Derviş meşrepli bir başkanın ardından
Muhalefet neden tepetaklak gitmiyor?
28 Şubat’ın Sivil Kahramanına Veda
KARAMAN 6. KİTAP GÜNLERİ
ÖZBEKİSTAN: YAŞAYAN EDEBİYAT, YAŞAYAN MİLLET
Kripto Paralar Alarm Veriyor
TÜRKİYE – NATO ARASINDA SON VE BÜYÜK FİNAL
MÜZELİK OLMADAN
SAMİMİYET
Bir Eğitimciden Tavsiyeler
YILDIRIM HAN BRE DOĞAN YETİŞTİK SABREDİN
İnsanlığın Yükü: Hafızanın, Emanetin ve İadenin Sergisi
BİR GÜNE SIĞAR MI?
Konyaspor’da artık bütün yollar finale çıkıyor…
Yolun Sonu Kupa Olsun
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
AKŞAM OLMAKTA
Ateşkes mi, Sadece Bir Ara Mola mı? İran–ABD Geriliminin Gerçek Anlamı
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
İnsana İyi Gelen Melodiler
5816 KALDIRILMALI MI?
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
İnsanlar tabiatın bir parçasıdır.
Dolayısıyla insanı anlamak için tabiatı iyi gözlemlemek gerekir.
Karıncalar ve arılar gibi sosyal dokusu güçlü hayvanları incelediğimizde yukarıdan aşağıya, en zekiden geriye, en kabiliyetliden vasata bir hiyerarşi görürüz.
Tarihte kendini gösteren devlet ve milletler bu hiyerarşiyi tesis edebilmiş devlet ve milletlerdir.
Allah'ın insanlar içerisinde bazılarını "üstün yetenekli” yarattığı ve bu konuda bütün milletleri kapsayan bir adalet gözettiği kesindir.
Mesele o "üstün yetenekli” kişilerin etkin ve yetkin yerlerde değerlendirilmeyip değerlendirilmediğidir.
Hangi meslek grubu olursa olsun içinde bulunduğu vasatlığı aşabileceği tek yol kendi sistemini yeniden kurgulamasıdır.
Bir mesleği değerlendirirken asıl mesele o mesleği icra eden üst kesimde; işin künhünü anlayacak "zekâ ve kavrama" yeteneği olan ℅2,5 da olsa (zekât miktarı) bir topluluğun bulunup bulunmadığı meselesidir.
Toplumda ve bir meslekte vasatlığı aşmanın yolu işin başına belirleyici olarak zeki/üstün yetenekli insanları yerleştirmektir.
Sosyolojinin nasıl çalıştığında dair merhum M. Akif şu tespiti yapar:
"Hele sen bir yürü de
Ne koşamlar göreceksin sürüde”
Topluma "yürü” diyecek insanlar vasat insanlar değil; "üstün yetenekli” insanlardır.
Hayatın her bir alanında vasatlıktan kurtulmanın tek yolu şudur:
Türkiye'de her bir alan için yılda sadece 50 "özel öğrenci” nin kabul edildiği bir akademi olmalı.
Bu akademiye girmek için çok özel yetenekler belirlenmeli.
Burada eğitim verecek hocalar özel seçilmeli.
Buradan mezun olan öğrenciler özel ücretler, imkânlar ve yetkilerle donatılmalı.
Bunlar toplumda koç mesabesinde olmalı.
Vasat insanlar bu "özel yetenekli” insanlar tarafından sevk ve idare edilmeli.
Eğitim, DİB, İlahiyat v.b. alanlarda yapılan faaliyetler zaman zaman eleştirilmektedir.
Kendi alanım ilahiyat çalışmaları çokça gündeme getirildiği için bahsedeyim.
Dünya ve ahireti birlikte ele almak ve ona göre bir sistem kurmak yüksek bir zekâ, kavrama yeteneği, felsefi birikim ve derin bir tefekkür gerektiriyor.
Siz DİB ve İlahiyatlar için kuracağınız özel akademiye her yıl 50 "üstün yetenekli” öğrenci alın, kısa sürede işin rengi değişir.
Bu özel akademiler her meslek grubu için acilen kurulmalı.
Koçlar bu akademilerden yetiştirilip toplumun önüne konulmalıdır.
Aksi takdirde; bu yoğun vasatlıktan kurtulmamız imkânsızdır.
Bir Eğitimciden Tavsiyeler
Çiğne/Hazmet/Düşün/Kendini Yeniden Tasarla!
İslam’ı Zirveye Taşıyan Âlimler (7.Yüzyıldan 13.Yüzyıla)
Mikro Asrı Saadet’ten Makro Asrı Saadet’e (7.Yüzyıldan 13.Yüzyıla)
Değişim/Eğitim Sabır İster (Kaplumbağa Terbiyecisi Metaforu)
Kabil ve Karga
Hayırdan Şer, Şerden Hayır Çıkabilir! (Dijitalleşme Üzerine)
Cevher-Araz/Sünni-Şii
Kalem, insanın dünyada bıraktığı en uzun ve kalıcı ayak izidir
Müzebzeb