Devlet İnşaat firmalarının Ellerindeki Boş konutları Satın Alarak Kiralık Kamu Konutlarına Dönüştürebilir
BATILILARIN KİRLETİLMİŞ MENDİLLERİ: TERÖR ÖRGÜTLERİ
BANKA PROMOSYONU VE PROSMOSYON YERİNE FAİZSİZ KREDİ SEÇENEĞİ CAİZ Mİ?
Bu adam ya çok zeki… ya da zır deli
İNSANLARI ŞİRKTEN KURTARAN DİN, MÜSLÜMANI ŞİRKLE SUÇLAYAN ZİHNİYET NEREDEN NEREYE GELDİK
PKK/YPG/SDG ÇÖP OLDU
İRFAN SOFRASINDA BULUŞMAK
Sanat linç içindir
Eleştirmiyorum Gördüğüm Ürünü Anlatıyorum
Eyüpspor rüyasında görse inanmazdı
YOLUN SONU
“Kalite” Anlaşılmak İçin “Zaman ve Sabra” İhtiyaç Duyar
Ankara’nın Konya Gibi Bir Modele İhtiyacı Var
İNSANOĞLUNUN EN BÜYÜK İMTİHANI, YAPAY ZEKÂ
KAYGI
Ayaz Ata ve Nardugan
Yeni Yıl Dilekleri Tutarken, Kimleri Hâlâ Hayatımızda Tutuyoruz?
AHLAK VE VİCDANIN SESİ MISIRLI YAZAR MUSTAFA LUTFİ EL-MENFALUTİ
EĞİTİMDE BİR MİLAT BAŞLAMALI MI?
SAĞLIK BAKANINA MEKTUP
11. YARGI PAKETİNE LGBT’DE EKLENMELİ
Samsunspor ders verdi, Konyaspor izledi…
Kaygı; Türk Dil Kurumu sözlüğünde üzüntü, endişe duyulan düşünce, tasa anlamlarına karşılık gelmektedir (TDK, 2014). Gelecek kaygısının belirtileri duygusal, zihinsel ve bedensel düzeyde kendini gösterebilir. En sık karşılaşılan gelecek kaygısı belirtileri; geleceğe dair sık sık olumsuz senaryolar kurma ve bunlara takılı kalma, kötü bir şey olacakmış hissinin uzun süre devam etmesi, konsantrasyon güçlüğü, dalgınlık ve zihinsel yorgunluk gibi durumlar bazılarındandır. Kaygı son çeyrek asırda gündemde sık sık yer almış olsa da özellikle pandemi ile başka bir evreye girdi. Kaygı artık bireysel bir ruh hali olmaktan çıktı; adeta çağın ortak dili haline geldi. Sabah uyandığımızda ilk düşündüğümüz şey çoğu zaman bugün ne kadar yorulacağımız, neyi yetiştiremeyeceğimiz ya da hangi belirsizliğin kapımızı çalacağı oluyor. Gelecek, hiç olmadığı kadar hızlı geliyor ama bir o kadar da muğlak. Kaygı eskiden bizi tehlikede korurken, şimdi ise insan zihnini meşgul eden ve yoran bir şekle bürümüştür. Gündelik hayat, hızlı iletişim ağları vasıtası ile kaygıyı besleyen bir düzen kurdu. Televizyonu açtığınızda ya da telefonu elinize aldığınızda, kaygı daha ilk manşette sizi karşılıyor. Güncel olaylar, sadece gündemi değil ruh halimizi de belirliyor. Şöyle ki; döviz kuru, konut fiyatları, işten çıkarmalar, savaş görüntüleri, iklim felaketleri gibi güncel konular kaygıyı daha da artırmaktadır. Ekonomik belirsizlik, en temel ihtiyaçların bile planlanmasını zorlaştırıyor. İnsanlar artık "gelecek yıl ne yaparım?” sorusunu değil, "önümüzdeki ayı nasıl çıkarırım?” kaygısını konuşuyor. Gençler iş bulamamaktan, orta yaş grubu elindekini kaybetmekten, emekliler ise geçinememekten endişeli. Kaygı, kuşaklar arasında ortak bir payda haline gelmiş durumda. Dünya cephesinde tablo daha da ağır. Sınırlarımızdan uzak görünen savaşlar, birkaç saniyelik görüntülerle salonlarımıza giriyor. Depremler, seller, yangınlar… "Acaba sıra bize ne zaman gelir?” sorusu, bilinçaltımıza sessizce yerleşiyor. Bilgiye bu kadar yakın olmak, aynı zamanda felakete de bu kadar yakın hissettiriyor. Artık kaygı kendi kendine doğmuyor, üretiliyor. Üstelik bir fabrika düzeniyle. Adı da belli: Sosyal medya. Sabah uyanır uyanmaz elimizin telefona gitmesi tesadüf değil; çünkü orada bizi bekleyen şey çoğu zaman bilgi değil, korku. Bir deprem söylentisi, doğrulanmamış bir ekonomik iddia, başı sonu kırpılmış bir video… Hepsi aynı hızla yayılıyor. Çünkü sosyal medya gerçeği değil, etkiyi ödüllendiriyor. Ne kadar sarsıcıysa o kadar görünür, ne kadar korkutucuysa o kadar "trend”. Kaygının en büyük zararı şudur: İnsanı şimdiden koparır. Anı yaşatmaz, karar aldırmaz, cesareti törpüler. Sürekli tetikte olan bir zihin, sağlıklı düşünemez. Kaygı arttıkça akıl değil refleksler devreye girer. Hayat belirsizdi, hâlâ belirsiz. Değişen tek şey, bu belirsizliği ne kadar ciddiye aldığımız. Kaygı, hayatın kendisi değil; ona verdiğimiz tepkidir. Ve o tepkiyi değiştirmek hâlâ bizim elimizde. Kaygı çağındayız, evet. Ama bu çağın mahkûmu olmak zorunda değiliz. Kaygıyı dinleyip ama ona teslim olmadan yaşamayı öğrenebiliriz. Belki de gerçek güç, belirsizlikle birlikte yürüyebilmeyi başarabilmektir.
Dr.İmbat MUĞLU
BASIN DİLİ
TERÖRSÜZ TÜRKİYE
KADERİ ÇİN’E TESLİM EDİLMİŞ UYGUR TÜRKLERİ
İRAN – ABD İLİŞKİLERİ
TERÖR VE TERÖRİZM
SURİYE TÜRKİYE İLİŞKİLERİ
TARİHİ BULUŞMADAN NOTLAR
YÜZYILIN SOYKIRIMI SONRASI BARIŞ
SURİYE
PKK TERÖR ÖRGÜTÜ SİLAH BIRAKMAK İSTİYOR MU?