DOLAR
43,18
EURO
50,20
STERLİN
58,09
GRAM
6.473,81
ÇEYREK
10.641,50
YARIM ALTIN
21.179,23
CUMHURİYET ALTINI
42.224,92
Volkan Erikçi
Volkan Erikçi
volkanerikci@gmail.com
14 Ocak 2026 Çarşamba günü yayınlandı
DİĞER YAZARLARIMIZ

BİRBİRİNE BENZER İKİ FARKLI ÜLKE: TÜRKİYE VE İRAN

 

Türkiye ve İran birbirine benzer iki farklı ülke.

İkisi de ihracatçı: Biri laiklik ihraç eder(di), öteki şeriat/Şiilik ihraç eder.

İkisi de otoriter ülke: Biri zorla başı açar(dı), öteki zorla kapatır.

İkisi de muhafazakâr ülke: Biri Sünnilikte, öteki Şiilikte.

İkisi de bir kutba üye: Biri ABD'nin başını çektiği Batı bloğuna, öteki Rusya'nın başını çektiği Doğu bloğuna.

İkisi de büyük güç potansiyeli barındırıyor: Biri Sünni dünyada, öteki Şii dünyada.

İkisi de stratejik olarak önemli toprakların üzerinde: Biri kıtaların kavşak noktasında, öteki Orta Doğu'nun göbeğinde.

İkisi de büyük bir medeniyet ve geçmişe sahip: Biri Osmanlı vd.ne, öteki Pers vd.ne…

Bu örnekler daha artırılabilir. İki ülke de Batı dünyası için kendi kendilerini yönetmelerine izin verilemeyecek kadar mühim ülkeler. Zira yer altı ve yer üstü kaynakları, nüfusları, biri "kızıl elma” ötekisi "Şii Hilali” adı verilen ülkülere ve bunu gerçekleştirebilecek potansiyele sahip olmalarıyla büyük devletlerin yanına çekmek isteyecekleri türden bölgesel güçler.

Son günlerde İran'da yaşanan rejim değişikliği gösterilerini bu bağlamda yorumlamak gerekir. Nasıl ki reisliğini İngiltere'nin yaptığı Batı bloğu I. Dünya Savaşı sonrasında Osmanlı Devleti'ni yıkılmasını arzuladı ise bugün de reisliğini ABD'nin yaptığı Batı bloğu bu sefer İran'daki İslam rejiminin yıkılmasını arzuluyor. Bunun temel sebebi az evvel bahsettiğimiz üzere İran'ın yer altı kaynaklarını Batı'nın hizmetine (!) sunmaması, elindeki silahlarla Batı'nın Orta Doğu'daki karakolu konumundaki İsrail için tehdit oluşturması. ABD, hiçbir zaman demokrasi derdinde değildir. Onlarla birlikte çalışıldığı takdirde ülkenin hangi rejim ile yönetildiğini umursamazlar. Tıpkı krallıkla yönetilen Suudi Arabistan'a demokrasi getirmek için uğraşmamaları gibi. Şayet İran ABD ile uyumlu çalışmış olsaydı bugünkü sorunların ciddi bir kısmı yaşanmayacaktı. Sorunların ve gösterilerin temelinde ABD yatmakta. Burası mutlak. Ancak…

Doğu toplumlarının en büyük hastalıklarından biri kendi hatalarını görmeyip bütün hataları "dış güçlere, Büyük Şeytan Amerika'ya, İsrail'e” yüklemeleridir. Dünya tarihi devletlerin birbirleriyle uğraşma, birbirlerini yıpratma ve yıkma tarihidir. Bahsi geçen devletler elbette İran'la, Türkiye'yle, Rusya'yla, Çin'le uğraşıyor. Bu, insanoğlunun tabiatında olan bir şey: rekabet ve hakimiyet. Suçlu arama çabasına girmektense Doğulular kafalarını ellerinin arasına alıp hatalarını düşünmeli, ders çıkarmalı ve de tekrarlamamalı. Ancak bizim "dış güçler” ve "kaderci” anlayışımız var olduğu sürece bu devletler ve sorunlar İslam dünyasını yıpratmaya devam edecek. Söz gelimi İran'ın başkenti Tahran ciddi bir susuzluk yaşıyor. Bunun sebebi ABD değil gerekli yatırımların yapılmaması. Ekonomik sıkıntıların ciddi bir boyuta ulaşmasında ABD'nin uyguladığı ambargonun etkisi inkar edilemez var ancak "ev sahibi”nin hiç mi suçu yok? Ayrıca şunu da bilmemiz lazımdır ki siyasette reelpolitiği bilmeyen devlet yıkılmaya mahkumdur. Rusya dahi dünyanın süper gücü ABD'dir, diye açıklama yapmışken ABD ile zıtlaşmanın doğru olmadığı kanaatindeyim. Aksi halde bedelini ödetir ve ödetmekte. Bu, onların her istediğini

yapmak değil kuşkusuz ancak onlara düşman olursanız dünyaya hükmeden Batı bloğunu karşınızda buluyorsunuz ve buna kul değil ancak Allah dayanır. Uluslararası siyasette romantizme yer yoktur, katı bir realizmi vardır.

Ayrıca şunu da belirtelim ki İran'da cumhuriyet olmasına karşın özgürlük yok. İnsanlar istedikleri gibi yaşayamıyor. Bu, bir vakit sonrasında insanların patlamalarına sebebiyet verecektir, veriyor da. Bundan ötürü İran, çok hızlı değil ancak yavaş yavaş insanların rahatlamalarını temin maksadıyla yumuşamaya gitmeli. Birinci şart da baş örtüsü olmalı. İsteyen başını örtmeli, isteyen açmalı. Devletin görevi insanların başını örttürmek veya açtırmak değil istedikleri gibi yaşamalarını sağlamaktır. Devlet, milletin başında ceberut başçavuş değil hizmetkardır.

İran'da gösterilerin başarıya ulaşmasını arzulamıyorum. Son İran şahı Rıza Pehlevi'nin oğlu Amerika'da valizi hazır bekliyor. Bugünkü rejim yıkılırsa başka bir baskı rejimi olan şahlık gelecek. Önceki şahlıkta mutlu olunmadığı için zaten 1979'da devrim gerçekleştirildi. Ayrıca yeni kurulacak rejimin ABD ve İsrail'in peyki olacağı aşikâr. Bunu da arzulamıyoruz. İran'daki çoğunluğun isteklerine saygı duymak ancak azınlığın da taleplerini görmek gerekir. Romantik hayallerin peşini bırakıp reelpolitikle barışıp ekonomi düzeltilmeli, özgürlükler temin edilmeli ve baskı sonlandırılmalı.


Yazarın Diğer Yazıları