DOLAR
44,742 TL
EURO
52,652 TL
STERLİN
60,778 TL
GRAM
6.917 TL
ÇEYREK
11.806 TL
YARIM
23.460 TL
CUMHURİYET
46.449 TL
Bekir Şahin
Bekir Şahin
bsahin@yenikonya.com.tr
08 Nisan 2026 Çarşamba günü yayınlandı
DİĞER YAZARLARIMIZ

Yazarlık Mektebi

 

 

Yazarlık denince çoğumuzun aklına masasında kitap yığınları olan, kelimelerle profesyonel bir ilişki kurmuş insanlar gelir. Ben de gençliğimde öyle sanırdım. Yazarlık ki, sanki ayrı bir meslek; hayat ise ayrı bir şeydi.

Sonra anladım ki asıl mektep, masa başında değil; insanın içinde ve insanın arasında kuruluyor.

Bu okulun adı: hayat.

Diploması yok.

Mezuniyeti yok.

Ama dersi hiç bitmiyor.

Mezuniyeti Olmayan Bir Okul

Hayat, insanı daha çocukken kaydeder bu okula. Köy odasında duyduğun bir cümle, babanın yüzündeki bir çizgi, annenin sabrı… Hepsi birer derstir.

Bu mektepte sınıf geçmek yok.

"Oldum” demek yok.

İnsan "ben tamamım” dediği gün, aslında öğrenmeyi bırakır.

Ben hâlâ kendimi bu okulun talebesi sayıyorum.

Bir Yazma Eser ve Bir Cümle

Yıllar önce yazma eserlerin arasında çalışırken yaşadığım bir hadise, yazarlık mektebinde aldığım en ağır derslerden biridir.

 

Bir gün, eski bir yazmanın kenarına düşülmüş küçük bir not dikkatimi çekti. Müellif değil, müstensih değil; kitabı okuyan sıradan bir talebe yazmış. Kenara şöyle not düşmüş:

"Bu satırları anlamakta zorlandım; Allah bana anlayış versin.”

O cümle beni sarstı.

Düşünün… Yüzyıllar önce yaşamış biri, anlamadığını itiraf ediyor. Saklamıyor. Üstünü örtmüyor. "Bilmiyorum” diyebiliyor.

O gün anladım ki asıl büyüklük, bildiğini göstermek değil; bilmediğini kabul edebilmektir.

 

Yazarlık da böyle değil mi?

Biz çoğu zaman güçlü görünmek isteriz. Net konuşmak, kesin hüküm vermek isteriz. Ama hakikat çoğu zaman "bilmiyorum” diyebilenlerin kapısını çalar.

O yazmanın kenarındaki o küçük not, bana hayat boyu sürecek bir ders verdi:

Talebe kalmak.

Her İnsan Bir Dünya

Bir başka dersimi de köy odasında aldım.

Kadınhanı'nda, bir akşam sohbetinde yaşlı bir amca gençliğini anlatıyordu. Sıradan bir çiftçi… Ama anlattıkları arasında öyle bir cümle vardı ki, yıllarca aklımdan çıkmadı:

"Evladım, insanın içi konuşacak yer bulamazsa taşlaşır.”

 

O an fark ettim: Her insan gerçekten bir dünya. Ama o dünyayı açacak anahtar, dinlemektir.

Biz çoğu zaman dinlemiyoruz. Sadece cevap vermek için bekliyoruz.

Yazarlık mektebi bana şunu öğretti:

Bir insanı anlamaya çalışmak, aslında dünyayı anlamaya çalışmaktır.

Portre Yazmak, Merhametle Bakmaktır

Portre yazarken şunu fark ettim: Bir insanı birkaç cümleye sığdırmak çok tehlikeli bir iştir.

Bir cümleyle yüceltirsiniz.

Bir cümleyle silersiniz.

 

Kalem merhametsiz olursa, yazı adaletsiz olur.

Yıllarca kütüphane raflarında tozlu yazmaları elime alırken şunu düşündüm:

Bu kitapları yazanlar da bir dünyaydı. Onları tek bir sıfatla tanımlayabilir miyim?

Hayır.

Öyleyse yanımda yaşayan insanı nasıl bir sıfata hapsedebilirim?

Bu Mektebin Dersleri

Bugün geldiğim noktada şuna inanıyorum:

Okumak gerekir. Ama sadece kitabı değil; insanı da.

Gözlemek gerekir. Ama sadece olayları değil; kalbi de.

Düşünmek gerekir. Ama başkasının cümlesini tekrar etmek için değil; kendi hakikatine ulaşmak için.

Ve yazmak…

Yazmak, sorumluluktur.

Süslü cümle kurmak değildir.

Hakikate karşı dürüst olmaktır.

Bitmeyen Talebelik

Belki bu mektebin diploması yok.

Belki kimse bize "oldun” demeyecek.

Ama Rabbimizin huzuruna vardığımızda, "Bu kul talebelikten vazgeçmedi” denirse, işte o en büyük icazettir.

Ben hâlâ sıramdayım.

Ve biliyorum ki bu sıralar boş kalmamalı.

 

Bizler, mezuniyeti olmayan bir okulun, mezunu olmayan talebeleriyiz.

Belki yazarlık da tam olarak budur:

Talebe kalmayı göze alabilmek

 


Yazarın Diğer Yazıları