Yeni Konya Gazetesi - Günlük tarafsız siyasi gazete
İsmail Detseli
İsmail Detseli
ismaildetseli@yenikonya.com.tr

Biz Müslümanlara Yakışmayan Davranışlar

05 Temmuz 2019, Cuma günü eklendi. Font boyutu:

Gıybet iftira kovuculuk ve haset, insanoğlunun en büyük hastalıklarındandır. Haset insanların kazancını yer bitirir, gıybet ve iftira ise dinimizde en büyük günahlardan sayılmıştır.

Kovuculuk yapmak, insanlar arasında laf taşımak insanlara arasına kin tohumları ekmek derseniz, adiliktir ve kıtallik sebebidir.

İnsanlığa çok büyük kötülüğü olan bu gibi hareketler ne yazık ki son yıllarda büyük artış göstererek Anadolumuz'un saf ve temiz insanları arasında büyük felaketlere sebep olmuştur. Hele dinimizin yasak ettiği bu tür işleri yapanlar, ne insanlar arasında ne de Allah katında hiçbir değeri olamayan varlıklardır hatta lanetlenmişlerdir.

Gıybet büyük günahtır, yani bir başka kişinin hakkında gıyaben kötülük içerikli bazı hal ve hareketlerini toplum içersinde bahsederek onun gurunu incitmek onu toplumdan uzaklaştırmak pahasına kullanılan kelimelerin içeriği gıybettir. Peki, o insanda bunlar var ise buna ne demeli diyeceksiniz işte o gıybettir zaten o insanda bu dedikodusu yapılan haller yok ise o zaman iftira ediyorsun demektir. Kur'an, kim ölmüş kardeşinin etini yemek ister buyurur, gıybet için.

Toplumda bu tip hata ve yanlışa düşenleri, diğerleri ne yapmalılar? Sadece ona yaptığı bu gibi yanlış işlerinden dolayı buğz etmeli ama insan olarak yanlış yapma özelliğimiz olabileceği için onu toplumdan uzaklaştırmaya çabalarsak onun daha çok hata yapıp günah işlemesine sebep oluruz. O yanlış yapanları dilimizin döndüğünce çeşitli nasihatler verip yanlışından caydırmaya tekrar topluma kazandırmaya çalışmalıyız.

Kovuculuk ise ayrı bir beladır. İnsanlar arasında "filan adam sana küfretti falan senin hakkında şöyle dedi” diyerek iki Müslüman'ın arasını açmakta büyük felaketlere ve tamiri mümkün olmayan ölümlü vakalar kadar gidilebilir. Bunun örneklerini 65 yaşım itibarı ile çok gördüm ve duydum. Bu tür işler de dinimizde en büyük günahlardan sayılmıştır. Bırakın böyle kovuculuk yapmayı şayet söylenenleri karşı taraf aktarmaz veya daha güzelliklerle aktarırsan o insanlar arsında çok büyük itibar kazanırsın. Bir de riya vardır ki bunları yapanlar da insanlığın yüz karasıdır. Niye bu tip insanlar sadece dünyalık çıkar ve menfaatleri için insanın yüzüne gülerler gerçekleri gizler ve zaman gelince, ardından da o adamın kuyusunu kazamaya çalışırlar? Oysa ki bir insanın doğrusu da yanlışı da yüzüne karşı söylenmelidir, velev ki ucunda zarar görülecek olunsa da yahut ta hiç konuşmadan susmalı.

Yukarı da da belirttiğim üzere bundan 55 yıl kadar önceleri bizim yöremizde böyle dedikodu ve kovuculuk yüzünden birkaç tane cinayet işlenmiş, nice yiğitler bir hiç uğruna ya mezara ya da hapis damına düşmüşlerdir. Böyle bir vak'ada yakın tarihimizde yine vuku bulmuş, genç delikanlılar ardında bir dul kadın birkaç yetim yavru bırakarak ölüp gitmişlerdir. Bunlara sebebiyet veren insanların akıbetini sorarsanız, çok zelil bir biçimde dünyadan göçmüşlerdir.

Çok günahkar olan bir adam "artık benim için kurtuluş yok 99 kişiyi vurdum. Allah beni affeder mi?” diye karamsarlığa düşer. Bir alime gönderirler, karamsar adam durumunu anlatır alime, büyük zat "Allah'ın affı boldur ümidini kesme. Şöyle bir iş yap sen. Çok insanın gelip geçtiği bir yolun yakınına bir tarla bostan ek bostanın etrafına da kuru kavak fidanları dik. Her gelen geçene bu bostanlardan dağıt bol bol yesinler. Ne zaman o kuru fidanlar yeşile dönerse işte o zaman Allah seni affetti demektir” der. Bu söz ile hemen ümitlenen adam çok kervanların gelip geçtiği yola yakın bir tarlasına bostan eker ve yetişen bostanları gelen geçene dağıtır.

Bir gün bir adam gelir at ile bostan sahibi atının yularından tutar "Dur bostan al ye öyle git” deyince yolcu "Yok benim işim acele bırak” diye itiraz ederse de, bostan sahibi bostanı almasında ısrar eder. Adam "Almam yahu işim var şu köyde” deyince bostancı kızar ve "Ulan zaten 99 kişi vurdum günahkârım seni de vurayım yüz olsun, Allah affetmez ise ne yapayım” der ve çeker silahını bostan almayan yolcuyu vurup öldürür. Bir de bakar ki bostanın kenarlarına diktiği bütün kuru kavak fidanları yeşerivermiş. Bostancı hemen bu durumu kendisine akıl veren âlime gelip danışır sıkılarak suçlu adam. Alim olan zat bir araştırma yapar ki meğer yolcu olan adam çok laf taşıyan insanların arasına nifak ve kin tohumları eken biri imiş. O gün de iki köy arasında ki bir iftirayı veya bir sözü öbür köye abartarak söylemek için gidiyormuş.

İşte laf taşıma, koğuculuk bu kadar kötüymüş... Oysa şu son günlerde sevgiye, kardeşliğe, birbirimize sıkıca kenetlenmeye ne kadar da ihtiyacımız var.

Bu yazı 376 kez okundu.
Yorumlar

Yazarın tüm yazılarını görmek için tıklayınız!

KÖŞE YAZARLARI
SON DAKİKA HABERLERİ