Ramazan Günlerinde Kitap, Şehir ve Hatıralar
İSRAİL’İN NİL’DEN FIRAT’A HAYALİ
POSTMODERN 28 ŞUBAT DARBESİNİ UNUTMAYACAĞIZ VE UNUTTURMAYACAĞIZ!
İNSANLIĞA DÜŞMAN ŞETAN VE ONUN ASKERLERİ
Dolarizasyonun Enflasyon Üzerindeki Etkisi Zayıflıyor
BESLENME ÇANTASI
50 YILLIK YAZARLIK HAYATIM VE ŞİİR ÇALIŞMALARIM
Hz. Yusuf Kıssası ve Epstein Cemaati
Konyaspo’dan Görkemli Galibiyet
“Benim Kim Olduğumu Biliyor Musun?”
Dünya devini farklı yenen lideri devirdik
Konya Büyükşehir Belediyesi uzaya taşınıyor.
TARİHTEN GÜNÜMÜZE MERHAMETSİZ TEKFİRCİ HARİCİLİĞİN MODERN ADI TAĞUTÇULUK
Siyasette Seviye İçin Muhalefete Kulak Verelim
Kalbe Misafir Olmayı Bilmek
Özbekistan’da 14 Şubat ve Babürlülerin Kurucusu Zahîrüddîn Muhammed Doğum Günü
MOTOSİKLET KAZASI!
Suriye çadır kent sorunu
ANNECİĞİM
Plaka basım atölyesinde yeni dönem
HEPİMİZ ÇARKIN İÇİNDEYİZ
Sosyal Medya: Abartı, Algı ve Sessiz Soygun
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
BATILILARIN KİRLETİLMİŞ MENDİLLERİ: TERÖR ÖRGÜTLERİ
KAYGI
Ayaz Ata ve Nardugan
EĞİTİMDE BİR MİLAT BAŞLAMALI MI?
11. YARGI PAKETİNE LGBT’DE EKLENMELİ
Aziz okuyucularım, kıymetli hemşehrilerim,
Konya'da yayımlanan Yeni Konya Gazetesi'nde başlayacak olan "Kültür Dünyamız” köşesinde sizlerle buluşmanın heyecanı içindeyim. Bu ilk yazıyı Ramazan günlerinde kaleme almak istedim. Çünkü Ramazan, yalnızca takvimde yaklaşan bir ay değil; kalbin, evin, mahallenin ve şehrin yeniden dirilişine hazırlanma mevsimidir.
Bu yazımla sizlerle üç kapıdan geçmek istiyorum:
Ramazan'a hazırlık kapısından…
Kitap ve kütüphane kapısından…
Ve eski Konya Ramazan adetlerinin kapısından…
Ramazan'ın Gelişini Hisseden Şehir
Ramazan ufukta göründüğünde Konya'nın havası değişir. Sokaklarda belli belirsiz bir bekleyiş, evlerde tatlı bir telaş başlar. Çarşıda hurma tezgâhları kurulur, ekmek fırınlarının önünde pide kuyruğunun ilk izleri görünür, evlerden yükselen hazırlık sesleri sokağa taşar.
Her evde bir hareket başlar; ama bu hazırlık yalnızca sofralık değildir. Ramazan'a, gönül sofralarımızı da temizleyerek girmenin arayışı vardır. Kırgınlıklar yumuşar, eski dostların telefonları çevrilir, arife günlerine yaklaşırken "Kime uğramalıyım, kimi sormalıyım?” düşüncesi içimizi yoklar.
Eskiden Konya mahallelerinde bu hazırlıklar daha çok birlikte yaşanırdı. Mahalle bakkalı, fırını, camisi Ramazan'ın kokusunu daha erken duyurmaya başlar; komşular birbirine hurma gönderir, çocuklar cami avlularında kandil şekerlerini paylaşırdı. Davulcunun sahur vaktinde sokaklara yayılan sesi, yalnızca uyanmak için değil, "Bu mahalle yalnız değil” duygusunu diri tutmak içindi.
Belki bugün sofralarımız daha zengin; fakat gönüllerimizin aynı sıcaklığı koruyup korumadığını, mahallenin o eski dayanışma iklimini yaşatıp yaşatamadığımızı yeniden düşünmemiz gerekiyor.
Konya'da Ramazan'a Hazırlığın Ev Hali
Bizde Ramazan hazırlığı biraz da evin dilinden okunur. Evler Ramazan'dan önce adeta bir bayrama hazırlanır; büyük bir temizlik yapılır, perdeler indirilir, halılar silkilir, dolaplar elden geçirilir. Bu temizlik sadece tozu toprağı silmek için değil, içimize de bir ferahlık gelsin diyedir.
Eskiden hanımlar, Ramazan gelmeden erişte, yufka ve şehriye hazırlıkları için bir araya gelirlerdi. Bir gün bir komşunun evinde, ertesi gün bir diğerinde toplanılır; erişteler kesilir, yufkalar açılır, tepsiler dolusu iş biterken sofralar çetnevirle, hoşafla, bazen de mütevazı bir çorbayla şenlenirdi. Fırınlarda tahinli ekmek, evlerde kıvrım kömbeler yapılmaya başlardı. Bu birlikte üretme hâli, Ramazan'ın daha gelmeden paylaşmayla başladığının sessiz bir işaretiydi.
Bugün belki erişteyi, şehriyeyi hazır alıyoruz; ama o sofraların bereketini ve muhabbetini hayatımızda nasıl yaşatacağımızı düşünmek, Ramazan'a hazırlığın bir başka cephesidir.
Kitap ve Kütüphane: Kalbin Hazırlığı
Ömrümün büyük kısmı kütüphanelerde geçti. Yazma eserlerin arasında, mürekkebin kokusunu duya duya yaşadım.
Yıllar içinde şunu fark ettim: Raflardaki her yazma eser, Ramazan öncesinin sessiz bir daveti gibidir. Okunmayı, anlaşılmayı, üzerinde yeniden düşünülmeyi bekler.
Bir yazma eseri elinize aldığınızda aslında bir asırla konuşursunuz. Bir hattatın sabrını, bir müstensihin titizliğini, bir âlimin gecelerini hissedersiniz. Satırlar arasında sadece bilgi değil; bir ömrün emeği, bir kalbin duası, bir öğrencinin merakı saklıdır.
Ramazan'da kalplerimizi nasıl arındırıyorsak, zihnimizi de okumayla arındırmalıyız. Her evde küçük bir okuma köşesi kurulsa, her sofrada iftardan sonra birkaç dakika da olsa bir sahife açılsa, Ramazan'a hazırlanmak bambaşka bir anlam kazanır.
Çünkü kitap yalnızca bilgi vermez; insana sabrı, zarafeti ve sükûneti öğretir. Tıpkı Ramazan'a hazırlanan bir gönül gibi…
Eski Adetler: Geriye Bakmak, İleriye Yürümek
Bir zamanlar şehirlerimizde "sadaka taşları” vardı. Veren el, alan eli görmezdi. İhtiyaç sahibi, gece vakti kimseye minnet duymadan, kimseden utanmadan ihtiyacı kadarını alır giderdi. Geriye ne verenin ismi kalırdı ne de alanın; sadece bir hayır hatırası kalırdı.
Mahalle kültürü bununla sınırlı değildi elbette. Ramazan'a birkaç gün kala fakir sofraları hazırlanır, fitre zarfları sessizce kapı altlarına bırakılır, "Kimse sahura tek başına oturmasın” diye gizli bir seferberlik başlardı. Mahallenin yaşlıları, kimsesizleri, garipleri mutlaka birinin sofrasında yer bulurdu.
Bugün biz de aynı soruyu sormalıyız:
Ramazan‘da gönlümüz hangi güzellikleri hatırlıyor?
Yeniden başlamak her zaman mümkün. Bir komşuya "Bir ihtiyacın var mı?” diye sormak, bir öğrenciyi bir kitapla, bir iftar sofrasıyla tanıştırmak, uzun süredir aramadığımız bir akrabayı bir telefonla hatırlamak, bir kırgınlığı tatlı bir sözle sona erdirmek, mahallemizin bir büyüğünü ziyaret ederek elini öpmek, küs olduğumuz bir kardeşimizle barışmak, namazlarımızı cemaatle kılmaya gayret etmek, Kur'an ayında mukabelelere katılmak, hatimlere başlamak, Gazze'yi, Doğu Türkistan'ı ve diğer mazlum coğrafyaları duadan unutmamak…
Belki de Ramazan'ın ilk adımı, işte bu küçük ama içten hareketlerle başlıyor.
Kültür Dünyamızda Yeni Bir Yolculuk
Bu köşede inşallah Ramazan günlerinde; şehir kültürümüzü, yazma eserlerin hikâyelerini, eski Konya hatıralarını, taş kültürünü, misafirliğin edebini ve kitabın insanı nasıl dönüştürdüğünü konuşacağız.
Çünkü kültür, yalnızca geçmişi anlatmak değil; geçmişi bugünün gönlünde yeniden inşa etmektir.
Ramazan'a başlayıp bayrama adım adım yaklaşırken değil, Ramazan'ı yaşarken; kalplerimiz, kütüphanelerimiz ve şehirlerimiz yeniden dirilsin.
Her çarşamba günü "Kültür Dünyamız” köşesinde siz aziz okuyucularımla bir araya gelmeye devam edeceğiz. Bir sonraki yazıda buluşmak ümidiyle…