Şehir Diplomasisinde Tarihi Konya Zaferi
BU ONUR KONYA’NIN, BU BAŞARI UĞUR İBRAHİM ALTAY’IN
BİLMEK YETMİYOR
IBAN hesaplarıyla ilgili yeni düzenleme yolda
TÜRKİYE’NİN ÇELİK ZIRHI: CUMHUR İTTİFAKI...
Mezuniyet Törenleri ve İkiyüzlülüğümüz
TOPRAĞINI KAYBEDEN GELECEĞİNİ KAYBEDER
AŞÛRE GÜNÜ VE KANAYAN YARAMIZ KERBELA
Yardım Değil Destek!
“İYİ Kİ VARSINIZ“
2 ASIRLIK HATANIN BEDELİ KAYBOLAN GENÇLİK
Selçuklu Konferansları ve Ölümsüzleşen Mirası
Necmeddin Kübra Uluslararası Sempozyumu ve Ebu Reyhan Biruni Ürgenç Devlet Üniversitesi
EN İYİ ARKADAŞIM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
AKŞAM OLMAKTA
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
İnsana İyi Gelen Melodiler
Bazı yaşlar insanın takviminde değil, ruhunda başlar.
Doğum günü…
Kutlanan bir gün gibi görünür. Oysa insanın içinde sessizce açılan bir kapıdır. Gürültüsüz, alkışsız, hatta çoğu zaman fark edilmeden…
Zaman yine aynı hızda akıyordur.
Ama insan artık aynı insan değildir.
Yaş almak garip bir eylem. Dışarıdan bakıldığında yalnızca bir sayı artışı. İçeriden hissedildiğinde ise neredeyse bir kimlik değişimi.
Çünkü insan yıllara eklenmez.
İnsan yıllar tarafından dönüştürülür.
Gençlik, hayatı fethedilecek bir alan sanır. Her şey ulaşılacak bir hedef, geçilecek bir eşik, kazanılacak bir yarış gibidir.
Sonra zaman devreye girer.
Ve insanın içindeki harita değişir.
Bir zamanlar vazgeçilmez sandığın şeyler sessizce anlamını yitirir. Bir zamanlar ertelediğin duygular büyür, ağırlaşır, kapını çalmaya başlar.
İnsan yaş aldıkça şunu fark eder:
Hayat ileriye doğru değil, derine doğru yaşanır.
Beden büyür.
Ama ruh… ruh genişlemek zorundadır.
Çünkü yıllar yalnızca yaş katmaz insana. Yıllar, insanın içindeki fazlalıkları törpüler. Keskinlikleri yumuşatır. Gürültüleri susturur.
Biraz hırsı alır.
Biraz telaşı.
Biraz da gereksiz ispat çabasını…
Yerine başka şeyler bırakır:
Daha fazla anlam.
Daha fazla farkındalık.
Daha fazla iç ses.
Ve belki en sarsıcı hakikat:
İnsan yaş aldıkça bir yerlere ulaşmaz.
İnsan yaş aldıkça kendine yaklaşır.
Bugün takvim bana yeni bir yaş verdi.
Ama ben bunu bir ekleme gibi değil, bir derinleşme gibi hissediyorum.
Sanki içimde görünmez bir katman daha açıldı.
Sanki bazı sorular sustu.
Sanki bazı cevaplar nihayet yerini buldu.
Bugün kendime sessiz ama net bir cümle kuruyorum:
Hoş geldin dönüşüm.
Hoş geldin yeni umutlar.
Çünkü artık biliyorum:
Eksik olmak bir kusur değil.
Eksik olmak, insanın hâlâ büyüdüğünün kanıtıdır.
Tamamlanmak değil mesele.
Anlamaktır.
Ve insanın gerçek makamı…
Ne kariyerinde,
ne unvanında,
ne alkışında saklıdır.
İnsan yaş aldıkça anlar:
En büyük varış, insanın kendini bulmasıdır.
Belki de bütün bu yıllar boyunca yaptığımız tek şey şudur:
Kendimize doğru gecikmiş bir yürüyüş.
Bugün bir yaş daha almadım yalnızca.
Biraz daha sadeleştim.
Biraz daha derinleştim.
Biraz daha kendim oldum.
Eğer ruh genişliyorsa, yaş almak güzeldir.
Eğer insan kendine yaklaşıyorsa, zaman lütuftur.
Çünkü gerçek büyüme…
Yılların geçmesiyle değil,
insanın içinin anlamla dolmasıyla olur.
İnsana İyi Gelen Melodiler
Kalbe Misafir Olmayı Bilmek
Yeni Yıl Dilekleri Tutarken, Kimleri Hâlâ Hayatımızda Tutuyoruz?
Bırakmanın İnceliği
Olmaklık Üzerine Bir Aynadan
“Hayatın Masası”
Sessiz Kalabalıklar: Modern Hayatta Yalnızlık
Temizlik