DOLAR
44,93
EURO
52,17
STERLİN
60,26
GRAM
6.951,15
ÇEYREK
12.165,27
YARIM ALTIN
23.843,92
CUMHURİYET ALTINI
47.201,23
Volkan Erikçi
Volkan Erikçi
volkanerikci@gmail.com
24 Mart 2026 Salı günü yayınlandı
DİĞER YAZARLARIMIZ

5816 KALDIRILMALI MI?

 

Demokrat Partinin 1950'deki seçim zaferinin ardından hükümeti CHP'den alması üzerine daha evvel adları duyulmamış ve Kemal Pilavoğlu'nun yöneticiliğini yaptığı Ticaniler denilen bir grubun Atatürk'ün heykellerine saldırmaları üzerine 25 Temmuz 1951 tarihinde 5816 sayılı "Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun” çıkarılmıştır. Beş maddeden müteşekkil bu Kanun'un Birinci Maddesinde "Atatürk'ün hâtırasına alenen hakaret eden veya söven kimse bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Atatürk'ü temsil eden heykel, büst ve abideleri veyahut Atatürk'ün kabrini tahrip eden, kıran, bozan veya kirleten kimseye bir yıldan beş yıla kadar ağır hapis cezası verilir.” yazmaktadır.

Şimdi 5816 sayılı bu Kanun kaldırılmalı mı? Kaldırılabilir ancak şart da değildir. Zira ister sevin ister sevmeyin Atatürk bu ülkenin kurucu cumhurbaşkanıdır ve hiç kimse, bu ülkenin hiçbir cumhurbaşkanına saygısızlık yapamaz, hakaret edemez. Bunlar seviyeli insan işi değildir. Mahalle ağzı, kahve ağzıdır. Peki Atatürk tenkit edilemez mi? Elbette edilebilir. Ancak saygısızlık yapmamak şartıyla. Kanun tenkit edilemez demiyor, saygısızlık yapılamaz diyor. Lakin bazı durumlarda sevgisini yahut haddini aşan bazı görevliler en ufak tenkidi dahi saygısızlık addedip kişilere ceza verebilmektedir. Saygısızlık yapmak ne derece doğruysa saygısızlık yapmadan tenkit edene ceza vermek de o derece doğrudur. Herkes tenkit edilebilir. Tenkit ilerlemenin öncelikli şartıdır. Tenkitin olmadığı yerde ilerleme ve gelişme olamaz. Aksi halde tarih bölümlerinde Atatürk hakkında değerlendirme ve tenkit yapmadan yazılan tez ve makaleler ilmi araştırmadan çıkıp birer Atatürk güzellemesine dönüşmez mi?

O halde ne yapacağız? Atatürk hakkında konuşmak için 5816 sayılı Kanun'un kaldırılması şart değildir. Yapılacak olan şey çok basittir. Yargıtay, belgeli ve delilli konuşmanın hakaret sayılamayacağına hükmettiği bir içtihat ortaya koyacaktır. Bir şikâyetin ardından görevli savcı kişinin sözlerine ve delilli konuşup konuşmadığına bakacak. Şayet bir aşağılama çabası yok ve söylenen iddialara argüman da sunulmuş ise bu şikâyete takipsizlik kararı verecek. Bunun yanında belirttiğim gibi konuşan veya yazan kişiler de Atatürk yani bu ülkenin kurucu cumhurbaşkanı ve epey seveni olan bir insan hakkında konuştuğunu bilip kelimelerini ona göre seçecek. Ayrıca iddiası ne olursa olsun belgesiz, delilsiz konuşmayacak. Bu ikisini yapamıyorsa o kişi zaten tarihçi değildir ve tarih hakkında konuşmamalıdır.

Çağdaşlaşma tenkit ile başlar, gelişir ve ilerler. Atatürk de yeni bir sistem kurmak için Osmanlı sistemini, padişahlarını tenkit etmişti. Eleştirmeden yenilik nasıl ortaya konulabilir ki? Neyin doğru, neyin yanlış olduğu eleştirmeden nasıl anlaşılabilir? Bu Kanun, ister Meclis yoluyla ister Yargıtay içtihadıyla artık revize edilmelidir.


Yazarın Diğer Yazıları