TÜRKİYE’NİN ÇELİK ZIRHI: CUMHUR İTTİFAKI...
15-16 Temmuz 2016 yılinda ülkemiz ve dünya
Nato-Pentagon destekli FETÖ ihanet yapılanmasının, Türk Devleti'nin güvenlik kurumlarına sızdırılmış unsurları ve Vesayetci Kemalist unsurlarla işbirliği içinde kanlı bir darbe girişiminde bulundular.Bu ihanet kalkışması Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dirençle dik durması ve milleti meydanlara davet etmesi ve de devletin güvenlik kurumlarındaki Milli kesimlerin sert karşılık vermesi neticesinde 16 Temmuz sabahı şafak sökerken ihanet çeteleri ve arkasındakiler kısa sürede derdest edildiler.
Buraya kısa bir nokta koyarak 15-16 Temmuz 2016 uzanan süreci ve gelişen olaylara kısaca bakmakta fayda var.
2011 yılında "Arap Baharı" halk kalkışması Suriye'de de patlak verdi.Siyonist Obama yönetimi bu iç kargaşada Suriye rejiminin düşmesini engellemek için İran'ın resmi yayılma doktrini "Şii Hilali" vekil silahlı çetelerini Esat rejimine destek amacıyla devreye sokmasinın ardından yüz binlerce rejim muhalifi kıskaca alınarak Türkiye sınırına doğru katliam yaparak sürüldü.Sayıları dört milyona yakın bir sığınmacı telef olmaması için Türkiye sınır kapılarını açtı.Böylece İran destekli vekil çeteler ve PKK'lı çeteler güney sınır boylarında konuçlandırıldı.
Böylece Türkiye, Irak sınırı da dahil Suriye sınırı boyunca kuşatmaya alındı..Bu istila projesini sahada ABD adına CENTCOM KOMUTANLIGI içindeki Siyonist zihniyetli generaller yönetiyordu.
Bu süreç ile birlikte Siyonizmin iltisaklı yapıları
(FETÖ, PKK ve muhalefetin pek çok kesimi iç istikrarsızlığı yaygınlaştırmak amacıyla top yekün harekete geçirildi.
Bu ihanet hamlesinin en organize olanı ise malum "Gezi" olayı ile başlatıldı.
Bu kalkışmayı tüm ülke sathına yayarak o çok denenmiş bir "Sorozcu Renkli Devrim" aracılığıyla meşru iktidarı düşürmeye yönelik Batı adına Siyonist kurgulu bir projenin hayata geçirilmesi eylemiydi.
İstanbul'da başlatılan kitlesel kalkışma Ankara ve İzmir'de pek etkili olmadı.Bu ihanet kalkışmasının dalgaları Anadolu kapılarına ulaşmadan ve güvenlik güçlerinin içlerindeki hain FETÖ unsurlarının bütün çabalarına rağmen kontrol altına alınarak etkisiz kılındı.
Bu olaylarla ilerleyen süreçte Kadim Türk Devlet Aklı İç Cephe'de güvenliği sağlayarak devlet yönetiminin yukardan aşağıya doğru karar makenizmasının merkezileşmesi projesinin ilk hamlesini 10 Ağustos 2014 Referandumu ile Başkanlık Sistemine giden yolun ilk adımı Halk oyuyla Cumhurbaşkanı seçimi halkın çoğunluğu ile kazanıldı.Boylece Tayyip Erdoğan seçilmiş Cumhurbaşkanı oldu..
Bu referandum yenilgisi Batıcı-Siyonist muhalefet bloğunu salladı.
Devlet Bahçeli'nin Genel Başkanlığını yaptığı MHP'de, Akşener-Özdağ sahte milliyetçi fraksiyonu
Mhp'yi ele geçirmek için sahte imzalarla kurultayı açıp partiyi ele geçirmek teşebbüsleri sahte imzalardan dolayı yargıdan döndü.Akabinde Devlet Bahçeli bu kirli ve sahte milliyetçi yapıyı çembere alarak ve kıskacı daraltarak kapının çıkışına doğru sürükledi.Tarih 2014 Kasım ayı.
Akşener-Özdağ tayfası ayrılığın ardından çok tanıdık kaynakların mali desteği ile yeni bir parti kurdu
Erdoğan seçilmiş Cumhurbaşkanı olunca Dışişleri Babanı Davutoğlu Erdoğan tarafinda Başbakanlığa getirildi ve 2015 yılına girerken Milletveki seçimi tarihi Haziran ayı olarak belirlendi.
2015 Haziran seçimi sonuçları beklenen istikrarı sağlamadı.Ak Parti %42 oy almasına rağmen hükümet kuracak sayıya ulaşamadı.İç ve Dış Cephe'de Türkiye koalisyona gidiyor naraları atılmaya başladı.. Türkiye'nin 90'lı yılların koalisyon çalkantısına sürüklenmesi parlamentonun kapısına dayanmıştı.Dış güçlerin koalisyonlarla yenide Türkiye'yi kontrole alınacağı tehlikesi doğmak üzereydi.Selahattin Demirtaş'ın başındaki HDP partisi özellikle CHP tarafından körüklenen şu motto ile "her evden Demirtaş'a bir oy" kampanyası ile HDP %13 oy almıştı.Baraj sınırını hemen üstünde oy alan parti bilinen ihanet merkezleri tarafından parlatılmıstı.
Kılıçdaroğlu-Aksener ve Demirtaş arasında yoğun bir temas ve görüşme trafiği gırla gidiyordu.Hatta Vesayetci güç odaklarından sızan haberlerde Chp-Ak Parti koalisyonu için zemin yoklamaları bile başlamıştı.Davutoğlu Başbakanlığın da CHP koalisyona Davutoğlu'nun da taraftar olduğu ortalığa saçılmıştı.
Bu gelişmeler olup biterken,muhalefetin malum kanatları en çok MHP-Ak Parti koalisyonu endişesi ile beklenmedik ve şaşkınlık veren bir iddia ile Demirtaş'ı sahaya sürerek medyada "Sayın Bahçeli hükümeti sen kur...muhalefet olarak arkandayız" açıklaması yaptı Demirtaş..
Devlet Bahçeli bu öneriye çok sert sözlerle karşı tavır koydu..
Ve Bahçeli, Demirtaş'ın ifadesine karşı şöyle bir açıklamada bulundu:
"sen hangi yetki ve cüretle konuşuyorsun..Ben şimdi Cumhurbaşkanımızın yanına gidiyorum...çıkışta açıklamada bulunacağım".
Bahçeli, Cumhurbaşkanı ile konusmasın ardından şu açıklamada bulundu:
"Cumhurbaskanı ile mutabakatimız üzre seçimlerin Kasım ayında yenilenmesi olacak...ve de bugün itibariyle Türk Ordusu'nun güzide birlikleri Güneydoğu'da PKK terör örgütünün kazdığı hendekleri ve tünelleri berhava etmek üzere harekatı başlattı. Allah yar ve yardımcıları olsun.."
Nihayet 2015 yılı Kasım ayına doğru Güneydoğudaki hendekler ve tüneller sınır boylarında kadar uzantılarıyla birlikte yerle bir edildi.Pkk beklenenin çok ötesinde kayıplar verdi.
Seçimler selametle yapıldı.Ak Parti tekbaşına iktidar olacak oyu aldı.Mhp'de son dönemlerin en yüksek oyunu alarak dik ve kararlı duruşun sembolü oldu...
Bu Kasım seçimine giderken Erdoğan Davutoğlu'ndan istifasını istedi ve yerine Binali Yıldırım getirildi... Davutoğlu,Rus uçağının Suriye-Turkiye sınır çizgisinde düşürülmesinde ki sorumluluğu ve 2015 seçiminin kaosu ortamındaki siyasi kırılganlığının yol açtığı kifayetsizliği ve bugün için bilmediğimiz devlet sırrı yanlışlarıyla erezyoma uğramış bir siyaset müsveddesi olarak bir süre sahneden, başka bir yanlışa yeniden düşerek, çekildi.
O günlerde Türk Devlet Aklı sonradan gelecek yıkım projelerine karşı çok önemli zeçri tedbirler aldı Devlet'in bekası için.
Biz biliyorduk ki, bu topraklarda birikmiş ihanet ve kirliliğin yeniden projelendirilip sahaya sürüleceği çok geçmenden uç verecektir...200 yıllık süreçte,ihanetin kol gezdigi o acılı yıllarda İmparatorluğumuzu çökertip bizi Anadolu'ya hapsedip ve oradanda dağıtacakları hesaplarını nasıl birbir çökertiysek, gelecek her türlü melaneti de defedecek bin yıllık birikmiş kudrete sahiptik...
2016 yılının 15-16 Temmuz'unda Kadim Türk Devleti ülkeyi o ihanet kalkışmasının zorbalığın- dan dillere destan bir dirençle halkıyla elele feraha çıkardı...
2014'de ve 2015'de bir bakıma örtülü ve 2016 yılı kanlı kalkışması sırasında Türk'ün ortak iradesinin çatısı ve zırhı olarak CUMHUR İTTİFAKI kızıl gök ve yağız yer arasında bütün azametiyle vücut buldu...Sonraki başarı dolu yıllara da damgasını vurdu ve vurmaya da devam edecek..
O kanlı günden bu yana 10 yıl geçti... önümüzdeki Temmuz ayının ilk haftasında Ankara'da toplanacak NATO Zirvesine dahil olurken geçmiş günlerin talimat alan kenar ya da kanat ülkesi değil, Afra-Avrasya ve Büyük Ortadoğu coğrafyasının tek Merkez Devleti olarak o masaya oturacak.
Cumhurbaşkanımız Erdoğan yapacağı tarihi konuşmanın satır aralarında "...10 yıl önce Vatanımda, NATO ve Pentagon destekli darbeyi ve müsebbilerini berhava eden Devlet'in Başkanı olarak..."başlayan konuşmasında çok anlamlı tarihi ifadeler kullanacağından eminim.
Yazarın Diğer Yazıları