DOLAR
46,474 TL
EURO
53,179 TL
STERLİN
61,648 TL
GRAM
6.345 TL
ÇEYREK
10.474 TL
YARIM
20.935 TL
CUMHURİYET
41.565 TL
Ali Ayvat
Ali Ayvat
ali.ayvat@yenikonya.com.tr
22 Haziran 2026 Pazartesi günü yayınlandı

Reel sektör faiz tehdidi altında

Enflasyonu düşürmek amacıyla uygulanan sıkı para politikaları, mali disiplin açısından belirli alanlarda olumlu sonuçlar vermiştir. Ancak bu sürecin reel sektör üzerinde ciddi maliyetler oluşturduğu da inkâr edilemez bir gerçektir. Özellikle üretim yapan işletmeler için yüksek faiz, yalnızca pahalı kredi anlamına gelmiyor; aynı zamanda yatırımların ertelenmesi, üretimin yavaşlaması ve büyümenin frenlenmesi anlamına da gelmektedir.

Yüksek faizler nedeniyle kredi maliyetlerinin artması şirketlerin kârlılığını azaltırken, iflas ve konkordato başvurularındaki artışları da hızlandırmıştır. Maalesef bu sorun yalnızca iç piyasayla da sınırlı değildir. Küresel pazarlardaki durgunluk, düşük maliyetle üretim yapan ülkelerin artan rekabet gücü ve ihracat pazarlarındaki daralma, yüksek faizlerin oluşturduğu finansman yükünü daha görünür hâle getirmiştir.

Üretim maliyetlerinin yükselmesi, Türk firmalarının uluslararası rekabette elini zayıflatmaktadır. İhracatı desteklemek amacıyla verilen teşvikler önemli olsa da işletmeler açısından temel sorunlardan biri hâlâ yüksek finansman maliyetleri olmaya devam etmektedir. Ülkemiz; jeopolitik konumu, genç ve dinamik iş gücü, gelişmiş sanayi altyapısı ve üretim kapasitesiyle çok önemli avantajlara sahiptir. Fakat bu avantajların ekonomik değere dönüşebilmesi üreticinin uygun maliyetli finansmana erişebilmesine bağlıdır. Kredi koşulları ağırlaştığında, sahip olunan potansiyel de tam anlamıyla kullanılamıyor.

Bu sebepten mütevellit yüksek faiz; üretim, yatırım, ihracat ve istihdam üzerinde maliyet baskısı oluşturarak reel sektörü tehdit ediyor. Dahası verimlilik artışı, ileri teknolojiye dayalı üretim ve küresel pazarlarda rekabet koşullarını da giderek zorlaştırmaktadır. Elbette enflasyonla mücadele önemlidir. Ancak faiz politikalarının tek başına kalıcı çözüm üretemeyeceği de artık daha net olarak görülmektedir. Fiyat istikrarının sürdürülebilir şekilde sağlanabilmesi için üretimi artıran, verimliliği yükselten ve yapısal dönüşümü destekleyen politikaların daha fazla öncelenmsi gerekir.

Toparlayacak olursak üreten, yatırım yapan ve ihracatla büyüyen bir ekonominin uzun süre yüksek finansman maliyetleri altında güçlü kalabilmesi kolay değildir. Kısa vadede enflasyonu düşürmeye yönelik sıkı para politikaları belirli sonuçlar verebilir. Ancak kalıcı büyüme ve toplumsal refahın yolu; üretimin, yatırımın ve ihracatın desteklendiği, sürdürülebilir ve uygun maliyetli finansman kaynaklarının oluşturulduğu bir ekonomik iklimden geçmektedir.

Yazarın Diğer Yazıları