Yeni Ambalajlı Eski Bir Kaos
150 YILDIR İNGİLİZ SİYONİZM-KEMALİZM PARANTEZİNE ALINMIŞ VE ZİHNİYET HARİTALARI İBLİS’İN ALGORİTMASI İLE KOTLANMIŞ OLANLARIN SON SİYASİ HAMLESİ...
HELÂL DAİRESİNDE YAŞAMAK KURTULUŞA, HARAMLAR İSE FELAKETE SÜRÜKLER
Kiraları konut sahipliğinin düşük olması yükseltiyor
SEÇERSEN
NEZAKET VE ZARAFET
Kaleme Yemin Olsun ki… (Alzheimer/Demans)
MESELELERE KUR’AN PENCERESİNDEN BAKMAK
MİLLÎ İRADE DİNÎ İRADE İLE AYAKTA DURUR
Özbekistan’da Rakamlarla Gelişmeler
Bu Ne Perhiz ? Bu Ne Lahana Turşusu ?
NATO Zirvesinin Zırvalayanları
YAZMA ESERLERİN İZİNDE
Konya’da iyi ki belediyeler var! Vatandaş ekmek ve etliekmek zammına tepkili…
DÜNYA KUPASI VE MİLLİ TAKIM:
MİZAHIN MİZANI
AYDOĞDU’DAN DÜNYA BELEDİYELER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA…
İĞNE ELİMDEYDİ, SÖKÜĞÜ GÖREMEDİM
Savaşın Yeni Yüzü: Ekran Başındaki Cepheler ve Simülasyonun Gücü
Kupayı Trabzonspor Kazanmadı Konyaspor Kaybetti.
Her şey için teşekkürler Konyaspor…
Batı medeniyeti 14 asır boyunca tarihin her aşamasında İslamiyet'i kendisi için bir tehdit olarak algıladı. Bunun içinde İslam medeniyetine karşı üstünlük sağlayabilmek adına kendisini Yahudi inanç sisteminin kucağına atmaktan bile geri kalmadı. Bu korkunun en temel nedenlerinden birisi tarihi hafızasından kaynaklanıyor. İslam önce Arap sonrada Türk devletleri aracılığıyla 10 asır boyunca Batı medeniyetine üstün geldi. Ve bütün bu dönemler boyunca da İslam sancağı Sünni İslam geleneği üzerinden 7 kıta 72 millete hükmetti. Bu durum Batı medeniyetini bize karşı hep ön yargılı ve tedbirli, endişeli bakış açısına sahip olmasına neden oldu. İşte bugün artık tarihin en büyük kırılma zamanlarından birine şahitlik ediyoruz. İslam bir kere daha Türklerin önderliğinde dünya siyasetinde hak ettiği noktaya emin adımlarla ilerliyor. Yakın gelecekte tüm insanlık adaleti, paylaşmayı, merhameti, insan doğasına ve fıtratına en uygun yaşam modelini bizler aracılığıyla tanışmış olacak. Bu bana ait hamasi bir söylem değildir.
Bakın bir ABD Think Tank kuruluşu olan Stratfor'un kurucusu ve ABD'nin en ünlü siyaset bilimcisi ve stratejistlerinden olan George Fredman "Gelecek 100 Yılda Dünyamız” adlı çalışmasında Türkiye'nin konumunu nasıl tanımlıyor? "Bölgede Amerika'nın gücü azaldıkça, bölgedeki ülkelerinin zayıflığı ve istikrarsızlığı Türkiye'yi daha aktif rol almaya zorlayacak. 2050'de Türkiye'nin etkisini hissettirdiği coğrafya neredeyse Osmanlı İmparatorluğu'nun topraklarına erişir hale geliyor. Öncelikle Arap dünyası ve Doğu Akdeniz'de dominant güç oluyor. Ardından Kafkaslar, Orta Asya, Kuzey Afrika'nın bazı bölgeleri ve Balkanlar'da da etkin şekilde güçleniyor. Türkiye Geniş Bir Coğrafyanın Sanayi ve Finans Merkezi Olacak. Türkiye bölgesinin doğal ve insani kaynaklarını kullanacak. Geçmişte nasıl Almanya Türkleri işgücüne dâhil ettiyse, gelecekte de Türkiye de bölgenin ekonomik faaliyetlerinde mıknatıs görevini alacak. Tüm bu senaryo, ancak ülkenin iç istikrarını koruması durumunda gerçekleşebilir. Avrupa, Asya ve en son Afrika'nın kilit ülkesi haline gelecek Türkiye, bu lider durumundan yararlanacak. Bu geniş coğrafyanın sanayi ve finans merkezi haline gelecek. Başka bir deyişle, Türkiye'nin 10 yıl önce başlayan süreci giderek hızlanacak.”
11 Eylül saldırıları ile İslam'ın önü kesilmek ve İslam coğrafyası esaret altına alınmak istenmişti. Aynı zamanda bu olayla birlikte tüm dünyada medya aracılığıyla terörist, cihatçı radikal İslam anlayışı pompalanmaya başlandı. Batı'nın İslam coğrafyasında acımasız bir kıyımı meşrulaştırabilmesi için önce Müslümanları Batı toplumlarının gözünde şeytanlaştırması gerekiyordu. 11 Eylül ve Boko Haram, El Kaide, Deaş vb. gibi. İslami Cihatçı Terör örgütlenmeleri sadece bu amaç için planlanmıştı. Bu örgütler eliyle kanlı eylemler ve kameralar karşısında kafa kesme operasyonları düzenleterek bunları dünya medyasına dağıttı. Ayrıca Batı'nın büyük şehir merkezlerinde metro, alışveriş merkezi gibi mekanlarda yani insanların toplu bulunduğu ortamlarda bu örgütlere canlı bombalar aracılığı ile eylemler yapmasını sağladılar. Gece gündüz tüm kanallardan bu bağlamda propaganda çalışmalarına maruz kalan Batı toplumu tıp literatürüne İslamfobia olarak adlandırılan yani İslam korkusu olarak adlandırılmış bir psikolojik rahatsızlığın emarelerini yaşamaya başlamıştı.
Allah katından gelen ve peygamberlerin dilinden insanlara ulaştırılan hak din; her devirde kâfirlerin elebaşlarını korkutmuştur. Çünkü onlar, insanlar üzerinde kurdukları baskı ve sömürü düzenlerini kaybetmekle yüz yüze gelmişlerdir. İnsanları, "Allâh'a kul olmaktan çıkarıp kula kul hâline getiren her sistem”, İslâm'ın çağrısıyla büyük bir korkuya kapılmıştır. Bu, buzun, Güneş ışıklarını görünce eriyip gitme korkusudur. Bu, hak geldiğinde, bâtılın yok olup gitme korkusudur.
Hazret-i Mûsâ (a.s.) Firavun'un sarayına gittiğinde, Hazret-i İbrahim (a.s.) Nemrud'u Allâh'ın dînine dâvet ettiğinde, Hazret-i Îsâ (a.s.) insanları İncil'e davet ettiğinde zalimler nasıl titremişse, Peygamber Efendimiz Mekke'de "Lâ ilâhe illâllah!” dediğinde, Mekke'deki kibir abidesi putperest zalimler, Roma da, Sâsânî İmparatorluğu da öyle korkmuştur. Müslümanlar Medine'ye hicret ettiğinde, orada meskûn Yahudiler nasıl korkmuşsa, tarih boyunca Müslümanlarla karşı karşıya gelenler de hep aynı korkuyla korkmuştur.
İslâm onların canlarına, mallarına, dinlerine, çocuklarına, ailelerine, ticaretlerine, hatta içkilerine, bazı günahlarına karışmadığı hâlde; onlar İslâm'dan neden korkmuşlarsa, bugün İslâm'dan korkanlar da aynı sebeple korkmaktadırlar. Zira Güneş çıkınca gölgeler kaybolur. Habis ruhlu insanlar, temizlerin aralarında gezmesinden rahatsız olurlar; içlerinden "temizleri” çıkarmak isterler.
Peygamber Efendimiz, Müslümanların "Allah!” demesinden korkan bu insanlarla önce konuşmuş, onların gönüllerine ve zihinlerine ulaşacak yollar aramıştır. Ama duymak istemeyenden daha sağır, görmek istemeyenden daha kör kimse yoktur. İnsanın kalbi katılaşmaya başlayınca, taştan, kayadan bile daha sert, daha vurdumduymaz olur.
DÜNYA KUPASI VE MİLLİ TAKIM:
KIYAMETE KADAR TÜRKLERE VERİLEN GÖREV “KÂBE MUHAFIZLIĞI”
2 ASIRLIK HATANIN BEDELİ KAYBOLAN GENÇLİK
TÜRKİYE – NATO ARASINDA SON VE BÜYÜK FİNAL
5G NE KADAR GÜVENLİ?
BATI MEDENİYETİ İSLAM’DAN NEDEN KORKUYOR?
TASARLANMIŞ KONTROLLÜ KAOS
SON HAÇLI SEFERİ VE SAVAŞIN KABALİST ARKA PLANI
RAMAZANDAN İSTİFADE EDEBİLMEK
FATMA NUR ÖĞRETMENİM ÖZÜR DİLERİM. SUÇ BENİM.