DOLAR
44,734 TL
EURO
51,429 TL
STERLİN
59,425 TL
GRAM
6.753 TL
ÇEYREK
12.621 TL
YARIM
24.839 TL
CUMHURİYET
47.724 TL
Cemil PASLI
Cemil PASLI
cemilpasli@yenikonya.com.tr
29 Mart 2026 Pazar günü yayınlandı
DİĞER YAZARLARIMIZ

Hayırdan Şer, Şerden Hayır Çıkabilir! (Dijitalleşme Üzerine)

 

 

İmtihan için cennetten dünyaya indirilen insan sürekli bir dikkat ve ihtiyat halinde olmalıdır.

İmtihan salonunu düzenleyen zat olmamız gereken bu kesintisiz dikkat ve ihtiyat haline bizi şöyle davet ediyor:

"Size güç gelirse de, üzerinize çarpışmak farz olunmuştur, hoş olmayan bir şey hayırlı gelebilir, hoş olan bir şey de, hayırsız olabilir, Allah bilir, sizlerse bilemezsiniz.” Bakara, 2/216.

İnsana doğuştan yüklenen fücur ve takva (Şems, 91/8) programları eşya içerisinde insan aktif akıl ve kalbi ile ayırt etsin diye iyice birbirine karıştırılmıştır.

Tabii ki helal ve haram bellidir, aradaki şüpheleri tespit için de yine aktif bir akıl kalbe ihtiyaç vardır.

Dünyada seçiciliğe dayalı kalite yolculuğu en eski metinlerinde dahi kendisine yer bulmuştur.

Sokrates'in, arkadaşı Phaedrus'a anlattığı bir hikâyede şöyle bir diyalog geçer.

Hikâyeye göre Kral Thamus bir gün sayılar, hesaplamalar, geometri, astronomi ve yazı gibi birçok şeyin mucidi olan Theut'u misafir eder. İcatlarla ilgili görüş alışverişinde bulunurlar. Kral Thamus anlatılan icatlarla ilgi çeşitli yorumlar yapar; icatlardan kimini beğenir kimini de beğenmez. Sıra yazıya geldiğinde ise ikili arasında, güncelliğini halen korumaya devam eden önemli bir konuşma geçer.

Theut: "Sayın kralım” diye seslenir Thamus'a, "bilgeliğin ve hafızanın reçetesini buldum, bu; Mısırlıların bilgeliğini ve hafızasını geliştirecek bir başarıdır.”

Her teknik buluşun hayatı kolaylaştırmasının yanında işin doğası gereği bazı olumsuz sonuçlar da içerebileceğine dair çekinceleri olan bilge Kral Thamus ise Theut'a şu anlamlı cevap verir:

"Ey mucitlerin piri, icat yapmak ayrı şey, icadın onu kullananlara fayda mı yoksa zarar mı getireceğini kestirmek ayrı şey. Harflerin babası olan sen sevgi dolayısıyla onlardan verecekleri neticenin tam aksini bekliyorsun. Yazıyı kullanmaya başlayanlar hafızlarını kullanmaktan vaz geçecekler ve unutkanlaşacaklar. Bir şeyleri hatırlamak için iç kaynaklarını kullanmak yerine harici bir takım işaretlere bel bağlayacaklar.”

Bu diyalogdan hareketle bizi hızla Alzheimer ve Demans'a sürükleyen günümüz günlük yaşam aktiviteleri ve özellikle de eğitim anlayışını tamamen dijital platform ve materyallere emanet ettiğimiz mevcut durumu nasıl değerlendirmeliyiz?

Öğretmen ve öğrencilerin kalem tutmayı unutmaya başladığı bu dijitalleşmenin bir sınırı olmamalı mıdır?

Kral Thamus'un bilge bakışı ile eğitim sistemimiz ve günlük yaşam akışımızı yeniden değerlendirmemiz gerekmez mi?

Her konuda olması gerektiği gibi dijitalleşmenin sınırları konusunda geniş çaplı yoğun eleştirel düşüncenin teşvik edildiği derin değerlendirmeler yapmamız gerekmiyor mu?

Tabii ki hayatımızın bütün alanlarında haklı olarak olması gereken dijital enstrümanları bütünüyle reddetmekten bahsetmiyoruz.

Ancak mevcut uygulamaların hayatımızdan neleri alıp götürdüğüne dair bir kâr-zarar cetveli çıkarmamız aklın gereği değil midir?

Bu ve benzeri sosyal meselelerde toplumun çoğunluğu, ya Theut'la Luther'in saf penceresinden bakarak üzerine atlıyor veya tamamen kapıyı kapatmayı yeğliyor.

Oysa olması gereken, Theut'la Luther'in iyimserliğini dengelemek için Kral Thamus'un ihtiyatlı yaklaşımını, çekincesini, önsezisini ve bilgeliğini koymak olmamalıdır?

Genel tarih, ekseriyetle Kral Thamus'un haklılığına işaret ediyor.

Kral Thamus günümüz dijitalleşmesine de rehberlik yapacak tespitini şu cümlelerle tamamlıyor:

"Sen hafıza için değil, hatırlama için bir reçete keşfettin. Bilgeliğe gelince, öğrencilerin, hakikati olmayan bilgelikleri sayesinde şöhrete ulaşacaklar fakat bir yol göstericiden yoksun öğrencilerin sadece malumat sahibi olacaklar. Sonuçta belki bilgili sayılacaklar ama birçok şeyin cahili olacaklar. Gerçek birer bilge olmak yerine bilgeliğin gururuyla yetinen bu insanlar toplum için de birer yük haline gelecekler.”

Peygamberimiz (s.a.v) kendisine ikram edilen bir tepsi meyve içerisinden bir adet seçti ve kıyamete kadar sosyal hayatın her aşamasında başvurabileceğimiz şu kısa ve öz kuralı dile getiriyor.

"Seçmek sünnettir”

Öyle akıl ve kalbi uyanık her mümin kendisine sunulan her şey için Kur'an ve Sahih sünnet rehberliğinde "seçici” bir tavır takınmalıdır.


Yazarın Diğer Yazıları