Cahit Öztelli Koleksiyonu Araştırıcılarını Bekliyor -1-
Çiğne/Hazmet/Düşün/Kendini Yeniden Tasarla!
DOSTLARIN KALEMİNDEN (2)
Konyaspor’da artık bütün yollar finale çıkıyor…
Özbekistan’da “9 Mayıs Xotira va qadrlash kuni’’ Anma ve Saygı Günü, Hatıra ve Kıymet Verme Günü
Türkiye-Suriye Kalkınma Hattı
Eko -Trump Ekonomi Yorumcularının Ayarlarını Bozdu
KADIN, ERKEK VE KAYBOLAN DENGE
NESİLLLERİMİZİ HAKİKATİN DOĞRULARIYLA YETİŞTİRMELİYİZ
Yolun Sonu Kupa Olsun
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
Bakanlıkların Baş Belâsı: İletişimsizlik
5G NE KADAR GÜVENLİ?
YARATILIŞ GAYEMİZ
AKŞAM OLMAKTA
Berkan Kutlu, Konya mutlu
Ateşkes mi, Sadece Bir Ara Mola mı? İran–ABD Geriliminin Gerçek Anlamı
RED ETME
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
İnsana İyi Gelen Melodiler
5816 KALDIRILMALI MI?
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
Ne kadar uzun süre çiğnerseniz, o kadar az yemek yersiniz.
Pek çok insan kilosuyla ilgili endişe duyduğundan, bu uzun süreli çiğneme alışkanlığı, toplam kalori tüketiminin azalmasına yol açtığı için önemli bir noktadır.
Fakat daha uzun çiğneme sadece kilo problemi olanlar için değil; herkes için önemli bir noktadır.
Çünkü yemeklerin çok çiğnenmesi ve öğünlerin uzun sürede yenilmesi, kısa öğünlere kıyasla sindirim ve diğer birçok faydayı barındırmaktadır.
Zihin, alışkanlık ve refleks mekanizması yoluyla, çoğu zaman kişinin yemek yemesini tetikleyen başlıca unsurdur.
Beyindeki "entelektüel açlık" diye ifade edebileceğimiz ihtiyaç, ancak yeterince uzun bir süre boyunca yemek yeme süreciyle tamamen giderilebilir.
Toplumun en genelinin yaptığı gibi, bir kişi beş ila on dakika içinde büyük miktarda yemek yerse, zihni yine de daha fazlasını isteyebilir.
Ancak, eğer kişi aynı miktardaki yemeği beş on dakikada değil yirmi ila otuz dakika içinde yerse, doygunluk hissedecek ve ikinci/ekstra porsiyonların artık cazip gelmediğini fark edecektir.
Gerçekte bu kadar çok yemek yenilmesi birçok insanın ihtiyacının çok üstündedir.
Gerçek açlık durumu dışında, açlık çoğunlukla zihinsel bir süreçtir ve yiyeceklerin kalori içeriği yüksek olsa bile, kendinizi çok hızlı bir şekilde tıka basa doldurursanız zihin yeterince tatmin olmaz.
Zihnin tatmin olması ve gerçekten doyması için; yemeğin çok çiğnenmesi, en az 20 dakikaya yayılması ve sadece gıda alma değil; sosyal bir rehabilitasyon alanı olduğu bilinciyle aile/arkadaş gruplarıyla yenilmesi gerekmektedir.
Yemeğin yavaş yenilmesi sindirimi özellikle mide ve bağırsakları da rahatlatacaktır. Bağışıklık sisteminin %70'i bağırsaklarda yaşar. Serotonin'in %90'ı, yani esenlik hormonun, orada üretilir. Beyinde değil. Bağırsaklarda. Her gün yedikleri, içindeki seni ya inşa eder ya da yok eder. Ve dışındaki hissettiklerini de.
Yemek zihin ilişkisi üzerine kurduğumuz bütün bu tespit cümlelerini bağırsakların ikinci beyin olmasından aldığımız ilhamla; okuma, dinleme, yazma ve konuşma süreçleri için de değerlendirebiliriz.
Evet! Her insan 3 okumalı, 2 dinlemeli, 1 yazmalı, bazen konuşmalı ve ara sıra sosyal medyada paylaşmalıdır.
Fakat bu etapların her birinde bilgiyi iyi çiğnemeli, dinlediklerini dikkatle dinlemeli ve okuyarak ve dinleyerek beyin ve kalbine aldığı bilgiyi hazmettikten sonra yazmalı ve paylaşmalıdır.
İnsan kuş gibi değil, koyun gibi olmalıdır.
Kuş ağzında yumuşattığı kayı yavrusunun ağzına kusarken, koyun hazmedip bambaşka bir şekilde yorumladığı sütü kuzusuna ikram eder.
Bu anlamda inanlar üçe ayrılır.
1.Malumatfuruşlar (Obezler): Her şeyi okur, her sese kulak verir ve onları akıl ve kalplerine istif ederler.
Bunlardan tonlarca kitap yazsalar bile faydalı bir bilgi çıkması imkânsızdır.
2.Entellektüeller: Bilgiyi yemekte olduğu gibi bol miktarda ve hızla beyin ve kalplerine alırlar, malumatfuruşlardan farklı olarak daha intizam ve nizam için yerleştirirler.
Ancak bilgiyi düzenle sadece istifleyip hazmetmedikleri için kuş gibi muhataplarına kay kusarlar.
3.Düşünür/Mütefekkirler: Bunlar bilgiyi titizlikle çok çiğneyerek alır, dikkatle, sabırla dinler, önce kendileri hazmeder (bizzat yaşar) sonra bir koyun gibi süt haline getirdikleri telifleri yazar ve paylaşırlar.
İster gıda alımı, ister bilgi edinmek olsun ikisinde de önemli olan; sürecin sakin, sabır ve itinayla ve içeriye doğru işlemesidir.
İnsan gıda ve bilgiye 6 T (Tezekkür-Tefekkür-Taakkul-Tedebbür-Tevekkül-Teşekkür) ilkeleri çerçevesinde yaklaşmalı ikisinde de iyi çiğnemeli, yavaş hareket etmeli, önce kendi hayatına uygulamalı, hazmettiği bilginin hayatındaki yansımalarını tekrar tekrar iyileştirmeye çalıştırmalıdır.
Ancak bu yolla insan kendini her gün kendini yeniden tasarlayabilir, yenileyebilir ve zihnini ve bedeninin genç ve zinde tutabilir.
O halde ne diyoruz:
Oku/Dinle/Yaz/Düşün/Kendini Yeniden Tasarla.
Vasatlıktan Çıkış Nasıl Olur?
İslam’ı Zirveye Taşıyan Âlimler (7.Yüzyıldan 13.Yüzyıla)
Mikro Asrı Saadet’ten Makro Asrı Saadet’e (7.Yüzyıldan 13.Yüzyıla)
Değişim/Eğitim Sabır İster (Kaplumbağa Terbiyecisi Metaforu)
Kabil ve Karga
Hayırdan Şer, Şerden Hayır Çıkabilir! (Dijitalleşme Üzerine)
Cevher-Araz/Sünni-Şii
Kalem, insanın dünyada bıraktığı en uzun ve kalıcı ayak izidir
Müzebzeb
İhtiyarlar Cennete Giremez!