Tarih Yazıyoruz

26 Eylül 2019, Perşembe günü eklendi.

Babam bir oturup bir kalkıyor gözlerinden fışkıran alevli heyecanlara yanaklarına doğru süzülen yaşlar karışıyordu.

- Aslanım benim, koçum, Allah seni korusun!

Tüm bu coşkunun sebebi haberlerde izlediği BM konuşmasını yapan Cumhurbaşkanı idi. Meğer biz ne çok özlemişiz liderliği, mazlumun yanında olmayı, haksızlığı yapana ‘Dur!' demeyi. Binlerce yıllık tarihimizden gelen bir duygudur ‘merhamet' bizim için. Ya sorumluluk?

İnsan evrendeki yerinin, hayat sınavında bir gün vereceği hesabın bilincinde değilse niçin görevi benimsesin.

Sorumluluk coşkusuyla beslenmiyorsa kalbi, bencillik bir ahtapot gibi kuşatmışsa ruhunu insan niçin sevsin?

Saygıyı, sevgiyi, sırayı niçin bilsin?

Birine zarar verir miyim ki diyerek ürpermiyorsa için niçin araba kullanırken dikkat kesilsin?

Hayat boş, manasızsa niçin vazifeye inansın?

Vaktiyle her türlü imkana sahip olmasına karşın hayatın boşluğundan yaşanmaya değer olmadığından yakınan bir prens vardı. Odasına kapanır, sürekli düşünür, hiçbir şeyden zevk almazdı. Onun bu haline üzülen babası ülkenin en bilgin kişisini çağırdı ve ona bir hafta süre verdi. Prensi iyi edecek, hayatı sevdirecek bir çare bulmalıydı. Bilge üç beş gün düşündü. Her türlü yolu denedi ama aklına bir çare gelmedi. Bari ölümden kurtulayım diye ülkeyi terk etmeye karar verdi. Yolda giderken bir ovada koyun ve keçilerini otlatan bir çobanla tanıştı. Biraz sohbetten sonra küçük bir çocuk olan çoban muhabbetlerinden cesaretlenerek; "Amca biraz keçilerime bakarsan ben şu görünen köyden azığımı alıp geleyim. Bugün azık almayı unutmuşum.” dedi. Bilge "Olur.” Deyince küçük çocuk gitti. Başına gelenleri düşünürken bir an dalıp giden bilge, keçilerden birinin yavrusunun uçurumdan aşağı kaydığını son anda fark etti. Aşağı inip onu kurtarmazsa yavru orada ölecekti. Çocuğa söz verdiği için tüm zorlukları göze alıp uçurumun aşağısına indi. Sırtına sarıp, yavruyu birkaç denemeden sonra uğraşarak yukarı çıkardı. Tüm bunlarla uğraşırken fark etti ki başına gelenleri, ülkeyi terk etmek zorunda kalışını ölüm korkusunu hiç düşünmemişti. Birden zihninde şimşekler çaktı. Hızla şehre döndü ve krala "Oğlunuzun can sıkıntısına çare buldum!” dedi.

Ona sorumluluk verin. Onun hayata bağlanmasını istiyorsanız başıboşluktan kurtarın. Faydalı olma, mesuliyet duyma hissiyatını veren meşguliyetler verin.

Kibritçi kız hikayesini bilmeyen yoktur. Hiç kimse önemsemeyince soğuktan donar küçük kız.

Bize kim olduğumuzu hatırlatan, gurur duyduğumuz bir başkan dinliyorum kürsüde.

"Siz eğer yoksulluğa çare olmayacaksanız haksızlıklara göz yumacaksanız bu çatı altında niye varsınız?” Diyen bir Başkan.

"Bu İsrail'in sınırları neresi? Ne zaman zulme doyacak?” diyen bir Başkan. Yemen'i, Lübnan'ı, Afrika'yı, Doğu Türkistan'ı, Keşmir'i, Suriye'yi tüm dünyaya gözlerinin içine baka baka " HAKSIZLIK YAPIYORSUNUZ!” diyerek hatırlatan bir Başkan.

VE TÜM DÜNYA TÜRKİYE'Yİ DİNLİYOR. ÇIT ÇIKARAMADAN..

BİZ MEĞER NE ÇOK ÖZLEMİŞİZ MÜMİN DURUŞUNU. . .

Yorumlar
Personel Alımı ve Diğer İlanlar için Tıklayınız
SON DAKİKA HABERLERİ