Altın finansal bir özgürlük aracıdır
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
YAZMAK, DÜNYANIN EN MUTLULUK VEREN İŞİ
İMAMOĞLU Silivri Palasta ÖZEL Ayağında Pranga İle Nereye Koşuyor
SİYASET DE BİR MAÇTIR AMA CENTİLMENLİKLE OYNANMALI
FATİH’İN İDEALLERİ FETİH RUHU VE İSTANBUL’UN FETHİ BİZE NE ANLATIYOR?
Yanmaz, yapışmaz muhalefet
YARGININ MUTLAK BUTLAN KARARI İLE CHP’NİN 80 YILLIK SÜREDE Batı’nın ÜZERİNE GİYDİRDİĞİ VESAYET ZIRHI ve ZİHNİYETİ PARÇALANIYOR
Hadiselerin ve Zamanın Ötesinde Bir İlim Ocağı: Hâdimî Kütüphanesi ve Yazma Eserlerin İzinde
BASINIMIZIN MEDARI İFTİHARI ULU ÇINAR
Yeni Konya bu şehrin kendisidir.
İki Ayetle İman ve Salih Amel
2026 - Özbekistan’da Mahalleyi Geliştirme ve Toplumsal Yükseliş Yılı
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
28 Şubat’ın Sivil Kahramanına Veda
TÜRKİYE – NATO ARASINDA SON VE BÜYÜK FİNAL
MÜZELİK OLMADAN
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
AKŞAM OLMAKTA
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
İnsana İyi Gelen Melodiler
5816 KALDIRILMALI MI?
İnsan fıtratının en temel unsuru sevgidir. Bu sadece bir duygu değil, bir iletişim yöntemi ve medeniyet inşa aracıdır. Bugün yaşanan iletişim kopukluğu, bu dilin unutulmasından kaynaklanmaktadır.
Bugün sokaklara baktığımızda bir gürültü görüyoruz ama bir ses duyamıyoruz. Kalabalıklar var ama muhabbet yok. Konuşmalar var ama gönle dokunan kelimeler yok. Herkes bir şey söylüyor ama kimse kimseyi anlamıyor. İşte bu hâl, bir toplumun sadece ekonomik ya da siyasi kriz yaşadığını değil, daha derin bir yarayla karşı karşıya olduğunu gösterir. Fıtratın kaybı ve sevgi dilinin unutulması.
İnsan fıtrat üzere yaratılmıştır. Fıtratın en temel unsuru ise sevgidir. Sevgi, sadece bir duygu değil, aynı zamanda bir dil, bir tavır ve bir inşa metodudur. İnsan sevgisiz yaşayamaz ama daha önemlisi, toplum sevgisiz ayakta kalamaz. Bugün bizim kaybettiğimiz şey tam olarak budur. Sevgiyle konuşma, sevgiyle uyarma ve sevgiyle inşa etme kabiliyeti. Oysa ümmetin mayasında sevgi vardır. Bu ümmet, kılıçla değil, kalple, merhametle ve hikmetle büyümüştür.
Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) insanlığa Din öğrettiği gibi, aynı zamanda bir dil öğretti, sevgi dili. Onun hayatına baktığımızda şunu görürüz. En sert kalpler bile O'nun merhameti karşısında erimiştir. Taif'te taşlandığında beddua etmedi. Mekke'de işkence edenleri affetti. Kendisine hakaret edenleri kazanmanın yolunu aradı. Çünkü O biliyordu ki insan kalbi zorla değil, sevgiyle fethedilir. Bir hadis-i şerifte şöyle buyurur, kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız. Müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz. Bu hadis-i şerif sadece bir tavsiye değil, bir medeniyet inşa prensibidir.
Peki bugün biz ne yapıyoruz? Zorlaştırıyoruz. Yargılıyoruz. Dışlıyoruz. Kırıyoruz. Ashab-ı Kiram, Hz. Peygamber Efendimiz'den sadece bilgi almadı, bir üslup öğrendi. Onlar birbirlerine karşı merhametliydi. Birbirlerinin hatasını örtüyorlardı. Kardeşliği sadece sözde değil, hayatta yaşıyorlardı. Ensar ile Muhacir arasındaki kardeşlik bunun en büyük delilidir. Birbirlerine mallarını, evlerini, hatta gönüllerini açtılar. Bu nasıl oldu? Kan bağıyla mı? Hayır. Menfaatle mi? Asla. Bu, sevgi diliyle inşa edilmiş bir kardeşlikti. Bugün biz aynı kıbleye dönüyor ama aynı kalpte buluşamıyoruz. Çünkü dilimiz sert, kalbimiz yorgun, niyetimiz parçalı. Sahabe nesli bize şunu öğretiyor. Birlik, sloganla değil, sevgiyle kurulur.
Ahmet Yesevî Hazretleri, Orta Asya'nın bozkırlarında, sert coğrafyasında bir medeniyet kurdu. Ama bunu neyle yaptı? Ne ordularla ne de zorla, Sevgiyle. Onun hikmetleri halkın kalbine dokundu. Onun dili sadeydi ama derindi. İnsanları aşağılamadı, dışlamadı, kucakladı. O yüzden insanlar İslam'ı korkarak değil, severek kabul etti. Bugün biz insanlara anlatırken nasıl bir dil kullanıyoruz? Üstten bakan, yargılayan, dışlayan bir dil. Sonra da diyoruz ki, Neden etkili olmuyor? Çünkü sevgi yoksa, tesir de yoktur.
Şah-ı Nakşibend Hazretleri'nin yolu, sessiz ama derin bir yoldur. Onun en büyük öğretisi şudur. Kalbi kırma, gönül yap. Bir gönül yapmak, Kâbe yapmaktan üstündür diyen anlayış, işte bu yolun özüdür. Bugün biz ne yapıyoruz? Bir sözle gönül yıkıyoruz. Bir cümleyle insanı hayattan koparıyoruz. Sonra yaptıklarımızla övünüyoruz. Oysa gönül kıran bir dil, ne kadar doğru olursa olsun, hakikati taşıyamaz.
Hz. Seyyid Abdülkadir Geylani Hazretleri'nin irşadı sert değil, derindi. O, insanları korkutarak değil, kalplerini dirilterek değiştirdi. Günahkâra kapıyı kapatmadı. Düşene el uzattı. Hatalıyı dışlamadı, kazanmaya çalıştı. Bugün bizim en büyük hatamız ne biliyor musun? Islah etmek yerine ifşa etmek. Kazanmak yerine kaybetmek. Oysa büyüklerimiz insan kazanmayı bildi. Çünkü onların dili sevgi idi.
Hz. Mevlana Gel, ne olursan ol yine gel derken aslında bir davet yapıyordu. Sevgiye davet. Yunus Emre ise bu dili zirveye taşıdı. Yaratılanı severiz, Yaradan'dan ötürü. Bu söz, bir şiir değil, bir medeniyetin özüdür. Anadolu'yu Anadolu yapan şey, işte bu sevgi dilidir. Kılıçlar değil, kalpler fethedilmiştir. Bugün biz Yunus'un dilini kaybettik. Sevgi yerine öfkeyi, merhamet yerine yargıyı koyduk. Sonra da diyoruz ki, Toplum neden bozuldu? Toplum bozulmadı. Dilimiz bozuldu.
Bugün ailelerde sevgi dili yok. Eğitimde yok. Siyasette yok. Dini anlatımda bile yok. Herkes haklı ama kimse hakikatli değil. Herkes konuşuyor ama kimse dinlemiyor. Çünkü sevgi dili kaybolduğunda empati biter, merhamet azalır, kardeşlik zayıflar ve toplum parçalanır. En acısı, Hakikat bile itici hâle gelir.
Peki ne yapmalıyız? Önce şunu kabul etmeliyiz. Bu toplumun kurtuluşu yeni ideolojilerde değil, Kur'an, Sünnet ve adaplarla kendi özüne dönmesindedir. Yani Hz. Peygamberimizin Sallallahu aleyhi vesellem'in diline, Hz. Sahabenin ahlakına ve Erenlerin üslubuna dönmeliyiz. Konuşurken kırmamayı, uyarırken aşağılamamayı, anlatırken sevdirmeyi öğrenmeliyiz.
Çünkü sevgi, sadece bir duygu değil, bir davet yöntemidir. Sevgi, sadece bir his değil, bir medeniyet kurma aracıdır. Bir toplumun çöküşü ekonomiden önce başlar ama kalpte biter. Kalp bozulursa, dil bozulur. Dil bozulursa, toplum çözülür. Ama kalp düzelirse, her şey yeniden başlar. O yüzden diyorum ki, bu ümmetin yeniden dirilişi, sevgi diline dönüşle mümkündür. Hz. Peygamber Efendimiz'in merhametine, Kur'an ve Sünnet hayatına, Sahabenin kardeşliğine ve Erenlerin üslubuna dönmek, tek çaremizdir.
FATİH’İN İDEALLERİ FETİH RUHU VE İSTANBUL’UN FETHİ BİZE NE ANLATIYOR?
KURBANLA İMTİHAN EDİLEN BİR PEYGAMBER AİLESİ VE BİZ
ELİF GİBİ DİMDİK DURAN BİR GENÇLİK
YILDIRIM HAN BRE DOĞAN YETİŞTİK SABREDİN
NESİLLLERİMİZİ HAKİKATİN DOĞRULARIYLA YETİŞTİRMELİYİZ
KAYBOLAN NESİL DEĞİL KAYDIRILAN YÖNDÜR
ÇOCUKLARIMIZI NEYE KURBAN EDİYORUZ
GÜNDEMİNİ KAYBEDEN ÜMMET NESLİNİDE KAYBEDER
İSLAM’DA İNSAN GEÇMİŞİYLE DEĞİL, İSTİKAMETİYLE ÖLÇÜLÜR
YANLIŞ TRENE BİNDİKTEN SONRA KORİDORDA TERS YÜRÜMENİN FAYDASI OLMAZ