RAMAZANDAN İSTİFADE EDEBİLMEK
Alaeddin’den Mevlânâ’ya Ramazan Yürüyüşü
ÜNLÜ EDELİM
KONYA’DAN NEVÂÎ VİLAYETİNE TİCARİ YATIRIM FIRSATLARI VE KARDEŞLİK KÖPRÜSÜ
Kalem, insanın dünyada bıraktığı en uzun ve kalıcı ayak izidir
SORU İÇİNDE SORU!
Gündem Değil, Vicdan Örtülüyor
Epic Fury: Ortadoğu’da Jeopolitik Bir İntiharın Anatomisi
Konyaspor’dan müthiş dönüş… Futbolu işte bunun için seviyoruz.
Ekonomik sorunların kaynağı sadece talep artışı değildir
FIRSATÇILIKTAN KURTULUŞ AYI RAMAZAN
İran Çetin Ceviz Çıktı
Birlik İsterken Fitneyi Ateşleyenler
ZENGİN FAKİR KAYNAŞMASINI YARDIMLAŞARAK SAĞLAYALIM
Evcil Hayvanlar Çocuk Gelişimini Nasıl Etkiler
SENİN DÜNÜR
İRAN’DAN SONRA SIRA KİMDE?
Seküler Ahmaklığın NEET İhaneti
Yaş Almak mı, Derinleşmek mi?
Konyaspo’dan Görkemli Galibiyet
ANNECİĞİM
Plaka basım atölyesinde yeni dönem
HEPİMİZ ÇARKIN İÇİNDEYİZ
Sosyal Medya: Abartı, Algı ve Sessiz Soygun
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÜLTÜR VE EDEBİYAT MERKEZLERİ ve TÜRKİYE YAZARLAR BİRLİĞİ KONYA ŞUBESİ ÖRNEĞİ
BATILILARIN KİRLETİLMİŞ MENDİLLERİ: TERÖR ÖRGÜTLERİ
KAYGI
Ayaz Ata ve Nardugan
Bir Müslümanın ramazandan istifade edebilmesi, ilahi, rahmet iklimine yelken açabilmesi için iyi insan olmak, doğru insan olmak, Allah'ın bahşettiği şu varlığını kemale taşımak gibi bir derde sahip olması gerekir. Yani insan kendine varlık bahşeden ve bu varlığını kemale taşımak için her türlü imkân ve fırsatları bahşeden ve sonunda da huzuruna çıktığında kendine hesap soracak olan Rabbine karşı mahcup olmamak onun huzurunda cevapsız ve çaresiz duruma düşmemek gibi bir derdin sahibi olmalıdır.
Ancak ne var ki, günümüzde yaşanan dünyamızın materyalist ortamı insanın bu derdini gerçek zemininden kopardı hiç alakası olmayan başka zemine taşıdı. Günümüz insanının tüm dertleri, sıkıntıları artık hazlarına, zevklerine ve dünya kazançlarına dair şekillendi. Günümüz insanı kendisinin Rabbisinin huzurundaki konumunu ve onun kendisini beğenisini değil sosyal medya hesaplarındaki takipçilerinin beğenilerini dert eder hale geldi. Günümüz insanı kendi ruh ve akıl sağlığına ilişkin eksikliklerini ve hatalarını dert edinen değil kıyafetlerindeki, dış görünümündeki noksanlıklarını dert edinen ve bunlarla mücadele ederek kendi insan varlığına yatırım yapmaya çalışan bir kimliğe büründü. Bundan dolayı da günümüz insanı asla kendini bu beyhude arayış ve yetersizliklerinden dolayı ne mutlu, ne güvenli nede huzurlu hissedemiyor. Modern dünyanın kendisine biçtiği basit ilkel bedeni ve maddi kazançlara dayalı küçücük bir dünyanın kıskacında adeta hayvanat bahçesinde kafese konulmuş bir aslan misali acı ve ıstıraplar içerisinde kıvranıyor.
Tüm bu ıstıraplarla baş edebilmek, hak ve hakikate yelken açabilmek ancak ve ancak aynen 14. Asır önceki ilkel, putperest, cahiliye toplumunda olduğu gibi Efendimizin (S) o muhteşem ahlakı ile tanışmakla mümkün olabilir.
Nasıl ki millet olarak saatlerimizi Grenwich noktasından geçen meridyene göre ayarlayarak aramızda uyum sağlıyorsak. Aynı şekilde gönül ve ruh dünyamızın "0” ayar noktası Efendimizin (s) muhteşem ahlakı olmalıdır. Toplumsal huzur ve güven ancak bu sayede gerçekleşebilir.
Bu gün toplumsal hayatımızda şiddetin yaygınlık göstermesi ve devletimizin tüm kanuni tedbirlere, ağır cezalara rağmen bu süreç karşısında çaresiz kalmasının en temel sebebi de budur. Herkesin bireysel hırs ve ihtiraslara büründüğü, toplumsal ortak paydaların aşındığı bir ortamda hiçbir insan kendisini yeterince güven ve huzur ortamında hissedemeyecektir.
Selamlaşma ve selamlaşmanın önemi. Selamlaşmanın yaygın olduğu bir ortamda kötülüğün hayat bulması mümkün değildir.
Allah'ın 99 isminden biriside "El – Mü'min” dir. Allah güvenin kaynağıdır. Allah mesajını kiminle gönderdi "Ruhul Emin” le (Cebrail (as), Kime Muhammedül Emin'e yani emin bir peygambere. Sonuçta amaç emin bir toplum, şahsiyet ve kimlik inşa edilmesi amaçlanmıştır.
Huzur Ama Nasıl
Padişah vezirini huzuruna çağırarak sorar: Bana hizmet eden hizmetçimin hayatta benden daha mutlu olduğunu görüyorum, Acaba sebebi nedir? Hâlbuki onun hiçbir şeyi yok. Ben ise padişahım, her şeyin sahibiyim, ama onun kadar huzurum ve keyfim yok.
Bunu işiten Vezir cevap verir: Ey Padişahım, sen ona 99 kuralını uygula! Padişah be kural nedir dedi.
Gece bir torbaya 99 altın koyup kapısına bırak ve üzerine de "Bu 100 altın sana hediyedir” yaz sonra kapısını çal ve olanları izle. Padişah merakla vezirin anlattığını yapar.
Hizmetçi kapıyı açar, sağına soluna bakar ve altınları alır. Heyecanla altınları sayar lakin bir tane altının eksik olduğunu görünce "Galiba dışarda bir yere düştü” diyerek çoluk çocuk kayıp altını aramaya koyulur.
Gece boyunca kayıp altını ararlar, bakmadıkları sokak yoktur. Hatta boş araziler ce sokaklardaki eşyaların bile altlarına bakalar. Ama nafile. Eksik altını bulamadıkça baba, çocuklarını azarlar hatta bir ara onlara saldırır hale gelir.
Ertesi gün olur sabah, hizmetçi kederli, düşünceli olur. Çünkü bütün gece uyumamış kayıp altını aramıştı. Suratı asık, keyifsiz, her halinden şikâyetçi bir tavırla padişahın huzuruna gider. Böylece Padişah 99 kuralının anlamını öğrenmiş olur.
Aynen öylede bazen biz, Allah'ın bize ihsan ettiği 99 nimetini unuturuz. Sonra hayatımızı o kayıp bir nimeti aramakla geçiririz.
FATMA NUR ÖĞRETMENİM ÖZÜR DİLERİM. SUÇ BENİM.
İNSANLIĞA DÜŞMAN ŞETAN VE ONUN ASKERLERİ
GÜNAH ADASININ ARKASINDA YATAN GERÇEKLER
YENİDÜNYA DÜZENİNE GEÇİŞ SÜRECİNDE TÜRKİYE
BAYRAK NEDİR?
SAVAŞIN BARONLARI
İNSANOĞLUNUN EN BÜYÜK İMTİHANI, YAPAY ZEKÂ
HELAK OLAN GÜNAH TOPLUMUN ŞEHRİ, POMPEİ
ÜLLİMİNATİ VE MÜZİK PİYASASI
KÜRESEL GÜÇLERİN ELİNDEKİ SİHİRLİ GÜÇ, BİLİM