KÜRESEL SİYONİST OLİGARŞİNİN KAÇINILMAZ TASVİYESİ YOLUNDA TÜRK DEVLETİ’NİN STRATEJİK GÜÇ ÇARPANI AĞIRLIĞI
Sağlık turizmi katma değeri yüksek bir sektör haline geldi
YER GÖK ALBAYRAKTI!
KARA GECE
DARBELERİN GÖLGESİNDEN 15 TEMMUZ DİRİLİŞİNE
Taşkent’te Tarihi Toplantı : 1. Uluslararası İslam Medeniyeti Forumu
Allah Sonumuzu Hayreylesin
NATO Zirvesinin Zırvalayanları
YAZMA ESERLERİN İZİNDE
15 TEMMUZ İHANETİNİ, İŞGAL GİRİŞİMİNİ UNUTMAYACAĞIZ VE UNUTTURMAYACAĞIZ!
YARIŞ
Top Çevirirken; Şeytanın İnananlara Sağ Taraftan Attığı Goller
Konya’da iyi ki belediyeler var! Vatandaş ekmek ve etliekmek zammına tepkili…
DÜNYA KUPASI VE MİLLİ TAKIM:
MİZAHIN MİZANI
AYDOĞDU’DAN DÜNYA BELEDİYELER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA…
Şimdi Konya’nın Kazanma Zamanı
İĞNE ELİMDEYDİ, SÖKÜĞÜ GÖREMEDİM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
AKŞAM OLMAKTA
1976 yılında başladığım yazarlık hayatımda kaleme aldığım günlük gazete makale ve denemelerimi kitaplaştırmak gerekti. Zira gazete köşe yazıları bir süre sonra, gazeteyle birlikte atılmakta ve emekler boşa gitmekteydi. Bu; "söz uçar yazı kalır” anlayışına uygun olarak en doğru yolun kitaplaştırmaktan geçtiğiydi.
50 sene; 2600 hafta, 18000 gün ediyordu. Her gün yazdım ve hala yazıyorum. Haydi bunun Pazarlarını çıkaralım, arada sırada yazamadığım günleri göz önüne almayalım, bayramları, hastalıkları, tatile gittiğimde köşemi boş bıraktığım zamanları da düşünürsek yuvarlak olarak 16.000 sayfa yazı eder. Nereden baksak 200 sayfalık kitaptan 80 tane kitap eder. Gönül dostlarıyla yüz yüze yaptığımız çay sohbetleri, imza günlerinde okurlarım ve öğrencilerimle yaptığımız söyleşiler, okullara davet edilerek icra ettiğimiz; "Öğrenci/Yazar buluşmaları”, televizyon ve radyo konuşmalarımız kitap olmalı.
İşte bu düşünceden; "YAŞADIKÇA” isimli bir kitap meydana geldi. Hepimizi ilgilendiren hayat serüveni içinde yaşadıklarımız, gördüklerimiz, denediklerimiz, "keşke” dediklerimiz, pişman olduklarımız, acısıyla tatlısıyla, iyisi ve kötüsüyle geçtiğimiz zaman köprüsünden geçmişe bakıp hayıflandığımız, "eyvah” ettiğimiz, bir yaşanmışlıktır.
Her insan bunu yaşamaktadır. Her canda mutlaka bir hayat tecrübesi mevcuttur. Hayatı tecrübe etmeyen, hayattan ders çıkarmayan veya ders çıkarmayı bilmeyenlerin hayatta söyleyecek sözleri olamaz. Bir eli yağda, bir eli balda olanlar, aklını terletmeyenler, emek vermeyenler, aklını kullanmayanlar, düşünce geliştirmeyip aklını kiraya verenler…insanlığa ve ülkelerine hizmet etme güzelliğinden mahrumdur.
Yazmak, dünyanın en mutluluk veren işi. Eli kalem tutan, okumayı beceren herkesin mutlaka yazması gerekir. Hele mesleği "Öğretmen” olanların yazmadan kaçması düşünülemez. Yazmak için okumak şarttır. Okumayan yazamaz. "Okumadan alim, yazmadan katip” diye bir söz var. Evet gerçekten okumadan bilgi sahibi olunmaz. Yazıya dökmeden de bir şeyleri yazdım diyemezsiniz. Bu yüzden ilk emir; "Oku” olmuştur. Okumayı sadece kitap olarak düşünemeyiz.
"Çok gezen mi bilir? Çok okuyan mı?” diye de güzel sözümüz var. Aslında gezerek, görerek, dokunarak, sorarak, yaşayarak… bilgi sahibi olmak güzeldir. Hayat bir değirmen, öğütür insanı zaman içinde. Ömür bir süreç, terbiye eder insanı an içinde. Biz farkına varmayız, varamayız belki ama eninde sonunda insan, adeta tornadan çıkmış bir nesne gibi dümdüz olur. Zaman, bazen bize keşkeleri söyletir. Bazen pişmanlıkları oynarız, bazen de kılımız kıpırdamaz. İlkeler açık, mesela; "kendi elinizle kendinizi tehlikeye atmayın”, "Niçin yapmadığınızı söylersiniz?”, "Niçin düşünmezsiniz?”, "Sizin duanız olmasa, Allah size ne diye değer versin?”, "Başkasının tanrısına sövmeyin ki, o da sizin Allah'ınıza sövmesin”, "Senin dinin sana, benim dinim bana”…
"Keşke” lerle Kavruluyoruz!
O yandan bu yana savruluyoruz,
Her an "Keşke” lerle kavruluyoruz,
Nere gidiyoruz ne oluyoruz?
Niçin "Keşke” lerle kavruluyoruz?
Nedamet rüzgârı başta esiyor,
Gönüller öldürüp nefes kesiyor,
Her gün binlerce kez ipe asıyor,
Hala "Keşke” lerle kavruluyoruz!
Mevsim hazan oldu yaprak düşüyor,
Havalar soğudu her yan üşüyor,
Gözler kan ağlıyor yaşlar taşıyor,
Hala "Keşke” lerle kavruluyoruz!
Bak iki kere iki dört etmiyor,
Ellerde derman yok ayak tutmuyor,
Yediğimiz yemek lezzet katmıyor,
Niçin "Keşke” lerle kavruluyoruz?
Zamanın kadrini hiç bilemedik,
Ömür boşa gitti ders alamadık,
Yaşları silecek el bulamadık,
Her gün "Keşke” lerle kavruluyoruz!
Sık sık ölenleri görüyor muyuz?
Allah kelamına varıyor muyuz?
Aklımız "Oku” ya yoruyor muyuz?
Neden "Keşke” lerle kavruluyoruz?
YER GÖK ALBAYRAKTI!
RABBİM, ÜLKEMİZİ HER TÜRLÜ MUSIBETTEN MUHAFAZA EYLE!
KONYA’MIZIN KIRMIZI GÜLÜ
KENTSEL DÖNÜŞÜM ÇALIŞMALARI
SEN SENİ BİL SEN SENİ
SELÇUKYA KÜLTÜR SANAT DERNEĞİ OLARAK BELEDİYELERDEN İSTEKLERİMİZ
SELÇUKYA AKLINI TERLETMEYE DEVAM EDİYOR!
BİLMEK YETMİYOR
DÜNYAYA GELMEKLE İŞ BİTMİYOR
UBUNTU