Mekke Anlaşması
ÇİN TİYATROSU VE BİZİM FİGÜRAN GAZETECİLER
Fahri Ticaret Müfettişliği Sistemi Getirilsin
ATA YURDU AYMANAS
Kandırıldıkça Göğerenler
OSMANLIDA BİR RAMAZAN NASIL GEÇERDİ?-2-
GAZZE, MEKKENİN FETHİ ÖNCESİ DÖNEMİ YAŞIYOR
KASKO YAPTIRMALI MI YAPTIRMAMALI MI ???
TÜRKİYE’NİN AFRO-AVRASYA’NIN BÜTÜN ENERJİ VE TEDARİK KORİDORLARINDA VE HATLARINDA YÜKSELEN GÜÇ ETKİSİNİN STRATEJİK GÜÇ ÇARPANI MİMARİSİ DAHA DA DERİNLEŞİYOR.
BİRAZ…
Bir Kelimenin Peşinde Yirmi Yıl, Bir Medeniyetin Peşinde Asırlar
GENÇLİĞİMİZİ ve GELECEĞİMİZİ TEHDİT EDEN EN BÜYÜK TEHDİT UYUŞTURUCU BAĞIMLILIĞI BELASI
24 Temmuz Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’in Doğum Günü ve Türkistan Cedit Hareketinin Öncülerinden MahmudHoca Behbudi’nin 150. Doğum Yıl Dönümü Etkinliği
Kullukta Kolaya Kaçmak!
TOPLUMSAL YOZLAŞMA VE OKUL MEZUNİYET PARTİLERİ
Bu Ne Perhiz ? Bu Ne Lahana Turşusu ?
Konya’da iyi ki belediyeler var! Vatandaş ekmek ve etliekmek zammına tepkili…
AYDOĞDU’DAN DÜNYA BELEDİYELER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA…
İĞNE ELİMDEYDİ, SÖKÜĞÜ GÖREMEDİM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
Eskiden mahremiyet, duvarların arkasında saklı bir hayattı. Herkesin bir sınırı, bir mesafesi vardı. Şimdi ekranların önünde şekil değiştiren dijital çıplaklık. Günlük hayat, düşünceler, hatta duygular... Ekranların önünde, kalabalıkların içinde şekil değiştiriyor. Kalabalıklar içinde görünmeden yaşamak artık mümkün değil gibi. Artık görünür olmak, var olmakla eş tutuluyor. Ne kadar görünüyorsan o kadar yaşıyor, o kadar varsın. Ama bu görünürlüğün sınırı çizilmediğinde, kişi kendine ait olanı kaybetmeye başlıyor. Sürekli paylaşmak, sürekli anlatmak, her anı belgelemek... Tüm bunlar bizi özgürleştirmiyor. Aksine, sınırlarımızı bulanıklaştırıyor.
Mahremiyet; saklanmak değil, seçmek demek. Nerede duracağımıza, ne kadarını paylaşacağımıza karar verebilmek. Kalabalıklar içinde görünmeden yaşamak zor, ama gerektiği kadar görünmek mümkün. Herkese açık olmak zorunda değiliz. Bazı şeylerin sadece bize, en yakınımıza ait olması hala mümkün ve çok kıymetli.
Çünkü sınırsızlık, felakettir. Hem dijitalde hem insani ilişkilerde... Kendini kaybetmek, herkesleşmek, herkesin istediği gibi biri olmaya çalışmak, kişinin öz benliğini silikleştirir. Mahremiyet ise o özün koruyucusudur.
Yalan ve gösteriş olmadan, sade bir varoluş... İşte bu belki de en kıymetli duruş. Dijital dünyada bu duruşu korumak kolay değil, ama imkansız da değil. Gerçekten paylaşmak istediğimizde, göstermeye değil, anlatmaya niyet ettiğimizde başlar mahremiyetin yeni biçimi.
Üstelik bu sadece kişisel bir mesele değil. Toplumsal olarak da mahremiyet algımızı kaybediyoruz. Bir influencer kadının, yeni ölmüş biri üzerinden bile prim yapmaya çalıştığı bir dünyadayız. Giden gencecik bir can toprağa verilirken, mezarlıkta video çekip içerik üretmeye çalışan bir "insan" olabilir mi? Bu, sadece etik değil, insanlıkla da bağdaşmıyor. Sessiz kalmayı, acıya saygı duymayı, yasın mahremiyetini bilmediğimiz bir yere savrulduk.
Bu çağ bizi her yerde görünür olmaya zorlarken, kendi sınırlarını çizebilenler bir adım öne çıkıyor. Geri çekilmek değil bu; bilerek, isteyerek, kendine rağmen değil, kendinle birlikte var olmak.
Konya’ya Bahar Geldi
HEPİMİZ ÇARKIN İÇİNDEYİZ
Efsanelerin Yemişi
Sessiz Tanık / Saatli Cami
Kommagene’nin Kalbi PERRE
Mehir’le Kurulan Yüz Yuva
Konya’nın Yüreğine Ateş Düştü
Tarsus’ta Bir Nefeslik Yol Hikayesi
Perdeler Anılar Kapılar
GÖKLERDE BİR DESTAN: KONYA’DA ANADOLU KARTALI-2025