Enver Kömürcü
Enver Kömürcü
enverkomurcu@yenikonya.com.tr
25 Mart 2026 Çarşamba günü yayınlandı
DİĞER YAZARLARIMIZ

RAMAZAN MEKTEBİNDEN MEZUN OLMAK DEĞİL RAMAZAN’I HAYATA TAŞIMAK

 

 Ramazan bitti diyoruz. Takvim yaprakları değişti, sahurlar sustu, iftar sofraları toplandı. Ama asıl soru şudur. Ramazan gerçekten bitti mi, yoksa bizim içimizde yeni mi başladı? Ramazan, başlangıcı hilalle, bitişi bayramla ölçülen bir zaman dilimi değildir. Ramazan, kalbe dokunduysa, nefsi terbiye ettiyse, insanı değiştirdiyse, artık o ay takvimden çıkar, ömre yerleşir.

Asıl mesele şudur. Ramazanı sadece bir ay olarak yaşamak değil ,Ramazan'ı hayatın tamamına yayabilmektir. Ramazan'da kazandıklarımızı bir yıla, bir ömre nasıl taşıyacağız, gelin bunu birlikte tefekkür edelim. Ramazan bize aç kalmayı öğretmedi. Ramazan bize kendimizi tutmayı öğretti. Aç kaldık ama sabretmeyi öğrendik. Susuz kaldık ama şükretmeyi öğrendik. Nefsimiz istedi ama hayır demeyi öğrendik. İşte bu, sıradan bir ibadet değil, bir karakter inşasıdır. Allah Teâlâ buyuruyor: Umulur ki takvaya erersiniz.(Bakara, 183)

 Demek ki Ramazan'ın hedefi açlık değil, takvadır. T akva ise sadece Ramazan'a ait değildir. Takva, hayatın tamamını kuşatmalıdır. Eğer Ramazan'dan sonra eski öfkemize, eski dilimize, eski gafletimize geri dönüyorsak, şunu açıkça söyleyelim, Biz Ramazan'ı yaşamadık, Ramazan bize uğrayıp geçti .Ama eğer içimizde bir değişim olduysa, işte o zaman Ramazan hâlâ bizimle demektir.

Ramazan'da camiler doldu. Secdeler çoğaldı. Geceler ihya edildi. Peki şimdi? Eğer camiler boşaldıysa, saf araları açıldıysa, secdeler azaldıysa, bu bize şunu gösterir. Biz Allah'a değil, Ramazan'a yönelmişiz. Oysa Hz. Resûlullah (s.a.v) buyurur. Namaz dinin direğidir. Direk sadece Ramazan'da dikilmez. Direk sürekli ayakta durur. Bir bina düşün, direği sadece bir ay sağlam, sonra çürük. O bina ayakta kalır mı? İşte namaz da böyledir. Ramazan'da kazandığın namaz disiplini, yıl boyunca devam etmiyorsa ,o disiplin henüz kalbe inmemiş demektir. Ramazan'da başlayan secde, kabre kadar devam etmelidir.

Ramazan'da Kur'an'la buluştuk. Mukabeleler yaptık. Hatimler indirdik. Peki şimdi Kur'an nerede? Tozlanan raflarda'mı ? Unutulan alışkanlıklar arasında mı ? Allah cc hu buyuruyor. Ramazan ayı, Kur'an'ın indirildiği aydır.(Bakara, 185)Kur'an Ramazan'da indirildi, ama sadece Ramazan'da okunmak için değil .Kur'an, hayatın rehberidir. Onu sadece Ramazan'a hapsetmek, hayatı rehbersiz bırakmaktır. Her gün bir sayfa. Her gün birkaç ayet Ama istikrarla. Çünkü Kur'an'la bağı kopan kalp, yavaş yavaş kararır. Ramazan'da parlayan kalpler, Kur'an'la beslenmezse tekrar karanlığa döner.

Ramazan'da nefis sustu .İstekler azaldı. Hevesler törpülendi. Ama şimdi nefis tekrar konuşuyor. Artık serbestsin. İşte asıl imtihan şimdi başlıyor. Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.v) buyuruyor. En büyük düşmanın nefsindir. Ramazan'da bağlanan nefsi, Ramazan'dan sonra salarsak kazandığımızı kaybederiz. Gerçek yiğitlik, Ramazan'dan sonra nefsine söz geçirebilmektir. Gerçek dervişlik, kalabalıkta değil, yalnızken de istikameti korumaktır. Ramazan bir başlangıçtır, nefisle mücadele ise ömürlüktür.

Ramazan'da sofralar kurduk. Yardımlar yaptık. Gariplerin yüzünü güldürdük. Peki şimdi?

Fakir hâlâ fakir. İhtiyaç sahibi hâlâ muhtaç. Ama biz değiştik mi? Hz. Resûlullah (s.a.v) buyurur.

Sadaka malı eksiltmez. Ramazan'da açılan cömertlik kapıları, bayramdan sonra kapanıyorsa, bu ibadetin değil, alışkanlığın göstergesidir. Oysa infak bir ayın değil, kalbin işidir.

Ramazan'da verdiğin el, yıl boyunca açık kalmalıdır.

Ramazan'da dilimiz Allah cc huuu dedi, Kalbimiz yumuşadı. Gözlerimiz doldu. Peki şimdi?

Gaflet geri mi geldi? Allah cc hu buyuruyor. Kalpler ancak Allah'ı zikretmekle huzur bulur.

(Ra'd, 28)Zikir, Ramazan'a ait bir amel değildir. Zikir, kalbin gıdasıdır. Nasıl ki beden her gün yemek ister, kalp de her gün zikir ister. Ramazan'da zikre alışan dil, Ramazan'dan sonra susarsa, kalp tekrar katılaşır. Ramazan'da uyanan kalbi, yıl boyunca diri tutmak gerekir.

Ramazan'da dilimize dikkat ettik. Gıybetten kaçındık. Yalandan uzak durduk. Ama şimdi?

Eğer eski alışkanlıklar geri geldiyse, Ramazan'ın ruhu içimize yerleşmemiş demektir.

Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.v) buyuruyor. Kim yalanı ve kötü sözleri bırakmazsa, Allah onun aç kalmasına değer vermez. Demek ki mesele açlık değil, ahlaktır. Ramazan'ın en büyük kazancı, ahlaki dönüşümdür. Eğer Ramazan bizi daha merhametli, daha sabırlı, daha dürüst yapmadıysa, orada eksik bir şey var demektir. Ramazan'ın meyvesi davranışta görülür.

Ramazan'ı yaşamak kolaydır. Ama Ramazan'ı taşımak zordur. Ramazan'da şeytan bağlıydı.

Ortam müsaitti. Herkes ibadete yönelmişti. Ama şimdi? Şeytan serbest Nefis uyanık. Dünya cazip. İşte bu yüzden Ramazan'da ibadet eden çoktur, ama Ramazan'dan sonra devam eden azdır. Asıl kazananlar, işte o azınlıktır. Ömrümüzü Ramazan kılmalıyız. Her gün biraz oruç şuuru taşımak .Her gün biraz Kur'an'la buluşmak. Her gün biraz infak etmek. Her gün biraz nefsine dur diyebilmek. Yani, Sadece mideyi değil, gözede oruç tutturmak. Sadece dili değil, kalbi de terbiye etmek. İşte bu, ömrü Ramazan kılmaktır.

YUNUSÇA BİR HATIRLATMA

Ramazan geçti sanma gönül,

İzi kaldıysa bitmedi,

Bir ay sabır ettin ise,

Ömür boyu sürmedi?

Aç kaldın ama ey derviş,

Nefsine söz geçtin mi?

Bir ay değil bu yol kardeş,

Hak yola yöneldin mi?

Asıl bayram, Ramazan'ı takvimde değil kalbinde yaşatanındır. Asıl kazanç, aç kalmak değil, Ramazandan sonrada nefsine hâkim olmaktır. Asıl başarı, bir ay iyi olmak değil, ömür boyu istikamet üzere kalmaktır.

Ey kardeşim. Ramazan'ı bir ay yaşayanlar aç kalır, Ramazan'ı ömre yayanlar dirilir.


Yazarın Diğer Yazıları