlâ kim haklı, kim haksız tartışması yapıyoruz. Oysa şu soruyu sormalıyız. Bu tren bizi nereye götürüyor? Cevap açık. Parçalanmış bir coğrafyaya, tükenmiş bir ekonomiye, itibarsızlaştırılmış bir ümmete, dış güçlerin insafına terk edilmiş bir geleceğe.
Koridorda ters yürümek, insana bir şey yapıyormuş hissi verir. Hareket halindesindir, çabalıyorsundur, terliyorsundur. Ama tren hâlâ yanlış istikamette ilerlemektedir. İşte bugün İslam dünyasının yaptığı da budur. Koridorda Ters Yürümenin ne anlamı olabilir ki? İstediğiniz kadar o trende ters istikamette son hızla koşun hiç bir hedefe ve gayeye ulaşamazsınız. Sizi o tren gayenizden, hedefinizden, ideallerinizden fersah fersah uzaklaştırır.
İran, asırlardır yaptığı en büyük hatası komşularındaki vekâlet savaşlarıyla direniyorum zannederken, aslında aynı yanlış trenin içinde ters yöne koşmaktadır. Suudi Arabistan, bölgesel ittifaklarla güçleniyorum derken, aynı trenin başka bir vagonunda aynı anlamsız çabayı sergilemektedir. Tüm bu çabalar, trenin istikametini değiştirmemektedir. Çünkü sorun, koridorda ne kadar hızlı koştuğumuz değil, hangi trene bindiğinizdir.
Türkiye, İslam birliğini sağlama gayesiyle hareket ederken, bölgeselci devletlerin Türkiye ile aynı kulvarda yürümek istememelerinden dolayı İslam ülkeleri bölgesel kutuplaşmanın sıkıntısını çekmektedir. Türkiye bütün bunlara rağmen bıkmadan, yorulmadan bu birlikteliğin sağlanması için her türlü engellemelere ve olumsuzluklara rağmen bu hedefi eninde sonunda biiznillah gerçekleştirecek ve yanlış trene binenlere, o trenden inip doğru trene binmenin istasyonu ve doğru tren İslam birliği olacaktır.
Peki doğru tren hangisidir? Doğru tren, İslam Birliği trenidir. Bu tren, mezhep ayrımlarını değil, ortak değerlerimiz olan Kur'an ve Sünneti esas alır. Bu tren, birbirine düşmanlık tohumları ekmez, kardeşlik hukukunu tesis eder. Bu tren, dış güçlerin oyunlarına figüranlık yapmaz, kendi geleceğini tayin eder.
Bu trene binmek, ne demektir?
- İran'ın, komşu İslam ülkelerindeki vekâlet savaşlarından ve Şiicilik ekseninden vazgeçip Kur'an ve Sünnet ekseninde birleşmesi demektir.
- Suudi Arabistan'ın, bölgesel rekabeti bırakıp ortak güvenlik mimarisine katılması, Lawrens'in vehhabi ekseninden vazgeçip Kur'an ve Sünnet ekseninde birleşmesi demektir.
- Mısır'ın, bölgesel meselelerde aktif ve yapıcı rol üstlenmesi demektir.
- Türkiye'nin, merkezde durma vizyonunu kurumsal bir birlikle taçlandırması demektir.
- Tüm İslam ülkelerinin, birbirlerinin toprak bütünlüğüne ve egemenliğine saygı duyması demektir.
- Hiçbir İslam ülkesinin, başka bir İslam ülkesinde faaliyet gösteren silahlı gruplara destek vermemesi demektir.
- Ortak bir savunma mekanizması kurulması, ortak bir pazar oluşturulması, ortak bir vizyon geliştirilmesi demektir.
Yanlış trene binmiş olmak, illa bu yolculuğu devam ettirilmesi anlamına gelmez. Önemli olan, bu trenden hemen inmeli İslam Birliği ivedi sağlanmalıdır. Bugün, yanı başımızda bir savaş sürüyor. İsrail ve ABD'nin İran'a saldırıları, İran'ın misillemeleri, Körfez ülkelerinin hedef alınması, tüm bunlar, bize bir şeyi haykırıyor. Batının ve batılın treninde kalmak, hepimizi uçuruma sürükleyecek. İran'ın, Şii hilali söylemiyle komşularını tehdit eden politikaları, Suudi Arabistan'ın vehhabi eksen karşılığı, Mısır'ın içe kapanması, Türkiye'nin yalnızlaştırılmaya çalışılması. Bunların hepsi, aynı yanlış trenin parçalarıdır. Bu parçalar birbirini tamamladıkça, tren daha da hızlanmakta, uçuruma daha da yaklaşmaktadır.
Peki doğru platform nerede? Doğru platform, ortak aklın ve ortak iradenin egemen olduğu yerdir. Bu platform, ne Tahran'dır ne Riyad'dır ne Kahire'dir, nede başka bir yer. Bu platform, tüm İslam başkentlerinin eşit söz hakkına sahip olduğu, Türkiye Merkezli ortak bir gelecek hedefi etrafında buluştuğu yerdir.
- Bu platformda, geçmişin kırgınlıkları değil, geleceğin inşası konuşulmalı.
- Bu platformda, mezhepsel ayrılıklar değil, ortak değerler gündeme alınmalı.
- Bu platformda, kimin daha güçlü olduğu değil, nasıl birlikte güçlü olunacağına karar verilmeli.
Bu trenden inmek, cesaret ister. Çünkü yanlış trende alışmıştır insan. Koridorda ters yürümeye alışmıştır. Hızla koşarken durmak, sonra geri dönüp başka bir trene binmek, zor gelir. Ama imkânsız değildir. Değilse Tarih Bizi Affetmeyecektir.
Dostlar, bu satırları yazarken bir yandan Hürmüz Boğazı'nda petrol tankerleri bekliyor, dünya piyasalarında fiyatlar fırlıyor. Bir yandan İran'a yeni saldırı dalgası başlatılıyor ve yanlış trenin sahipleri bu savaşı tüm İslam ülkelerine nasıl sıçratırız diye, bunun hesabını en ince detaylarıyla kodlayıp hayata geçirmek için her türlü oyunu, kazanmışlık edasıyla oynuyorlar.
Tüm bunlar olurken, İslam dünyası hâlâ kendi içinde kutuplaşmış, Şii mi, Sünni mi, Vehhabi mi, selefi mi, İran mı, Arap mı, acem mi, Kürt mü, Türk mü, Laz mı, Peştun mu, Afgan mı tartışması yapıyoruz.
Tarih, bizi affetmeyecek.
- Çünkü biz, dünyanın en büyük genç nüfusuna,
- En zengin enerji kaynaklarına,
- En stratejik coğrafyaya sahipken, bunları kardeş kavgasında eritmeyi tercih ettik.
Biz, Müslümanız derken, komşumuzun acısına ortak olmayı unuttuk. Biz, Ümmet kelimesini dilimizden düşürmezken, ümmetin evlatlarını birbirine düşürenlerle beraber olduk, birbirimize düşüren ateşleri körükledik.
Bu nakıs trenden İnmek İçin her geçen gün geç kalıyoruz. Yanlış trene binmiş olabiliriz. Belki de bu trenin yolcusu olarak, koridorda ters yöne koşanlardan olduk. Ama hâlâ inme şansımız var. Her geçen gün, bu şansı biraz daha kaybediyoruz. İslam Birliği, artık bir hayal değil, kesin bir gerçeklik ve bir zorunluluktur. Bu birliğin tesis edilmemesi durumunda, yanı başımızda başlayan bu savaşın, önce bölgemizi, sonra tüm İslam dünyasını yutacağı günler uzak değildir.
Ya bir sonraki istasyonda inip doğru trene bineceğiz, ya da trenin uçuruma yuvarlandığı o korkunç ânı hep birlikte yaşarız. Tercih bizim. Ama unutmayalım, Bir kere yanlış trene bindiyseniz, koridorda ters tarafa yürümenin hiçmi hiçbir faydası yoktur.
Selam ve dua ile, doğru istikameti bulunana ve İSLAM BİRLİĞİ sağlanana dek.
BİZİM MUHSİN BİR ŞEHİDİN ARDINDAN KALAN MİRAS VE VİCDAN MUHASEBESİ
RAMAZAN MEKTEBİNDEN MEZUN OLMAK DEĞİL RAMAZAN’I HAYATA TAŞIMAK
RAMAZAN’DAN BAYRAMA BİR AYLIK TERBİYE BİR ÖMÜRLÜK DİRİLİŞ
FIRSATÇILIKTAN KURTULUŞ AYI RAMAZAN
HAYATIMIZIN HER ANI RAMAZAN OLSUN RAMAZAN SADECE ORUÇ DEĞİL BİR AHLÂK İNKILABIDIR RAMAZAN SADECE İBADET DEĞİL BİR MEDENİYET İNŞASIDIR
ÇOCUKLAR İLAHİLER EŞLİĞİNDE ALLAH DİYOR NAMAZA KOŞUYOR, BAZILARI NEDEN RAHATSIZ OLUYOR?
TARİHTEN GÜNÜMÜZE MERHAMETSİZ TEKFİRCİ HARİCİLİĞİN MODERN ADI TAĞUTÇULUK
BİZE KURÂN YETER SÖYLEMİ AYET VE HADİSLER IŞIĞINDA MEALCİLİĞİN ÇIKMAZI
BİREYSELCİLİKTEN MEALCİLİĞE
DİNİN BİREYSEL YORUMA TERK EDİLMESİ, HAKİKATTEN HEVÂYA DÜŞÜŞ