DOLAR
46,215 TL
EURO
53,317 TL
STERLİN
62,011 TL
GRAM
6.247 TL
ÇEYREK
10.292 TL
YARIM
20.335 TL
CUMHURİYET
40.482 TL
Gurbet Miran
Gurbet Miran
gurbetmiran@yenikonya.com.tr
10 Haziran 2026 Çarşamba günü yayınlandı
DİĞER YAZARLARIMIZ

SORMAZLAR MI???

 

Malumunuz, gazeteci ve televizyoncu Reha Muhtar 66 yaşında hayatını kaybetti. Bir insan bu dünyadan göçüp gittiğinde geriye malı, mülkü ya da şöhreti değil; fikirleri, davranışları ve insanlar üzerinde bıraktığı izler kalıyor.

Vefatının ardından kızı Mina'nın yaptığı paylaşım da kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Bu paylaşım üzerinden yeniden şu soruyu sormadan edemiyorum:

Toplum olarak bazı konularda çifte standart uygulamıyor muyuz?

Bir yandan 16 yaşındaki bir gencin dinini öğrenmesini, namaz kılmasını ya da manevi değerlerle tanışmasını "çocuk daha" diyerek eleştirirken; diğer yandan çok daha küçük yaşlarda çocukların zararlı alışkanlıklarla tanışmasını normal karşılayabiliyoruz. İşte üzerinde düşünmemiz gereken nokta tam da burası.

Amacım vefat eden bir insanın ardından konuşmak değil. Asıl mesele, yaşayanların yaşananlardan ders çıkarabilmesi. Çünkü bugün çocuklarımızı yetiştirirken karşı karşıya kaldığımız sorunlar her geçen gün daha da büyüyor.

Yıllardır "Okullar ikinci evimiz, öğretmenler ikinci ailemiz" deniliyor. Elbette eğitim vazgeçilmezdir. Ancak eğitim yalnızca matematikten, Türkçeden ya da fen bilimlerinden ibaret değildir. Bir toplumun ayakta kalabilmesi için ahlak, değerler ve manevi eğitim de en az akademik başarı kadar önemlidir.

Çocuklarımız matematik öğrensin, bilim öğrensin, yabancı dil öğrensin; buna kimsenin itirazı olamaz. Ama bunun yanında dinini, kültürünü, edebini ve insan olmanın inceliklerini de öğrenmesinde ne sakınca var?

Bugün toplumda yaşanan birçok problemin temelinde bilgi eksikliğinden çok değer eksikliği yatıyor olabilir. Belki de biraz durup bunu düşünmemiz gerekiyor.

Bir doktorun işini en iyi şekilde yapabilmesi için eğitim alması gerekir. Bir çiftçinin toprağı işlemesi için bilgi ve tecrübeye ihtiyacı vardır. Aynı şekilde manevi hayatın da öğrenilmesi gereken bir yönü vardır. İnsanlar inançları nedeniyle değil, yaptıkları işlerdeki liyakatleriyle değerlendirilmelidir.

Dünyanın farklı ülkelerine baktığımızda din ve eğitimin birbirini dışlayan değil, çoğu zaman birbirini tamamlayan alanlar olarak görüldüğünü de görebiliriz. Bizde ise konu çoğu zaman gereksiz kutuplaşmaların içine çekiliyor.

Oysa dinimizde zorlama yoktur. Ancak bildiğimiz doğruları paylaşmak, iyiyi ve güzeli tavsiye etmek de bir sorumluluktur.

Bir insan vefat ettiğinde geriye bıraktığı miras yalnızca eserleri değil, insanlar üzerinde bıraktığı etkidir. Hepimiz için asıl soru belki de şudur:

Günün birinde bu dünyadan ayrıldığımızda, ardımızdan hangi hatıralar konuşulacak?


Yazarın Diğer Yazıları