Seküler Ahmaklığın NEET İhaneti
Yaş Almak mı, Derinleşmek mi?
ÇOCUKLAR İLAHİLER EŞLİĞİNDE ALLAH DİYOR NAMAZA KOŞUYOR, BAZILARI NEDEN RAHATSIZ OLUYOR?
İFTAR VAKTİ
Emir Timur ve Mirası
Ramazan Günlerinde Kitap, Şehir ve Hatıralar
İSRAİL’İN NİL’DEN FIRAT’A HAYALİ
POSTMODERN 28 ŞUBAT DARBESİNİ UNUTMAYACAĞIZ VE UNUTTURMAYACAĞIZ!
İNSANLIĞA DÜŞMAN ŞETAN VE ONUN ASKERLERİ
Dolarizasyonun Enflasyon Üzerindeki Etkisi Zayıflıyor
BESLENME ÇANTASI
50 YILLIK YAZARLIK HAYATIM VE ŞİİR ÇALIŞMALARIM
Hz. Yusuf Kıssası ve Epstein Cemaati
Konyaspo’dan Görkemli Galibiyet
“Benim Kim Olduğumu Biliyor Musun?”
Dünya devini farklı yenen lideri devirdik
Konya Büyükşehir Belediyesi uzaya taşınıyor.
Siyasette Seviye İçin Muhalefete Kulak Verelim
ANNECİĞİM
Plaka basım atölyesinde yeni dönem
HEPİMİZ ÇARKIN İÇİNDEYİZ
Sosyal Medya: Abartı, Algı ve Sessiz Soygun
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
BATILILARIN KİRLETİLMİŞ MENDİLLERİ: TERÖR ÖRGÜTLERİ
KAYGI
Ayaz Ata ve Nardugan
EĞİTİMDE BİR MİLAT BAŞLAMALI MI?
11. YARGI PAKETİNE LGBT’DE EKLENMELİ
28 Şubat denildiğinde zihinlerde ilk beliren görüntü Sincan'da yürüyen tanklardır. O tanklar semboldü. Asıl operasyon ise sınıflarda yapıldı. Tebeşirin, müfredatın, yönetmeliğin ve katsayının silah olarak kullanıldığı bir dönem yaşandı. Sokak kısa sürdü; eğitimdeki tahribat ise nesillere yayıldı.
İslam karşıtı seküler kesimin "İrtica ile mücadele” söylemiyle başlattığı süreç, eğitimi pedagojik bir alan olmaktan çıkarıp güvenlik dosyasına dönüştürdü. Okul, bilgi üreten ve insan yetiştiren bir kurum olmaktan çok, toplumu hizaya sokma aracına dönüştürüldü. Hedefte İmam Hatip Liseleri vardı; fakat uygulanan yöntem, Türkiye'nin bütün mesleki eğitim damarını kesti.
8 yıllık kesintisiz eğitim kararı yalnızca bir idari düzenleme değildi. Usta-çırak sürekliliğini koparan bir müdahaleydi. El becerisinin en hızlı geliştiği 11–12 yaş aralığında atölyeye girmesi gereken çocuklar, 15 yaşına kadar sistem içinde tutuldu. 15 yaşındaki bir genci sıfırdan çıraklığa başlatmanın ne kadar zor olduğunu sahadaki her usta bilir. Bu zincir kırıldı. Atölyeler çıraksız, sanayi ara kademe elemansız kaldı.
Ardından 1999'da katsayı duvarı örüldü. Meslek lisesi öğrencisine açıkça şu mesaj verildi: "Alanında kal, başka hayal kurma.” Sınavda derece yapan bir meslek lisesi öğrencisi, daha düşük performans gösteren bir genel lise mezununun gerisine düşürüldü. Başarı değil okul türü ödüllendirilerek ülkenin geleceğine ikinci bir tuzak kuruldu. Bu seküler ihanet yalnızca bireyleri etkilemedi; aile davranışlarını değiştirdi. "Yarın önü kapanmasın” endişesiyle meslek liselerinden kaçış başladı. Türkiye'nin üretim omurgası olacak teknik kadrolar daha doğmadan yok edildi. Bugün sanayicinin "eleman bulamıyorum” çığlığı, o gün atılan imzaların gecikmiş yankısıdır.
Süreç bununla da sınırlı kalmadı. Üniversite kapılarında kurulan ve kamuoyunda "ikna odaları” olarak anılan uygulamalar, eğitim tarihimizin en ağır travmalarından biri oldu. Genç kızlara açıkça "Ya inancından vazgeç ya da eğitim hakkından” denildi. Bu, bir yönetmelik tartışması değildi; temel hak ve onur meselesiydi. Eğitim kapı açmak için vardır; o dönemde kapı kapatma aracına dönüştürüldü.
Öğretmenler de bu baskıdan nasibini aldı. Binlerce eğitimci ya istifa etmek zorunda bırakıldı ya da görevden uzaklaştırıldı. Fişlemeler, soruşturmalar, kariyerlerin sonlandırılması… Okullara korku yerleşti. Sınıfa giren öğretmen yalnızca ders anlatmıyor, aynı zamanda diken üstünde duruyordu. Tecrübe sistem dışına itildi, yerini güvensizlik aldı.
Bugün dönüp baktığımızda tablo nettir: Nitelikli insan kaynağı açığı, üretim zincirindeki kopuş, mesleki eğitimin prestij kaybı… Bunlar tesadüf değildir. Eğitimle oynadığınızda yalnızca müfredatı değiştirmezsiniz; bir ülkenin geleceğini zedelersiniz.
Tanklar kışlaya döndü. Yasaklar Ak Parti iktidarıyla birlikte kalktı. Fakat kırılan özgüven, söndürülen heves ve sistem dışına itilen beyinler geri dönmedi. Bir neslin yönü şaşırdı. Bunun faturası hâlâ ödeniyor.
28 Şubat'ı yalnızca siyasi bir müdahale olarak görmek büyük yanılgıdır. O süreç, eğitim üzerinden geleceğe yapılan sert bir müdahaleydi. Ve bu müdahalenin izleri hâlâ sınıflarda, fabrikalarda ve işsiz gençlerin gözlerinde okunuyor.
Seküler Ahmaklığın NEET İhaneti
Suriye çadır kent sorunu
Ankara’nın Konya Gibi Bir Modele İhtiyacı Var
ÖFKE, TUZAKLAR VE CUMA GÜNLERİNİN HÜZNÜ
Musluktan Akan Yalanlar, Akmayan Sular
İspanya Avrupa’nın Yeni Lideri mi Oluyor?
Ümmetin Yetimliği, İçimizdeki Düşmanlar ve Büyük Oyun
Linç Edilen Hekim ve Sessiz Çoğunluğun Feryadı
Bilimin Kalbi Konya
Konya’nın Hayat Kurtaran Yolları