AFRO-AVRASYA’NIN KUTUP YILDIZI TÜRKİYE
Sağlık Mühendisliğinde Millî Çözümler
ACI DEĞİL Mİ???
KURUYANLAR-YEŞERENLER
SELÇUKYA AKLINI TERLETMEYE DEVAM EDİYOR!
Şehir Diplomasisinde Tarihi Konya Zaferi
KIYAMETE KADAR TÜRKLERE VERİLEN GÖREV “KÂBE MUHAFIZLIĞI”
Cevher mi, Cüruf mu, Köpük müyüz?
BU ONUR KONYA’NIN, BU BAŞARI UĞUR İBRAHİM ALTAY’IN
Mezuniyet Törenleri ve İkiyüzlülüğümüz
TOPRAĞINI KAYBEDEN GELECEĞİNİ KAYBEDER
AŞÛRE GÜNÜ VE KANAYAN YARAMIZ KERBELA
Selçuklu Konferansları ve Ölümsüzleşen Mirası
Necmeddin Kübra Uluslararası Sempozyumu ve Ebu Reyhan Biruni Ürgenç Devlet Üniversitesi
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
AKŞAM OLMAKTA
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
Herkes kendine bir dünya kurmuş ve o dünyanın hükümdarı olmuş. O dünyaya giren de çıkıyor, kalan da gidiyor. Çünkü herkes kendi sınırlarını çizmiş, kendi gerçekliğini oluşturmuş. Kimse kimsenin dünyasında uzun süre misafir olmuyor.
Acı değil mi?
Az önce sanal medyada karşıma çıkan bir video yine içimi burktu. Bir sporcunun İsrail tarafından esir alınmadan önceki görüntüleri ile sonrasındaki görüntülerini izledim. Aradaki fark sadece fiziksel değildi; insanlığın nasıl yara alabildiğinin de bir göstergesiydi. O an kendi kendime sordum:
"Ben gerçekten insan mıyım?"
Çünkü bir süre üzülüyor, öfkeleniyor, kahroluyoruz. Sonra hayatımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Oysa bir yerlerde insanlar yaşam mücadelesi veriyor, çocuklar korkuyla büyüyor, anneler evlatlarını toprağa veriyor.
Neden bize dokunmayan yılan bin yıl yaşasın anlayışı hâlâ hayatımızda yer buluyor? Neden ancak acı kapımızı çaldığında başkalarının yaşadıklarını hatırlıyoruz? Neden bir olamıyoruz?
Belki de asıl soru şu:
Bizi nasıl bu kadar duyarsızlaştırabildiler?
Bugün hepimiz güçlü durduğumuzu düşünüyoruz. Dik durduğumuzu, tepkimizi gösterdiğimizi söylüyoruz. Oysa çoğu zaman iç dünyamızda diz çökmüş durumdayız. Üzülüyoruz ama harekete geçemiyoruz. Tepki veriyoruz ama sürdüremiyoruz.
Bunun en basit örneklerinden biri boykot meselesi. Eğer elimizden gelen tek şey tüketim tercihlerimizle bir tavır ortaya koymaksa, bunu bile neden istikrarlı şekilde yapamıyoruz? Neden birkaç gün sonra unutuyor, alışkanlıklarımızın esiri oluyoruz?
Bazen aynaya baktığımızda kendimizi göremeyecek kadar körleştiğimizi düşünüyorum. O kadar çok görüntüye, habere ve acıya maruz kalıyoruz ki zamanla hissizleşiyoruz. Oysa bir insanın en büyük kaybı vicdanını kaybetmesidir.
Belki bir gün bizim de yüreğimiz yangın yerine döner. Belki bir gün çaresizliğin ne olduğunu iliklerimize kadar hissederiz. İşte o gün Filistin'i hatırlayalım. Enkazların altında kalan çocukları, evlatlarını kaybeden anneleri, dünyanın gözü önünde yaşanan acıları hatırlayalım.
Çünkü başkalarının acısına sırtını dönen insanlık, gün gelir kendi acısına da çare bulamaz.
Ve eğer hâlâ aklımız, vicdanımız ve insanlığımız kaldıysa; bugün hatırlamamız gereken şey tam da budur.
“İYİ Kİ VARSINIZ“
SAYGI DUYMAK BU KADAR MI ZOR ?
SORMAZLAR MI???
KONYA’DA MUSA EROĞLU RÜZGÂRI ESTİ
SİYASET DE BİR MAÇTIR AMA CENTİLMENLİKLE OYNANMALI
KOCA ÇINARIN 77 YILI
ÇOCUK KAVGASI DEĞİL TOPLUMSAL ÇÖKÜŞ
BİR GÜNE SIĞAR MI?
KADIN, ERKEK VE KAYBOLAN DENGE
HAH BU EKSİKTİ