DOLAR
45,600 TL
EURO
52,855 TL
STERLİN
61,236 TL
GRAM
6.627 TL
ÇEYREK
10.889 TL
YARIM
21.579 TL
CUMHURİYET
42.893 TL

Cezayir Laghouat’ta Sûfî Semâ ve Konya’nın Sessiz Diplomasisi

 

 

Konya'dan baktığımızda Cezayir'in güneyindeki Laghouat, haritada uzak; gönlümüzde ise her geçen gün daha da yakın bir şehir hâline geliyor. Uluslararası Sûfî Semâ Kültür Festivali vesilesiyle bu yıl bir kez daha gördük ki, manevî miras söz konusu olduğunda mesafelerin hükmü kalmıyor. Diller farklı olsa da kalpler aynı iklimde buluşabiliyor.

Laghouat'ta düzenlenen Uluslararası Sûfî Semâ Kültür Festivali, yalnızca sahne icralarıyla değil; ilmî oturumları, sergileri, kültürel buluşmaları ve gönül dünyamıza dokunan atmosferiyle de dikkat çekici bir zenginliğe sahipti. Aslında bu festivalin hikâyesi Laghouat'tan da önceye uzanıyor. 25 Şubat 2009'da kurulan festival, başlangıçta Sétif'te düzenlenmiş, daha sonra semâya duyulan güçlü yerel ilgi ve bölgenin köklü manevî birikimi sebebiyle Laghouat'a taşınmıştır. Bu tercih, kültürel faaliyetlerin yalnızca büyük şehirlerde yoğunlaşmaması, Cezayir'in iç bölgelerinde de ilmî, sanatsal, ekonomik ve turistik bir hareketlilik oluşturması bakımından ayrıca anlamlıdır.

COVID-19 döneminde bir süre kesintiye uğrayan festival, son yıllarda yeniden güçlü bir ivme kazanmıştır. 2024'te "Semâ-ı sûfî: direnişin nağmesi ve devrimin ezgileri” temasıyla düzenlenen program, Cezayir'in istiklâl hafızasıyla tasavvufî mûsikî arasında anlamlı bir bağ kurmuştu. Bendeniz de 2024'ten buyana nasip oldukça bu programa iştirak etme bahtiyarlığına eriştim.

Programın ilmî boyutunda tarafıma "Tekke ve Zaviyelerin Millî Mücadelede Rolü” başlıklı bir bildiri sunma imkânı tanındı. Anadolu'nun işgal yıllarında tekke ve zaviyelerin yalnızca zikir ve sohbet mekânı olarak değil; aynı zamanda moral, organizasyon ve dayanışma merkezleri olarak nasıl bir fonksiyon üstlendiklerini Laghouat'ta Cezayirli dostlarımızla paylaşmak benim için ayrı bir onurdu. Zira onların istiklâl hikâyesiyle bizim Millî Mücadele tarihimiz, ruh itibarıyla birbirine hiç de uzak değildir. Bosna'dan saygıdeğer dostumuz Dr. Senaid Zajimović (Gazi Husrev-beg vakfı Mütevelli Vekili) de Benzer bir bildiri sundu.

Festivalin kültürel ayağında ise göz kamaştıran bir başka güzellik vardı: Sami Naddah'ın hat sergisi ve Konya Mevlânâ Müzesi'nden seçilen levhaların tanıtımı. Bu sergide Mevlânâ diyarının estetik mirası Cezayirli sanatseverlerin huzuruna taşındı. Levhalardaki her bir harf, her bir kıvrım, Konya'dan Laghouat'a uzanan görünmez bir gönül köprüsü gibiydi. İnsan bu eserlerin önünde dururken, "Bu çizgi, bu sabır, bu zarafet hangi iklimin mahsulüdür?” diye düşünmeden edemiyor.

Sergilenen hatlar Konya'mızın bir hatırası olarak İslam Merkezi'ne hediye edildi.

Önceki yıllarda da Festivalin kültürel zenginliğini artıran en müstesna faaliyetlerden biri de Konya'dan taşınan sanat ve irfan mirasını yansıtan sergilerdi. Hazreti Mevlânâ'nın eserlerinin en kadim nüshalarına dair hazırlanan sergi, Mevlânâ istifli hat levhaları sergisi ve Necmettin Erbakan Üniversitesi'ndeki kıymetli hocalarımız ile sanatkâr arkadaşlarımızın hat tezhip ve ebru çalışmalarından oluşan karma sergiler, Laghouatlı sanatseverlerin büyük ilgisine mazhar oldu. Bu eserler yalnızca sergilenmekle kalmadı; programın sonunda tamamı merkeze hediye edilerek Konya'dan Laghouat'a uzanan gönül köprüsünün kalıcı bir hatırasına dönüştü. Böylece her bir levha, her bir hat, her bir ebru çalışması, genelde iki ülke özelde ise iki şehir arasındaki muhabbetin ve kültürel kardeşliğin sessiz ama derin bir nişanesi olarak orada yerini aldı.

Dışarıdan bakıldığında "bir festival” gibi görünen bu organizasyonun ardında büyük bir emek, sabır ve ahlâk var. Gece gündüz çalışan; sahnede, salonda, kuliste, atölyede ve sergide ter döken nice isimsiz kahraman bulunuyor. Onların emekleri kelimelerle tam karşılık bulmasa da gönüllerde çok açık bir karşılık buluyor.

Bütün bu çabanın merkezinde Laghouat'taki İslam Merkezi'nin mütevazı fakat bir o kadar da dirayetli müdürü Sayın Ahmed Bensaghir yer alıyor. İlmî oturumlardan kültürel etkinliklere, sergilerden misafirlerin ağırlanmasına kadar pek çok işin arkasında onun emeği, dikkati ve nezaketi hissediliyordu. Kendisine, hem müdürlük unvanına yakışan vakarı hem de içten misafirperverliği sebebiyle özellikle teşekkür etmeyi bir vefa borcu görüyorum. Ahmed Bensaghir ve ekibi, Laghouat ile Konya'yı aynı manevî çizgide buluşturan görünmez köprüler kurdular.

Elbette Konya cephesini de unutmamak gerekir. Konya Büyükşehir Belediyesi Türk Tasavvuf Mûsikîsi ve Semâ Topluluğu, Laghouat'ta gerçekleştirdiği icralarla bu gönül köprüsünün en güçlü sütunlarından biri oldu. Başta Semâ Mukabelesi olmak üzere tasavvuf mûsikîsinin farklı türlerini aslına sadık kalarak icra eden topluluk, Türk mûsikîsinin seçkin formlarını da içine alan programıyla sanatseverlere geniş bir ufuk sundu.

2 Mayıs 2024'te kurulan bu topluluk, kısa sürede dikkate değer bir faaliyet çizgisi ortaya koydu. 2024 yılında 3'ü il dışı olmak üzere toplam 28 program; 2025 yılında 8'i yurt dışı, 7'si il dışı olmak üzere toplam 50 program; 2026 yılı Mayıs sonu itibarıyla ise 2'si yurt dışı, 4'ü il dışı olmak üzere 9 program gerçekleştirdi. Singapur'dan Japonya'ya, Tunus'tan İtalya'ya, İngiltere'den Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne, Fransa'dan Avusturya'ya ve nihayet Cezayir'e uzanan geniş bir coğrafyada Konya'nın sesi ve semâsı yankılanıyor. Bu tablo yalnızca bir faaliyet çizelgesi değil; Konya'nın manevî diplomasisinin sessiz ama derin adımlarının somut bir göstergesidir.

Laghouat'taki festival, bütün bu aktörlerle birlikte anlam kazandı: İslam Merkezi Müdürü ve Festival komiseri Ahmed Bensaghir'in kuşatıcı gayreti, yerel gönüllülerin alın teri, misafirperverliği, Konya Büyükşehir Belediyesi Türk Tasavvuf Mûsikîsi ve Semâ Topluluğu'nun zarif icrası, Sami Naddah'ın hatları ve Mevlânâ Müzesi levhalarının estetiği aynı manevî iklimde buluştu.

Bu vesileyle Konya Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı Dr. Ahmet Çalışır'a, Laghouat İslam Merkezi Müdürü ve festival komiseri Dr. Ahmed Bensaghir'e , Konya Büyükşehir Belediyesi Türk Tasavvuf Mûsikîsi ve Semâ Topluluğu'nun kıymetli mensuplarına gönülden  teşekkürlerimi sunuyorum. Allah çabalarını bereketlendirsin, kalplerini birbirine daha da sıkı bağlasın, gayretlerini manevî hizmet yolunda daim kılsın.

Biz Konya'da belki sadece satırları okuyoruz; fakat Laghouat'ta, Cezayir'in ve Mağrib'in ufkunda, bu satırların arkasında çok daha derin bir hakikat yazılıyor: Aynı göğün altında, aynı Rabbe inanan kalpler, semânın ritminde ve ilahîlerin ahenginde kardeşliğini yeniden hatırlıyor.


Yazarın Diğer Yazıları