DOLAR
46,998 TL
EURO
53,549 TL
STERLİN
63,010 TL
GRAM
6.109 TL
ÇEYREK
10.076 TL
YARIM
20.060 TL
CUMHURİYET
40.016 TL
Gurbet Miran
Gurbet Miran
gurbetmiran@yenikonya.com.tr
13 Temmuz 2026 Pazartesi günü yayınlandı
DİĞER YAZARLARIMIZ

KIRMIZIYDI AŞKIN RENGİ

 

Oysa milyonlarca insana sorsalar aşkın rengi nedir diye, kimi beyaz der, kimileri kara...

Ama Konya'nın "Kırmızılı Kadını", aşkın rengini kırmızıya boyadı; adını da Konya'nın hafızasına bu renkle mühürledi.

Asıl adı Sultan Özcan'dı. Aksaray'ın Ortaköy ilçesine bağlı Cumali Köyü'nde dünyaya geldi. Henüz 15 yaşındayken çocukluk aşkı olan öğretmeniyle evlendi. Büyük umutlarla kurduğu yuvası, eşinin tayinleri nedeniyle Hakkâri'ye, ardından Giresun'a taşındı.

Başlarda masal gibiydi belki...

Ama zaman, aşkın sadece gülen yüzünü değil, acı tarafını da gösterdi. Çocuk sahibi olma özlemi, yaşanan sıkıntılar ve anlatılanlara göre evliliğinde yaşadığı zorluklar, onu istemediği bir ayrılığa sürükledi.

İşte o gün, yüreğinde yanan ateş hiç sönmedi.

Annesinin yanına döndü. Ardından onu da kaybetti. Sonra Konya'da ağabeyinin yanında yaşamaya başladı. Hayatın yükü omuzlarına çökerken psikolojik rahatsızlıklarla da mücadele etti. Yaşadığı derin sarsıntılar zamanla onu bambaşka bir dünyaya götürdü.

Belki de tam o günlerde kırmızı, sadece bir renk olmaktan çıktı.

Hakkâri'de başlayan kırmızı tutkusu, ömrünün geri kalanında onun kimliği oldu. Kıyafetleri kırmızıydı, ayakkabıları kırmızıydı, çantası kırmızıydı... Evindeki eşyalar bile kırmızıydı. Dudaklarını ve yanaklarını kırmızıya boyuyor, sanki yüreğinde hiç sönmeyen yangını bedenine de taşıyordu.

Konya sokaklarında yıllarca bu hâliyle dolaştı.

Artık kimse onu Sultan Özcan diye çağırmıyordu.

Herkes onu Kırmızılı Kadın diye tanıyordu.

Eskiden günümüze kadar anlatılan büyük aşklar vardı; Leyla ile Mecnun, Ferhat ile Şirin, Kerem ile Aslı, Mem ile Zîn...

Ama Kırmızılı Kadın'ın aşkı biraz daha başkaydı.

Çünkü o, aşkını tek başına yaşadı.

Sevdasının yükünü yıllarca tek başına taşıdı. Başka hiçbir rengi kabul etmedi. Kırmızı onun için bir elbise değil; özlemin, hasretin ve hiç sönmeyen sevdanın rengi oldu.

Öyle çok değil...

Güzel sevmişti.

İçindeki sessiz çığlığın fısıltısı ise yıllarca aynı cümlede saklı kaldı:

"Çocuğumuz olsaydı, boşamazdı..."

Belki de "Beni sevseydi bırakmazdı." demeye dili varmadı.

Acısını içine gömdü, kaderini kabullendi; ama sevgisini hiç bırakmadı.

Konya'nın unutulmaz simgelerinden biri olarak adını kırmızıyla hafızalara kazıyıp gitti.

Benim de kendisiyle sohbet edip fotoğraf çektirme şansım olmuştu. Bugün dönüp baktığımda o kare, sadece bir fotoğraf değil; Konya'nın en hüzünlü hikâyelerinden birine dokunmuş olmanın hatırası olarak kalacak.

Ne çok değil...

Ne güzel sevdin be Kırmızılı Kadın...

Bu dünyada sevdiğine kavuşamadın.

Rabbim, seni rahmetiyle kuşatsın; yüreğinde yıllarca taşıdığın hasreti cennetinde dindirsin.

Allah rahmet eylesin.

Aşk... Sen nasıl bir şeysin ki, yaktığın yer  kor oluyor da kül olmuyor...

BUGÜN HER YER KIRMIZI

Bugün kırmızı akıyor gözyaşlarım.

Yürüdüğüm sokaklar

baktığım duvarlar kırmızıydı bugün.

Sayfalar kırmızı..

sözler kırmızı...

Konya bugün kırmızıydı.

Yürekler Sultan kırmızısı

yanaklar Sultan kırmızısı

dudaklar acının en koyu kırmızısıydı.

Aşkını, tutkusunu

içine işleyen hüznünü,

bedenine nakşetmişti.

Her gün biraz daha yandı

Her gün biraz daha özledi

ama bir gün olsun vazgeçmedi.

Çok değil

Özünde güzel sevdi.

Bugün Konya kırmızıyı kaybetti.

Bugün Konya kırmızı ağlıyor.

Sultan giderken

yüreğindeki koru

Konya'nın yüreğine  bıraktı

Ve bugün...

Her yer kırmızı.


Yazarın Diğer Yazıları