ŞEB-İ ARUS

 

"Herkes gibi bizde gittik;

Susanların arasına girdik…

Çünkü feryadımız haddi aşmıştı zaten.

Biz gittik; kalanlar sağ olsun.

Kötüysek kötülüğümüzle geçip gittik;

İyi idiysek anın bizi hatırla!”

Hz. Mevlânâ

 

Ayrılıkların en zorudur ölüm, ne de soğuk bir yüzü vardır. Böylesine soğuk bir hadiseyi düğün gecesi (Şeb-i Arûs) olarak ifade ediyor Hz. Mevlânâ. Burada "Şeb-i Arûs”ü da açıklayalım: "Şeb-i Arûs” Farsça bir kelimedir. "Arûs” düğün, "şeb” de gece anlamında olmak üzere "Şeb-i Arûs” düğün gecesi denektir. Biliyorsunuz düğün gecesinde seven sevdiğine kavuşur. Allah'a kavuşma gecesi olduğu için, ölüm bir düğün gecesi olarak ifade ediliyor.

 

"Şeb-i Arûs” törenleri, semâ ile özdeşleşmiş durumda ve insanlar genellikle bunun için geliyor. Ama günümüzde günümüzdeki "Şeb-i Arûs” etkinlikleri tam arzu edilen şekilde değil. Mesela semâ ayinindeki ritüellerin ne anlama geldiği program içinde anlatılabilir. Aslına bakarsanız Mevlânâ'yı anmaktan çok, anlamak önemlidir. Çünkü Mevlânâ yaklaşık 800 yıldır güncelliğini kaybetmemiş ve her dönemde insanların önüne çıkan önemli bir düşünürdür. Her konuda fikir beyan etmiş, her tür insandan, hatta her din kesiminden insanın ilgisini çekebilecek beyitler yazmıştır. Hz. Mevânâ, gönlü Allah ve Peygamber sevgisiyle dolu bir erendir. "Ben yaşadığım müddetçe Kur'an'ın kölesi ve Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.)'in ayağının tozuyum. Benden kim bundan başka bir söz naklederse ben ondan da bîzarım, o sözden de." işte bu eren hayatını çekimi içeriğini böyle özetliyor. Onun beyitlerden nice dersler çıkarabilmeli ve bu bağlamda hayatımıza yön vermeliyiz.

"Ölüm yok olmak değildir; ölüm, öbür dünyada tekrar var olmaktır; ölüm gerçek hayatın başlangıcıdır.”

 

 

 


Yazarın Diğer Yazıları