Kazım ÖZTÜRK
Kazım ÖZTÜRK
kazim.ozturk@yenikonya.com.tr

ATA MİRASI VAKIFTA, VAKIFLAR KONUŞULDU

16 Mayıs 2022, Pazartesi günü eklendi.

Vakıflar haftası sebebiyle TYB Konya Şubesi, yerinde bir karar alarak haftaya uygun bir mekanı seçmiş. Burada Vakıflar konuşuldu. Panel şeklinde yapılan sunumu yarına bırakarak, Ata mirası vakıf olan Sahip Ata Külliyesi hakkında siz değerli okurlarıma tarihi bilgiler arz etmek istiyorum.

Taç kapısının iki yanında birer sebili bulunan cami, kıble duvarının arkasında yer alan türbe ve hankahla çifte hamamdan ibarettir. Hankah girişinin karşısındaki çifte hamam dışında diğer yapılar farklı tarihlerde mimari açıdan birbiriyle bağlantılı biçimde inşa edilmiştir. Külliyenin bânisi kitâbelerde ismi geçen Selçuklu vezirlerinden Sâhib Ata Fahreddin Ali'dir. Daha çok bânisinin adıyla tanınan külliye bulunduğu yerden dolayı Lârende, bitişiğindeki hankahtan dolayı Henergeh-Energe Camii ve Külliyesi olarak anılmasının yanı sıra hamam da Lârende Kapısı, Sultan ve Şifa Sultan Hamamı isimleriyle bilinir. Caminin mimarı, taç kapının sağındaki sebilin cephesinde madalyonlar içinde kitabede ismi yazılı olan Kölük b. Abdullah'tır. Diğer yapıların mimarı tam bilinmemekle beraber Kālûyân el-Konevî ile Kölük b. Abdullah'ın isimlerinden bahsedilmektedir. 656'da (1258) başlayan külliyenin inşası türbeye yapılan ilâveler sebebiyle 682 (1283) yılına kadar sürmüştür. 1570'te cami ve hamam, 1825'te cami, 1848'de cami, türbe ve çifte hamam, 1871'de cami ve 1960-1962'de çifte hamam onarım geçirmiş, son olarak 2007 yılı içinde cami ve taç kapı esaslı bir şekilde tamir edilmiştir.

Cami; Külliyenin en erken tarihli yapısıdır. Orijinal mihrabı hariç bugünkü bina 1871'de yaptırılmıştır. Kuzeydeki avlu kapısı, mukarnaslı yaşmaklı ve iki yandaki emzikli sebillerin üzerinde tekrarlanan düğümlü kaval silmelidir. Mukarnaslı sebil pencerelerinin altında antik lahitlerden musluklu birer hazne vardır. Taç kapının sağında on altı yivli gövdeye sahip, şerefe üstü yenilenmiş bir minare yükselir. Günümüze ulaşmadığı düşünülen diğer minaresiyle birlikte taçkapının çifte minareli olduğu söylenebilir. Caminin kuzeydeki kapısının kündekârî tekniğinde kanatlarının ilk yapıdan kaldığı bilinmektedir. Tavanı on iki ahşap direkle taşınan bugünkü cami, mihrap eksenindeki daha geniş olmak üzere kıble duvarına dik beş sahından meydana gelen kare planlı bir yapıdır. Kıble duvarının ortasında kısmen zemine gömülü durumda mozaik çini tekniğinde bir mihrabı vardır. Mihrabın iki yanındaki yarım yıldız planlı iki kâgir ayak, ortadan kalkmış bulunan diğer iki ayakla birlikte mihrap önü kubbesini taşımaktaydı. 1964'te yapılan sondaj ve kazı çalışmaları sonucu caminin doğu, batı ve kuzey yönlerinde duvar temelleri tespit edilmiş, bundan yapının kuzeydeki taç kapıya kadar uzanan kıble duvarına dik yedi sahınlı, mihrap önü kubbeli, ahşap direkli bir yapı olduğu anlaşılmıştır (Karamağaralı, sy. 3 [1982], s. 51). Eski fotoğraflarda görülen hankahın girişindeki ahşap direkli sundurmaya ait stalaktitli başlıklar muhtemelen yangınlardan kurtarılabilmiş camiye ait son örneklerdir. Bugünkü başlıklar düz olup bir özelliği yoktur. Kuzey yönündeki ahşap mahfille güneybatı köşesindeki minber camiye sonradan eklenmiştir.

Türbe; Taş ve tuğladan inşa edilen yapıya hankahın kubbeli avlusunun kuzeydoğu köşesindeki kapıdan geçilir. Türbe bugün çatıyla örtülü bir dehlizle bu bölüme geniş bir sivri kemerle açılan, kare planlı ve Türk üçgenleriyle geçişi sağlanan kubbeli ziyaret bölümünden oluşur. Bu bölümdeki üçü önde, diğerleri arkada altı adet çinili sanduka Sâhib Ata Fahreddin Ali'ye, büyük oğlu Tâceddin Hüseyin'e, küçük oğlu Nusretüddin Hasan'a, kızı Melike Hatun'a, muhtemelen torunu Şemseddin Mehmed'e aittir. Dehlizden kubbeli bölüme açılan kemerdeki kitâbede türbenin 682'de (1283) yenilendiği belirtilmektedir. Dehlizin kuzey duvarında camiye açılan bir kapı, doğu duvarında dört adet pencere bulunur. Kubbeli bölümden kuzeydeki camiye düz atkılı, güneydeki hankaha altta düz atkılı, üstte sivri kemerli, mozaik-çini tekniğinde ajurlu şebekeli bir pencere, batı yönüne sadece en üstteki ajurlu bir şebekeye sahip üst üste sıralı üç pencere açılır. Türbenin dikdörtgen planlı, tonoz örtülü mumyalık katına hankahın kuzey eyvanının zemininden inilmektedir. Türbe dehlizinin doğu duvarının üst tarafında kûfî yazılı "Ali”ler yer alır. Kubbeye geçişi sağlayan üçgenler ve kasnağı dolaşan çiçekli kûfî yazı kuşağı çiniler mozaik tekniğindedir. Merkezdeki kûfî yazılı madalyonun etrafını kubbe eteğine kadar balıksırtı desenli tuğla örgüler çevreler. Türbe duvarları da zeminden yaklaşık 2,5 metreye kadar fîrûze renkli altıgen çinilerle kaplıdır.

Hankah; Taçkapısındaki kitâbeye göre 678'de (1279) inşa edilmiştir. Kapının soluna iki, sağına bir olmak üzere basık kemerli, derinliği az, eyvan biçimli dükkânlar yapılmış, daha sonra onarım esnasında bunların sayısı beşe çıkarılmıştır. Basık kemerli kapıdan iki ucu beşik, ortası çapraz tonozlu bir dehlize geçilir. Dehlizin kuzey duvarında örülmüş bir kapı, güney duvarında yüksekte kalmış dikdörtgen bir pencere bulunmaktadır. Sıva raspaları ve zemin sondajları sonucu günümüze ulaşamamış açıklıkların temel izleri seçilebilen mekânlara geçişi sağladığı anlaşılmaktadır. Dehlizin sonundaki basık kemerli kapıyla hankahın köşeleri pahlanarak sekizgene dönüşmüş kubbeli avlusuna geçilir. Avlu zemininde önceleri sekizgen bir havuz vardı. Buradan üç yönde, eyvanlı olup pahlı köşelerdeki sivri kemerli kapılardan bugün ayakta olmayan odalara geçilmekteydi. Dikdörtgen planlı bu odalar köşe bingilerinin izlerinden anlaşıldığı kadarıyla kubbeyle örtülüydü. Eyvanların duvarları ince şeritlerle çerçevelenmiş fîrûze renkli altıgen çinilerle kaplıdır. Pahlı köşelerdeki kapıların üzerinde orijinali ajurlu, çini mozaik şebekeler yer almaktaydı. Bunlar daha sonra elden geçirilirken bazıları ahşaplarıyla değiştirilmiştir. Ayrıca kubbe kasnağı, kubbe içi ve merkeziyle pandantiflerde çini-mozaik, sırlı tuğla ve tuğla bezemeler görülür. Zeminleri avluya göre yukarıda kalan eyvanlardan güneydekine alçı bir mihrap yerleştirilmiştir.

Hamam. Hankahın karşısında yer alan kitabesiz çifte hamam 1258-1279 yılları arasında inşa edilmiş olmalıdır. Duvarlarda moloz taş; kemer, tonoz, kubbe ve üst örtüye geçişte tuğla kullanılmıştır. Selçuklu dönemi çifte hamamlarının en büyüğü olan yapı doğu-batı doğrultulu simetrik plana sahip dikdörtgen şeklindedir. Kuzeydeki erkekler kısmı, güneydeki kadınlar kısmıdır. 1934 yılına ait bir tespite göre hamamın bazı bölümleri değiştirilerek keçe imalâthanesi yapılmıştır. Batı yönünde yer alan soğukluklar kare planlı olup muhtemelen ahşap tavanlı iken bugün betonarme olarak yenilenmiştir. Her iki kısmın üzeri aydınlık fenerlidir. Ilıklıklar bir büyük, iki küçük kubbe ile örtülüdür. Yalnızca erkekler kısmında küçük kubbelerden biri eliptiktir. Sıcaklık bölümleri her iki kısımda dört eyvanlı ve dört köşe halvet hücrelidir. Halvetler kubbe, eyvanlar ise sivri kemerli tonoz örtülüdür. Erkekler kısmının sıcaklığında sekizgen bir göbek taşı mevcuttur. Sıcaklıkların arkasına sivri kemerli tonoz örtülü su deposu ve külhan yerleştirilmiştir. (İslam Ansiklopedisi)
Yorumlar
Personel Alımı ve Diğer İlanlar için Tıklayınız
SON DAKİKA HABERLERİ