YAZMA ESERLERİN İZİNDE: KONYA’DAN DÜNYAYA UZANAN BİR HAFIZA KÖPRÜSÜ
Hürmüz krizi doları vuruyor.
TÜRKİYE, SİYONİST HEGEMON EMPERYALİZME BARİYER
EN İYİ ARKADAŞIM
ACI BAŞLANGIÇ, HAYIRLI SONUÇ!
KONYA’DA MUSA EROĞLU RÜZGÂRI ESTİ
Beni Seviyorsanız Resulümün (s.a.v.) Ahlakını Kuşanın! (3/31)
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
FATİH’İN İDEALLERİ FETİH RUHU VE İSTANBUL’UN FETHİ BİZE NE ANLATIYOR?
Yanmaz, yapışmaz muhalefet
YARGININ MUTLAK BUTLAN KARARI İLE CHP’NİN 80 YILLIK SÜREDE Batı’nın ÜZERİNE GİYDİRDİĞİ VESAYET ZIRHI ve ZİHNİYETİ PARÇALANIYOR
BASINIMIZIN MEDARI İFTİHARI ULU ÇINAR
Yeni Konya bu şehrin kendisidir.
2026 - Özbekistan’da Mahalleyi Geliştirme ve Toplumsal Yükseliş Yılı
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
28 Şubat’ın Sivil Kahramanına Veda
TÜRKİYE – NATO ARASINDA SON VE BÜYÜK FİNAL
SAHİBİNİ ARAYAN MADALYA
AKŞAM OLMAKTA
ÇOCUK VE HAYAT - Çocuklar neden içine kapanır?
Sarı Lacivert Kemer
Konya’ya Bahar Geldi
İnsana İyi Gelen Melodiler
5816 KALDIRILMALI MI?
Mevlana'nın Şehrinden Uzak Diyarlara Bir "Nefes" Yolculuğu
Konya, sadece Selçuklu'nun başkenti değil, aynı zamanda hikmetin ve kalemin de merkezidir. Hazreti Mevlana'nın "Hamdım, piştim, yandım" dediği bu topraklarda, kütüphanecilik sıradan bir mesai değil, bir medeniyet nöbetidir. Bizler Konya Yazma Eserler Bölge Müdürlüğü'nde, ecdadın nefesini taşıyan o nadide varakların bekçiliğini yaparken, kalbimiz hep İslam coğrafyasının mahzun köşelerinde çarpar.
2013 Haziran'ında devletimizin şefkat eli TİKA ile yola çıktığımızda, Yemen'in kadim toprağında sadece el yazması eserleri değil, bir milletin unutturulmaya çalışılan hafızasını arıyorduk. Sanaa'nın tozlu raflarında, çelik kasalar ardına hapsedilmiş bin yıllık mushafları görünce, Konya'daki kütüphanemizin huzurunu hatırladım. Orada, savaşın gölgesinde, sahipsiz kalmış bir medeniyet mirasının çaresizliğini müşahade etmek, bizim için sadece bir gözlem değil, aynı zamanda o emaneti koruma altına alma sorumluluğuydu.
Yemen Mushafları ve Hakikatin Savunması
Yemen'de bulduğumuz ve 1972'de patates çuvalları arasından tesadüfen gün yüzüne çıkan o meşhur fragmanlar, aslında modern dünyanın İslam'a karşı yürüttüğü ilmi bir taarruzun da merkezindeydi. Batılı şarkiyatçıların, "Kur'an-ı Kerim zamanla değişti" tezlerini çürütmek adına bu eserlerin ne denli hayati olduğunu, o parşömenlerin üzerinde parmak gezdirirken anladık.
Konya'nın ilim meclislerine şahitlik etmiş birisi olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Eğer o eserlere biz sahip çıkmazsak, onları tahrif etmeye çalışanların eline terk etmiş oluruz. Yemen'de yürüttüğümüz çalışma, sadece bir konservasyon değil, kadim hakikatin korunması davasıdır. Biz, Sanaa'da sadece eski parşömen ve kâğıtları değil, aslında İslâm'ın değişmez ve sarsılmaz temelini muhafaza ediyorduk.
Bakü'den Balkanlar'a: Bir Hafızanın Yeniden İnşası
Yolculuğumuz 2006'da Bakü'nün soğuk ama tarih kokan atmosferinde devam etti. Muhammed Fuzuli Elyazmaları Enstitüsü'ndeki 4.200 cildi Osmanlı Türkçesiyle yazılmış binlerce eser, bizim için birer "kayıp yakın" gibiydi. Orada, ecdadın dilinden dökülen kelimelerin, yabancı harflerin arasında nasıl da boynu bükük kaldığını gördük.
Arnavutluk'taki mahkeme sicillerine geçtiğimizde ise durum daha da vahimdi. Yüzyıllarca bu toprakları adaletle yönetmiş Osmanlı'nın izleri, nemin ve ihmalin altında silinip gidiyordu. Bir tapu tahrir defterini açtığınızda, o bölgenin iktisadi tarihinden sosyal dokusuna kadar her şeyi görebiliyorsunuz. Bizim o defterleri dijitalleştirmemiz, sadece onları korumak değil, Balkanlar ile Anadolu arasındaki kopmaz bağı, dijital bir ağ ile yeniden örmekti.
Çölün Ortasında Bir Medeniyet Seferberliği: Cezayir
Cezayir, Lağvat... Çölün ortasında, kum fırtınalarının arasında saklanan bir kütüphane düşünün. Dr. Ahmet Sağir'in özel kütüphanesinde, su baskınından dolayı birbirine yapışmış, çürümeye yüz tutmuş sayfaların arasında Abdülhamid Han'a yazılan mektupları bulduğumda, sanki o asırda yaşıyordum.
Orada sadece restorasyon yapmıyorduk; orada, asit ve selüloz hidroliziyle fersudeleşmiş bir medeniyeti yeniden hayata döndürüyorduk. Her bir eser, Konya'mıza dönmek için bizden bir "dua" bekler gibiydi. Dijitalleştirme süreçlerinde gösterdiğimiz titizlik, aslında o esere olan vefamızın bir gereğiydi. Çünkü biz biliyoruz ki, hafızasını kaybeden milletler, geleceği inşa edemezler.
Emaneti Yarınlara Taşımak
Son yıllarda Afganistan'dan Özbekistan'a kadar uzanan bu uzun ve meşakkatli yolculukta edindiğim en önemli ders şudur: Bizler, geçmiş ile gelecek arasında duran sessiz, mütevazı ama sarsılmaz köprüleriz. Kabil'de fotokopi makinesinin altında kararan sayfaları görünce, teknolojinin doğru kullanılmadığında bir medeniyeti nasıl yok edebileceğine şahit olduk.
Konya'ya döndüğümde, Mevlana Müzesi'nin gölgesinde bir çay içerken, hep o uzak diyarlardaki mahzun rafları düşünüyorum. Aziz okurlarım; bu yazıları, sadece seyahatlerimi anlatmak için değil, bu büyük "emanet"in ağırlığını sizlerle paylaşmak için kaleme aldım. Duam odur ki, bu sınır ötesi operasyonlarda emeği geçen TİKA'dan akademisyenlerimize kadar herkesin gayreti, tarihin tozlu raflarında bir iz olarak kalsın. Emaneti yarınlara lekesiz ve eksiksiz devretmek, boynumuzun borcudur.
Hadiselerin ve Zamanın Ötesinde Bir İlim Ocağı: Hâdimî Kütüphanesi ve Yazma Eserlerin İzinde
Bir Şehrin Hatıra Defteri: Şehr-i Han
Kadınhanı’nın Manevi Mimarlarından: Karabağlı Mehmet Emin Hoca
Cezayir Laghouat’ta Sûfî Semâ ve Konya’nın Sessiz Diplomasisi
İnsanlığın Yükü: Hafızanın, Emanetin ve İadenin Sergisi
Aydın’daki Diğer Hazine: Bedri Noyan Dedebaba Koleksiyonu
Cahit Öztelli Koleksiyonu Araştırıcılarını Bekliyor -1-
Bir Dergi Kapağından Türbelerin Hafızasına
Yazma Eserlerin İzinde: 20 Mayıs 2012’de, Alâeddin Keykubat’ın hz. Mevlâna ve Ailesini Konya’ya Davet Mektubu Bulundu
Bir Dergi Kapağından Türbelerin Hafızasına